"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir asırlık teşhis: Zihniyet değişimi ve bürokrasi

Abdurrahman TAN
31 Ağustos 2026, Pazartesi
Bediüzzaman Said Nursî’nin bir asrı aşkın süre önce dile getirdiği ve günümüze ulaşan o mütefekkirane tespiti, bugün de toplumsal hayatımızın ve idari kültürümüzün en hassas dengelerinden birine ışık tutuyor ve bugün de üzerinde önemle durulması gereken bir noktadır.

Eserindeki o ince ifadeyi hatırlayalım: “Kürt ve emsâli, fikren meşrûtiyetperver olmuş ve oluyorlar. Lâkin, bâzı memurun fiilen meşrûtiyetperver olması müşküldür. Halbuki, akılları gözlerinde olan avâma ders veren fiildir.”1 

Bu cümle; Kürt veya başka bir ırkın özelliğinden bahsederken aslında toplumu oluşturan fertlerin karşı karşıya kaldığı, sadece geçmişe ait bir idarî tabloyu bize sunmuyor; aksine insan zihninin, toplumsal beklentilerin ve kurumsal yapıların uyum sağlama hızındaki tabii arkı anlatıyor. Halkın gönlünde ve zihninde filizlenen değişim arzusu —daha adil, daha kapsayıcı, daha şeffaf ve daha anlayışlı bir kamu görevi beklentisi— her zaman bürokrasinin hantal çarklarından çok daha hızlı yol alır. Zira fikirler kalbe bir anda yerleşebilir; fakat yerleşmiş ve kalıplaşmış alışkanlıkların, yılların birikimi olan idarî reflekslerin nezaketle ve suhuletle dönüşmesi zaman ister.

Günümüz dünyasında da benzer bir sürecin tatlı telaşını ve zaman zaman yaşanan tatlı-sert tezatlarını gözlemleyebiliyoruz. Bugün toplum olarak daha şeffaf, daha katılımcı, adaleti ve liyakati merkeze alan bir yönetim anlayışına zihnen hazırız; hatta bunu kalben arzuluyoruz. Mevzuatlar değişiyor, metinler yenileniyor, muazzam hedefler dile getiriliyor. Ancak sıra bu yenilikleri gündelik hayatın kılcal damarlarına ulaştırmaya geldiğinde, masa başındaki uygulayıcının eski kalıpları esnetmesi kolay olmuyor. Zihniyet değişimi, kanun maddesi değiştirmek kadar hızlı gerçekleşen bir sihir değildir; sabır, eğitim ve en önemlisi samimi bir niyet gerektirir.

İşte tam bu noktada, “akılları gözlerinde olan” geniş kitlelerin bakış açısı devreye giriyor. Buradaki “avam” ifadesini, gündelik hayatın koşturmacası içinde soyut teorilerle değil, bizzat tecrübe ettiği gerçeklerle yaşayan güzel insanlarımız olarak okumak gerekir. Vatandaş, süslü vaatlerin veya uzun nutukların sıcaklığına değil; bir devlet kapısında gördüğü tebessüme, mahkeme koridorunda hissettiği adalete, mülakatta hak ettiğine dair duyduğu güvene bakar. Kulağa ulaşan kelimeler zamana yenik düşebilir; ancak göze hitap eden, kalbe dokunan adil bir eylem, zihinlerde ve gönüllerde silinmez izler bırakır.

Bugün ihtiyacımız olan şey, reform kelimesini daha yüksek sesle seslendirmek değil; onu gündelik muamelelerimizin içine zarafetle yedirmektir. Kurumlarımızın yüzünü güler yüze, üslubunu tatlı dile, kararlarını ise şefkatli bir adalete tahvil etmektir. Zira toplumun devlete ve sisteme olan inancı, kâğıt üstündeki ilkelerle değil; sahada tecrübe edilen o samimî, adil ve insanî dokunuşlarla yeniden inşa olunur.

Her birimiz bulunduğumuz makam, mevki ve görevde halkın haklı beklentilerine zamanında ve adil bir şekilde cevap verdiğimiz an, çok şeyin değiştiğini görmüş olacağız. Gerçek ve kalıcı değişim, büyük vaatlerden ziyade her görevlinin bulunduğu makamda halkın haklı taleplerine samimiyet ve adaletle vereceği somut karşılıkla başlar.

Dipnot:

1- Münazarat, s. 158.

Okunma Sayısı: 236
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı