"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Çoban Yesar’ın hukuku

Süleyman KÖSMENE
04 Ağustos 2026, Salı
Ali Bey: “ Bir insanın fakir, muhtaç veya zor durumda olması, hırsızlığı ya da başkasının hakkına el uzatmayı meşrû hâle getirir mi? İslâm, ihtiyaç sahibine merhamet ile suç işleyene adalet arasında nasıl bir denge kurar?

Hırsızlık Hırsızlıktır

Hırsızlığın bahanesi olmaz. Geçerli sebebi de olmaz. Masumiyeti de olmaz.  Ancak, insan zorda kalır, aç ve açıkta kalır ve bir yardım eline muhtaç olursa ona yardım edilir. Bu da İslâm’ın emridir. Gerçekten zorda kalmış birisi olur ve yardım alamazsa içinde yaşadığı toplum, derece derece bundan sorumlu olur. 

Fakat burada azamî önem taşıyan husus, doğruluk prensibidir. Bu prensip yara almışsa, bu yaranın açtığı hasar daha başka mağduriyetlere sebep olur.

Hicretin altıncı senesinde Ukl ve Ureyne kabilelerinden birkaç hasta, benizleri solmuş, karınları şişmiş olarak Peygamber Efendimiz’in (asm) yüksek huzuruna geliyorlar ve Müslüman olduklarını söylüyorlar, şehadet kelimesi getiriyorlar. Peygamber Efendimiz’e (asm) İslam’ı tasdik etmek ve emirlerini yaşamak üzere biat ediyorlar. 

Ardından Peygamber Efendimiz’e (asm): “Ya Resulallah! Biz fakir ve yoksul kimseleriz. Bizi barındır, yedir, içir.” diyorlar. 

Peygamber Efendimiz (asm) de onların Ashab-ı Suffe yanında kalmalarını emir buyuruyor.  

Adamlar bir süre burada, Ashab-ı Suffe yanında kalıyorlar. Fakat daha sonra buranın havası hastalıklarına uygun gelmiyor ve adamlar Peygamber Efendimiz’in (asm) huzuruna çıkarak:

“Ya Resulallah! Biz çölde yaşamaya alışmış koyun ve deve sahipleri idik. Biz çayırı, çimeni, bağı, bahçesi bol yerde yaşamaya alışık değiliz. Medine’de ikamet hoşumuza gitmiyor. Develerinizin bulunduğu yere çıkmamıza izin verseniz…” diyorlar. 

Çoban Yesar’a İhanet

Peygamber Efendimiz de (asm) bunların ihtiyacını görmek için, hazineye ait bulunan sadaka develerinin yanında çoban Yesar ile birlikte kalmalarına izin veriyor. İzin verirken de:

“Develerin sütlerini bol bol içiniz. İyileşirsiniz.” buyuruyor. 

Adamlar Çoban Yesar ile birlikte develerin yanında kalmaya başlıyorlar. Burada develerin sütlerini içiyorlar ve iyileşiyorlar. Burada sıhhate kavuşuyorlar, vücutları sağlamlaşıyor.  

Buraya kadar her şey gayet güzel, her şey adamların lehine gelişiyor. 

Çünkü, başta Peygamber Efendimiz (asm) olmak üzere Sahabeler adamlara yardım etmek için seferber olmuşlardır. 

Fakat adamlar bu noktadan sonra, develerin yanına vardıklarında, çoban Yesar’ı yalnız bulunca ihanete soyunuyorlar: 

1- İrtidad ediyorlar. Yani dinden dönüyorlar. 

2- Çoban Yesar’ın ellerini ve ayaklarını çapraz kesiyorlar. Gözlerini diken batırarak çıkarıyorlar. Dilinin altına diken sokuyorlar. Ve Yesar’ı ölüme terk ediyorlar. Çoban Yesar ölüyor. 

3- Develeri de gasp ediyorlar. Önlerine katıp sürüp gidiyorlar. 

...Ve Adalet

Peygamber Efendimiz (asm) bu haydutların arkasından adam koşturuyor. Haydutları yakalatıp getirtiyor. Ve tıpkı Yesar’a yaptıkları gibi ellerinin ve ayaklarının çapraz kesilmesini, gözlerinin çıkarılmasını ve nihayet Hare denilen siyah taşlıkta ölüme terk edilmelerini emir buyuruyor.1  

Bu olay üzerine şu ayet nazil olmuştur (Olaya Cenab-ı Hak da müdahil olmuştur.): 

“Allah ve resulüyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışanların cezası şudur: Öldürülürler yahut asılırlar yahut elleriyle ayakları çaprazlamasına kesilir yahut bulundukları yerden sürülürler. Bu onlar için dünyada bir rezilliktir. Âhirette de onlara büyük bir azap vardır.”2

Olay böyle. Olayda zulüm yok, adalet var. Hukuk var. Toplumda Çoban Yesar’ların hakkı ve hukuku aranmazsa nice haydutlar, nice masumlara zarar verirler.      

Dipnotlar:

1- Buharî, Tecrit Tercümesi, 1/181, 182

2- Maide Suresi: 33

Okunma Sayısı: 211
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı