"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir şefkat kahramanı: Fatma Özden Özkişi

Yasemin GÜLEÇYÜZ
23 Ekim 2019, Çarşamba
“Fatma Özden Özkişi” ismini Yeni Asya Neşriyat’ta çıkan kitapları ile tanıyorsunuzdur.

* Hoş Sohbetler

* Yaşarken Kaçamadıklarım

* Ömrümün Gurub Vakti

* Hey Gidi Günler Hey

* Hayat Tadında

Hepsi de gelirlerini öğrencilere burs olarak vermek niyetiyle ard arda yazdığı kitaplar. Bunun için gerekli olan evrakları hazırlatıp, imzalamış.

Onunla ilk defa bir Risale-i Nur dersinde tanışmıştık. Ders akabindeki sohbetimizde yaşı kemâle ermiş, hayatı türlü çeşit sıkıntılarla boğuşmakla geçen bir İstanbul hanımefendisinin dilinden tertemiz İstanbul Türkçesi ile tane tane dökülen nezih hatıraları dinlemek doğrusu çok keyifliydi. 

Ardından Mehmet Kutlular Ağabeyin yönlendirmesiyle basılan ilk kitabının tanıtımı vesilesiyle düzenlediğimiz mütevazı kahvaltıda biz hanımlara kıssadan hisselerle süslü hayat hikâyesini de aktarmıştı. Kaba konuşmaları, homurtuları ve davranışları artık yadırgamadığımız İstanbul’da lâtif şakalarla süslediği sohbetinde kullandığı kelimeler müziğin nağmeleri gibi kulaklarımızı adeta yıkayıp, temizleyerek nasıl da kalbimize akıvermişti…

MUALLİME HANIM

Üniversite eğitimini Fizik üzerine yaparken babasının isteği üzerine eğitimini bırakıp Sultanahmet Yüksek İktisat ve Ticaret Okulu Bankacılık bölümüne girer. Maksad babasının işlerine yardımcı olmaktır. Babası vefat ettiğinde evin en büyük evlâdı olarak kardeşlerinin bakımı ve eğitimi konusunda annesine yardımcı olur. Özel dersler verir. Kur’ân kurslarında sabahın erken saatlerinde başlayan dersler, eve geldikten sonra da özel dersler şeklinde devam eder. İnsanları sever ve işlerini zevkle yapar.

Kurs öğretmenliği sırasında Anadolu’nun dört bir yanından gelen öğrencilere annelik, ablalık yapar… Dertlerini dinler, teselli eder. Onların eğitimini kabiliyetlerine göre yönlendirir.

Öğretmenlik süresince yanından iğnesi ipliği hiç eksik olmaz. Eteği sökülen, örtüsü yırtılan öğrencileri bir kenara çekip, söküklerini yırtıklarını diker, saçlarını tarar, onlara uyumlu giyinmenin sırlarını anlatır. Bugün artık yetişkin birer hanımefendi olan öğrencilerinin onu arayıp sorması, ziyaretine gelmesi aralarındaki sevginin samimiyetini gösterir.

1969’da roman hikâye yazarlarımızdan Bahattin Özkişi ile evlenir. Eşinin yazı çalışmalarını hep destekler. Eşinin söylediklerini hızlı yazı teknikleriyle not alır. Sonrasında temize çeker ve düzeltmeler yapar. Böylelikle beş senelik evlilikleri boyunca dört kitap ortaya çıkar. Kızı henüz dört yaşında iken eşi vefat eder…

BEŞ YILLIK KALKINMA PLANI

Kendisine beş yıllık bir kalkınma planı hazırlamıştır. Üniversite eğitimi sırasında II. Dünya Savaşı’nda yenilen Almanya’nın kısa zamanda nasıl kalkınabildiğini öğrenmiştir. Karşılığı halkın çalışması olan para basmıştır ekonomisi “sıfır” olan Almanya, Amerika ve Rusya’nın ağır baskılarından böylelikle yani çalışkanlığı ile sıyrılabilmiş, sıfırdan yükselişe geçmiştir. Bunu düşünür. Kılık kıyafet hiç satın almaz, sadece yemeğe ve acil ihtiyaçlara para ayırır. “Sanki yedim” camiini yaptıran zatı da unutmaz. Kimseye muhtaç olmaksızın evini alır, kızını büyütür, evlendirir.

Emek vermek, hedefleri için çabalamak önemlidir. Allah her emeğin karşılığını fazlasıyla verir, hiçbir şeyi unutmaz.

SICAK BİR YAZ GÜNÜ

Yazlıktayken torunlarının denizden çıkmadığı sıcak günlerden birinde sıkılır gibi olduğunda kısacık bir hikâye yazar. Yazdıkça aklına çok güzel mânâlar gelir. Kelimelerin yerli yerine oturduğunu, bildiği, ama konuşma dilinde kullanmadığı bir çok kelimenin yazı dilinde hayat bulduğunu fark eder. O günden beri de yazar yazar… Hanımlara da yaşadıklarını kayda geçirmeyi tavsiye eder. Kayıt tutmak her konuda önemlidir. Hem kelimelerin derinliğini fark edip, konuşmamızı düzene sokar, hem hafızamıza yardımdır, hem rahatlatır…

SİZLER DE TOHUM EKİN!

Gençlik yıllarında ona Risâle-i Nurlar’ı tanıtan Gülseren Hanımı hep hayırla yâd eder. Gülseren Hanım gönlüne bir tohum ekmiştir, yıllar sonra o tohum meyveler vermeye başlamıştır. Tohumu harekete geçirenlere de hep müteşekkirdir.

Onun Risâle-i Nur sohbetlerinden aldığı feyz bir başkadır. Bu hâli başka bir yerde bulamamıştır. Hanımlar bu Nurlu sohbetleri “iki elleri kanda olsa” aksatmamalıdırlar…

Düşünüyorum da onun hayatını aslında bir kitabının arka yüzünde yer alan cümlecik çok güzel ifade etmekte:  “İnsan yeter ki başkalarına faydalı olmak, bir şeyler vermek istesin. Yapabilecek neler yok ki? Fedakârlık, cömertlik, sabır, vefa, dostluk, anlayış…”

DUÂ TALEBİ - Geçtiğimiz günlerde sevgili kızından gelen haberle vücudunun bir tarafının felç olduğunu öğrendik.  Bütün hastalarımızla birlikte Özden Ablamıza da duâlarınızda yer verir misiniz? Malûmunuz ‘’ Risale-i Nur’un şahs-ı manevisinden  gelen şifa duâsı öyle yüz bin doktora mukabil gelir’’ 

(Bediüzzaman Said Nursî, Kastamonu Lâhikası)

Okunma Sayısı: 1342
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı