"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Önce aile

Yasemin GÜLEÇYÜZ
17 Temmuz 2019, Çarşamba
Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi tarafından yıllık olarak hazırlanan ve bu seneki başlığı ‘Değişen Dünyada Aile’ olan Dünya Kadın İlerleme raporuna göre kadınlar için en tehlikeli yerlerden birinin kendi evleri olduğu belirtildi.

“Hukukta kadınlara yönelik negatif ayrımcılığın azalması konusunda büyük ilerlemeler görüyoruz, ancak beklendiği üzere aile yasalarındaki değişim oldukça yavaş” diyen BM Kadın Birimi Genel Direktörü Phumzile Mlambo-Ngcuka, “Aile içi şiddetin şaşırtıcı derecede yaygınlaştığını gösteren istatistikler, kadınlar için en tehlikeli yerlerden birinin evleri olduğunu gösteriyor.” şeklinde konuştu. (www.treuronews.com, 25.6.2019)

EVLER, HAYATIN MERKEZİNDE OLMALI

Modern dünya kadını evden uzaklaştırmak için her türlü yöntemi kullanıyor. 

Amaç: Üretime katkısını arttırmak (ev kadınları üretime katkıda bulunmuyormuş gibi), ekonomik hürriyetin kazandırmak. Çocuk sayısını sınırlandırıp kreş sistemini yaygınlaştırmak, yaşlılar için bakımevleri, boşanma hukukunu kadın lehinde kolaylaştırmak, evlilik yaşını ertelemek... 

Ülkemizde de konu ile ilgili yapılan hukukî düzenlemeler ard arda gelmekte. Hem de yaklaşık iki yüz yıldır... Hepsi önemli kazanımlar elbette. Bununla birlikte kadın dışarda çalışsa da hiçbir şey aile hayatından daha kıymetli değil.

BEDENİMİZE UYMAYAN ELBİSE GİBİ

İslâm dünyasının Batı medeniyetini örnek almaya başladığı Tanzimat dönemi sonrasında yapılan değişikliklerden aile  kurumu da nasibini almıştır. Ülkemizde şu anki medeni hukuk da farklı Batı ülkelerinin hukuk sistemlerinden devşirilmiştir. Batıdan devşirilen bu elbisenin bedenimize uymadığı bir hakikattir. Elbisenin tekrar gözden geçirilmesi gerektiğinin en son misali ülkemiz tarafından 2011’de imzalanan  İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanundur.

İstanbul’da imzalanan bu anlaşmayı 44 ülke ‘’şerh’’ koyarak kabul ettikleri halde ülkemiz ‘’şerhsiz’’ ilk imzalayan olmuştur. Rusya, Bulgaristan, Macaristan gibi  Avrupa ülkeleriyse kısaca inançlarıyla uyuşmadığı gerekçesiyle İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmişlerdir. 

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

Ülkemizde 6284 sayılı kanun büyük bir tepkiyle karşılanmıştır. Bu kanundaki süresiz nafaka, çocuk haczi, kadının beyanı asıl alınarak delil olmaksızın erkeğin evden uzaklaştırılması, boşanma dâvâlarında mal paylaşımı, çocuğunu görmek için her defasında yatırılması gereken harçlar gibi uygulamalar özellikle erkekleri evlilikten yıldırmaktadır. 

İşin içinde ayrıca homoseksüel ve lezbiyenliği normalleştirip ‘’Toplumsal cinsiyet’’ adı altında böyle ailelerin hukukî alt yapısını hazırlamak var ki ayrıca incelenmesi gereken önemli bir konudur. 

MEB vesilesiyle Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (TCE) kavramının pilot okullarda eğitimine başlanmıştır. Aile Bakanlığı TCE’yi desteklemektedir. Feminist derneklerin konu ile ilgili projeleri vardır. 

KADEM

Takip ettiğimiz kadarıyla 6284 sayılı kanunda yapılması istenen değişikliklere Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) engel olmaktadır. Yoğun tepkileri yaptıkları açıklamalarla sakinleştirmeye çalışmaktadırlar. İslâmî feminist akademisyen hemcinslerimizin bu konuda yapılacak hukukî değişikliklere karşı olmaları çok ibretli bir tablodur. Zira suistimale açık hukukî haklar kadınlara iyilik değil, aileye kötülüktür. 

EN HAYIRLI AİLE REİSİ

Şiddet insanlık tarihi kadar eski bir problemdir. Peygamberimizin (asm) ‘’İçinizde en hayırlınız kadınına karşı iyi davranandır’’ tarzındaki kendi hayatında da uyguladığı bir dizi nasihati Müslümanlar için örnek bir modeldir. Aynı zamanda erkeğin de şüphesiz dünya imtihanıdır.

Dinimizde aile hayatı ile ilgili hükümlerde evlerimiz hayatın merkezine alınır. Müslümanın dünyadaki cenneti ve sığınağı olarak tanımlanır. Özellikle mü’min kadınlar için Peygamberimizin (asm) hanımları şahsında ‘’Hânelerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti dilinizden düşürmeyin. Allah bütün incelikleri ve gizlilikleri bilir, her şeyden haberdardır.’’ (Ahzab Sûresi. 34.) nasihati verilir. 

HÜLÂSA

Şu anda küresel bir plân dahilinde hukuki alt yapı da dahil olmak üzere kadınlar için evleri en tehlikeli alanlardan biri olarak kurgulanıyor.  

Ülkemizde de küresel planlar güdümünde uygulanmakta olan aile politikaları var olan problemlere karşı kadını kışkırtıp yalnızlaştırıyor. Korumak yerine çaresizleştiriyor. Oysa ki problemlere sahasında uzman olan geniş kadrolarla bütün siyasetlerin üstünde kendi toplumsal değerlerimize uygun çözümler getirilebilir. Aile Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ve sivil toplum kuruluşlarından beklenen vazife budur.

6284 sayılı kanunda düzenlemeler yapılmalıdır!

Okunma Sayısı: 2048
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    17.7.2019 19:08:24

    Ailesine iyi davranan yani karşılıklı iyi davranan..

  • Ali

    17.7.2019 11:12:51

    Tebrikler teşekkürler.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı