16 Nisan 2017 referandumuyla kabul edilen ve 24 Haziran 2018 tarihinde yürürlüğe giren partili Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’yle Meclis’in “etkinliğinin azaldığı” sık sık dile getiriliyor.
Yeni sistemde Meclis’in denetim yetkisi, bütçeyi veto etme hakkı, güvenoyu ve gensoru yetkisi yok. Meclis’in etkinliğinin azaldığı, çıkardığı kanunlarla Cumhurbaşkanı’nın tek başına çıkardığı karar ve kararnamelerin mukayesesiyle de net şekilde görülüyor.
Parlamenter sistemde seçilmiş cumhurbaşkanı yurtdışına çıktığında, yine seçilmiş olan Meclis Başkanı vekâlet ederken şu anda Cumhurbaşkanı tarafından atanan yardımcısının vekâlet etmesi dahi tek başına yeni sistemin eksikliği.
Meclis eski Başkanı Mustafa Şentop’un, “Yeni sisteme göre Meclis’i biraz daha yasama alanında etkin hâle getirecek enstrümanların İçtüzük’te olması gerektiğini” ifade etmesi de bunun göstergelerinden.
***
İSMİNİ VERMEK İSTEMEYEN MİLLETVEKİLİ!
İktidara yakın (yandaş) gazeteciler, milletvekilinin ismini vermeden vekillerin sıkıntılarını dile getiriyorlar.
Birisi AKP’de milletvekilliği, diğeri belediye meclis üyeliği yapmış ve her akşam ekranlardan kulis bilgisi paylaşıyorlar.
Bunlardan birisi, son dönemde görüştüğü iktidara yakın milletvekilinin (artık iktidara yakın milletvekili nasıl oluyorsa) bürokrasi üzerinde etkilerinin azaldığını ve siyaset hareket alanının giderek daraldığını ifade ettiğini söylüyor. Bu nedenle mevcut sistemde bu konuda bir iyileştirme yapılması gerektiğini, siyaset kurumunun etkinliğini artıracak düzenlemelerin hayata geçirilmesinin önemli olduğunu dile getirdiğini aktarıyor.
Yeni sistemde bakanlar Meclis dışından atandığı için Meclis’e gelmiyorlar. Öyle olunca milletvekilleri bakanlara ulaşamıyor.
İkincisi ise sadece bu kadarcık bir şeyi söyleyebilmek için adını vermemesi de yeni sistemin getirdiği yeniliklerden!
***
“ACİZLİK VE KİFAYETSİZLİK…”
İktidara yakın milletvekilinin(!) bu şikâyetlerini alıntılayan eski milletvekili yandaş gazeteci ise, “Bürokrattan şikayet eden bir iktidar partisi milletvekili bence milletvekilliği yapmasın” derken şu ibretlik sözleri söylemiş:
“O şikâyetin iki sebebi vardır: Birincisi, milletvekilliğinin artık işe yaramaz bir sistemik hal almış olmasıdır. İkincisi, şikâyet eden milletvekilinin gücünün hiç olmamasıdır. Başka bir deyişle, kartvizit vekil olmasıdır. Sistematik bir sorun varsa doğrudan bundan şikâyet etmelidirler. Kendileriyle alakalı hususun da dermanı/çaresi yok. Bürokratı şikâyet her bakımdan acizliğin ve kifayetsizliğin göstergesidir. Öyle bir acizlik ve kifayetsizliktir ki bu, kendi adlarıyla çıkıp konuşabilme yürekliliğini dahi gösteremiyorlar. Ne mi yapıyorlar? İktidarı destekleyen gazetecilerin kulağına fısıldıyorlar adlarını zikretmemek koşuluyla. Bir de orada burada konuşup duruyorlar. Milletvekilinin evvela kendine saygısı ve özgüveni olmalı. Bir de cesareti. Gücünün ve saygınlığını hakkını verebilmeli.”
***
VATANDAŞ NE YAPSIN?
Yeni sistemle ilgili bu örnek bile sistemin yürümediğinin bir göstergesi. Yandaş gazetecinin dediği gibi sağda solda ismini vermeden konuşuyorlar ve sistemden şikâyet ediyorlar. Yandaş gazeteciler de kulaklarına fısıldanan sözde kulisleri ekranlarda âlâ-yı valâ ile anlatıyorlar.
İsmini vermeyen iktidar milletvekilleri bile bürokrasiden şikâyet ediyorsa, muhalefet milletvekilleri vatandaşın derdini çözmek için bürokrata nasıl ulaşsınlar?
Sistemin uygulanmaya başladığı ilk yılın sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir yılı geride bıraktık, eksiğiyle artısıyla her şey ortaya çıkıyor. Bundan sonraki süreçte de nerelerde ne gibi aksamalar varsa bunlar da giderilerek yolumuza devam ederiz” demişti.
Ardından parti yetkilileri sistemin rehabilite edileceğini, bu amaçla komisyonlar kurulduğunu söylediler. Yetkililer sistemde bazı kireçlenmeler olduğunu, “hepsinin masaya yatırılıp röntgeninin, MR’ının çekileceğini” de itiraf etmişlerdi.
Ancak geçen sekiz yılda ne aksamalar giderildi ne sistem rehabilite edildi ne de MR’si çekildi. Kireçlenmeler devam etti, ediyor.
Artık kimse ağzını dahi açamıyor. Ancak ismini vermeden şikâyet edebiliyor.