"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yıldızlar kayıp mı olur?

Yasemin GÜLEÇYÜZ
20 Kasım 2019, Çarşamba
Geçen günlerde vefat eden ünlü kadın tiyatro sanatçısı Yıldız Kenter ile Bizim Aile dergisinde yayınlanan bir sohbetimiz vesilesiyle tanışmıştık. (Yeni Bizim Aile, Şubat 1991)

İlk tanışmamız değildi. Radyo tiyatrolarından, sinema filmlerinden onu, eşi Şükran Güngör ve kardeşi Müşfik Kenter’i  tanıyorduk, ama yüz yüze tanışmanın yeri başka elbette. 

Nezihe Araz’ın senaryosunu yazdığı, merhum Halit Refiğ’in yönettiği ’‘Hanım’’ filminde muhteşem oyunculuk kabiliyetiyle Olcay Hanımın kişiliğinde giderek yalnızlaşan ‘’Atatürk kadını’’nı anlatmıştı. Yaşlı, hasta, tek kızı tarafından ilgi görmeyen yalnız bir kadının hikâyesi doğrusu çok etkileyici ve hüzünlüydü. 

‘’Hanım’’ filmi üzerine konuşmak için randevu alıp sevgili Zübeyde Gökalp ile Taksim Harbiye’deki Kenter Tiyatrosuna gitmiş, oyun provası sonrasında zaman zaman merhum eşi Şükran Güngör’ün de iştirak ettiği keyifli bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kuşaklar arası iletişim kopukluğundan başlayıp, mutluluğun anlamı, ölüm ve ahiretin varlığına uzanan bir sohbetti bu. 

Herşeyin değerinin maddiyatla ifade edilmesini  ‘’Bugün Türkiye’de öyle bir çağ yaşanıyor ki ‘para çağı’ndan başka ad bulamıyorum. ‘Param olsun da ne olursa olsun, en kolayını yakalayayayım, şu köşeyi dönüvereyim, çalışmayayım, zararı yok’’ düşüncesi hâkim. Bedel ödemeyi bilmiyoruz’’ sözleriyle eleştiriyordu. 

MUTLULUK NEDİR SİZCE?

Bu sorumuzu ‘’Mutlak bir mutluluğun varlığına inanmıyorum. Mutluluk anlardır. Ben sanatla mutlu oluyorum. Güzel bir müzik, bir çiçek, bir yaprak, bir tebessüm beni mutlu ediyor’’ şeklinde cevaplamıştı. 

ÖLÜM VE AHİRET

‘’Ölüme isyanla bakıyorum. Öyle ya da böyle öleceğimi biliyorum. Belki de ölüme isyanla bakmam beni sanatçı olmaya itti. Herkes ölümsüzlüğü arıyor. Sanatçılar, düşünürler ölümsüzlüğü yakalamışlardır. Maddî olarak gitmişler, ama eserleri hâlâ yaşıyor. Shakespeare, Moliere, Mevlânâ, Yunus Emre... Ben de aslında inanmak istiyorum. Ama öldükten sonra herşey bitiyor gibi geliyor bana.. ‘’

‘’Sebebini bilmiyorum, ama zaman zaman duâ ederim’’ sözleriyle devam eden sohbetimiz onun aslında zihninin bir bölümünün ölüm, yaşlılık, ahiret kavramları devamlı meşgul olduğunun da göstergesiydi.

DİN VE POLİTİKA

‘’Dinin politik silâh olarak kullanılmak istenmesi çok kötü. Din ulaşılması gereken güzel bir amaç ise onun getirdiği güzel imajlar bu yüzden siliniveriyor. Bunun önüne geçmek için yapılacak tek şey insanları eğitmek, onlara kültür vermektir. Korkutmak değil, anlatmaktır. Tek yoldan değil, üç beş yoldan anlatmaktır... Sizin gibi sıcak, sevecen, inançla yaklaşan insanların bunu yapması lâzım...’’ tesbitleriyle süren konuşmalarımız farklı fikirlere saygı duyulması gerektiği noktasında buluşmamız ile neticelenmişti. 

HÜLÂSA

Kimbilir o günlerden vefatına kadar aradan geçen zamanda bu düşüncelerin üzerine neler eklendi, çıkarıldı? Ne değişimler oldu? Bu gizli bilgiyi ancak Rabbimiz ve ebediyete uğurladığımız Yıldız bilir.

Bizler inanırız ki, hiçbir şey kaybolmaz, yokolmaz. Yer, âlem değiştirir, perde arkasına çekilir ve sırasını bekler. Zerre miktar iyilik ve kötülüğün hesaba çekildiği o günde yıldızlar ihmal edilir mi?

Okunma Sayısı: 1057
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı