"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Uhuvveti bozan eserler değil, kasır fehimlerdir

Yasemin YAŞAR
23 Eylül 2023, Cumartesi
Yaşadığı hayat safhalarında eserler ile hem dönemlerine hem de hali hazırdaki zamana derin izler bırakan Bediüzzaman, kendi hayatını Eski ve Yeni Said olarak ikiye ayırmıştır. Her iki dönemde de eserler vermiştir.

Bediüzzaman’ın hayatı ve bütün eserleri bir bütündür. Birbiriyle çelişen hiçbir taraf yoktur, her yazdığı eserin kendi makamında bir riyaseti, üstülüğü vardır. Eski Said döneminde yazılmış eserlerin özellikle içtimai ve siyasi alanlarda önceliği varken; Yeni Said döneminde yazılmış olanlarının ise, iman merkezli olması sebebiyle bu makamda önceliği vardır. 

Risale-i Nur’a muhatap olanlardan bir kısmı imani bahislerin yanında, insan hak ve özgürlükleriyle, adalet, meşveret, yönetim biçimleri gibi daha ziyade içtimai hayatı ilgilendiren Eski Said dönemi eserlerini okurken; bazıları da, adeta Eski Said’i görmezlikten gelirler, pek okumazlar. Ne dünya hadiseleri, ne de yaşadıkları ortamda yapılan insan hakları ihlalleri, gelir dağılımındaki adaletsizlik (Eski Said’de, “maişetteki müsavatsızlık yılanın yuvası” olarak tehlikeli görülmesine rağmen) ilgilenilen bir alan olmaktan çıkmıştır. Bu alanlara karışmak vazifemiz değildir derler çıkıveririler.

 Bu nokta hakikaten ilginçtir. Tarafgirlik marazlarına Eski Said dönemi eserlerini bahane olarak sunup, bu eserlerin okunmasına yasak getirdiklerini ifade edenler de vardır. Bu yaklaşım Bediüzzaman’a yapılan en büyük ihanet olduğu gibi onun ‘içtimai müceddit’liğini kabul etmemek gibi bir sonuca götürür. Asıl mesele uhuvveti bozmanın müsebbibi olarak gösterilen içtimai, siyasi dersler değil, tarafgirlik marazlarıdır. 

Tarafgirlik öylece yerinde duran bir maraz da değildir. İnat ve haset ile beslenir. Neticesi, kin ve düşmanlıktır. Tarafgirlik insanın ufkunu köreltir ve adalet duygusunu zedeler. Ferdin gelişmesine engeldir ve üstelik, insana kibir ve tefahhuru ilka eder.

Risale-i Nur’un her  parçası ve cüzleri kıymetlidir. İçtimai dersler belki de imana dair meseleler kadar önemlidir. Zira imanın amele dönüşmesinin, inancın pratikte yaşanmasının, eylemin vizyona ve dâvâya dönüşmesinin nasıl olacağını anlatan kısımlar olması hasebiyle oldukça mühimdir.

Bu anlayış, ‘Sadece imana dair dersleri anlat, ama sakın dünya hayatıma yük bindirecek, taraftarlığımı zedeleyecek, dünyalıklara olan muhabbetimi sarsacak, tabiri caizse birilerinin yuvasına çomak sokacak, duruş sergiletecek, bedel ödemeyi göze aldıracak, hayır dedirtecek… hiçbir şeyi anlatma, okuma, bahsetme’ demektir.

Hasılı, bu yüzden, ‘Biz sadece Risale-i Nur’un imani bahislerini okuyoruz, okumak istiyoruz.’ diyen kişilere, gruplara şunu söylemek lâzımdır; şeytanın sağdan yaklaşması anlamına gelen bu isteğin arkasında nefis ve enaniyet kaynaklı tarafgirlik vardır. Zira, Risale-i Nur bir bütündür. Hiçbir eseri diğerine üstün tutamazsınız. Bu söylemleri kullananların aslında en önemli sıkıntısı Üstad’ın gösterdiği ve tespit ettiği hakikatler ile kendi kafa fenerleri hükmündeki fikriyatları, taraftarlıkları ve muhabbetlerinin uyuşmamasıdır.

Zaten şu da var ki, bu içtimaî meselelerdeki istikametsizlikler, aslında imanın kalpte kökleşmesinin zeminini bozmaktadır. Çünkü imanın sıhhat bulması için, teşhisin sahih olması gerekir. Üstad’ın imanın özüne, rükünlerine, esaslarına ilişen fikriyat, kişi ve düşünceleri tespit edip, okuyup kabul etmeyenler imanda da istikameti yakalayamayanlardır.

Risale-i Nur gibi devasa bir eseri yani fikrî, ilmî, içtimaî, siyasi, imanî bir eseri; cüce fikirlerle, dar görüşlerle sınırlamaya kalkmak Risale-i Nur’a bir haksızlıktır vesselam.

Okunma Sayısı: 2523
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Şerife Tez

    24.9.2023 11:39:45

    müthiş bir tespit, yureginize kuvvet , bizlere de istikamet.Allah razi olsun ...

  • S.topuz

    24.9.2023 02:35:58

    Müstesnalar tabiki hariç! Allah c.c. afetsin, islâh etsin, Sıradı müstagime iletsin, bir ve beraber eylesin, yar ve yardımcımız olsun inşaallah, Amiiin.

  • S.topuz

    24.9.2023 02:35:13

    Maalesef yalancı ve aldatıcı siyaset ve tarafgirlik her kuruma bulaştığı gibi Din ve Diyanetle, îman ve Kur'an'la iştigal etmesi gereken manevî alanlara da, kurum ve Kuruluşlara, cemaatlere de bulaştırılmış ve buralar Siyasetin ve SIYASAL Islâm peşinde koşanların "Arka bahcesi", veya "Oy Devşirme yeri." haline dönüşmüş veya dönüştürülerek, Mü'minler arasına ihtilaf ve fitne tohumları ekilmiştir bu son dönemlerde! "Benim Ayetlerimi az bir Dünya menfaati karşılığında satmayın!" İlâhî ikazı hiç dikkate alınmadan, cumburlooop, Siyasete alet ettirmeye zemin hazır edilmiştir! Lâhikalar ve Mektuplar çokca ihmal edildiği veya yok sayıldığı veya ciddiye alınmadığından dolayı ihtilaflar ve iftiraklara kapı açılıp, ameller ve gayretler sırf Allah c.c rızası için değil, belirli bir Siyasî zümrenin İKTİDARI ve İKTİDARDA KALMASI için seferber olmuştur.

  • S.topuz

    24.9.2023 02:16:19

    ..."Artık Sözlerinizin hiçbirini diğerine tercih edemiyorum. Zira birine mühim derken, diğeri daha mühim ve bir diğeri ehemm olarak kendini gösteriyor. Binaenaleyh envâr-ı Kur'aniyeyi gökteki yıldızlara benzetiyorum. Filhakika yıldızlar parlaklık itibariyle birbirinden farklı ise de, hepsi yıldızdır. Ve aynı menba'dan ahz-ı envâr etmede olduklarından, keyfiyetçe yekdiğerinden farkı yok gibidir. Sözleriniz aynen böyledir. Her birini yüz defa okusam, yüzbirinci defa hiç okumamış gibi, büyük bir zevk-i manevî ile okumam dahi yüksekliğine şahiddir. Bu bâbda ne kadar yazsam Sözler hakkında hiçbir şey yazmış olamayacağımı düşünerek, sözüme nihayet veriyorum." Re'fet Risale-i Nur Külliyatı Barla - 90

  • Ömer

    24.9.2023 00:29:27

    Zaten şu da var ki, bu içtimaî meselelerdeki istikametsizlikler, aslında imanın kalpte kökleşmesinin zeminini bozmaktadır. Çünkü imanın sıhhat bulması için, teşhisin sahih olması gerekir. Üstad’ın imanın özüne, rükünlerine, esaslarına ilişen fikriyat, kişi ve düşünceleri tespit edip, okuyup kabul etmeyenler imanda da istikameti yakalayamayanlardır. Binlerce tebrikler ediyoruz.

  • Süleyman Alıç

    23.9.2023 23:15:06

    Allah razı harika bir yazı Üstadım diyorki; "Risaletü'n-Nur'un kitabları birbirine tercih edilmez. Her birinin, kendi makamında riyaseti var. Ve bu zamanı tenvir eden bir mu'cize-i maneviye-i Kur'aniyedir" (Kastamonu) Ve yine derki; "umum makalatımdaki umum hakaikte nihayet derecede musırrım. Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakaikı aynen ibraz edeceğim. Olsa olsa o zamanın ilcaatının modasına göre bir libas giydireceğim. Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celb olunsam, yine bu hakikatları tevessü' ve inbisat ile çatlayan bazı yerlerini yamalamakla beraber, taze olarak orada da göstereceğim. Demek, hakikat tahavvül etmez; hakikat haktır."(T.Hayat)

  • Şerafettin Birol

    23.9.2023 14:42:16

    A. Aydının yorumu da çok güzel Allah cümlemizden razı olsun

  • Necati

    23.9.2023 14:41:52

    Allah razı olsun. Yazarımızı tebrik ediyoruz

  • Şerafettin Birol

    23.9.2023 14:40:52

    Allah razı olsun güzel bir tahlil

  • cafer

    23.9.2023 12:00:54

    Yazar ablamızın Allah binlerce razı olsun. Tebrikler. Aklı mutehayyirlere ilaç gibi gelecek hakikatler... Deve kuşlarına ise maalesef davul zurna bile az....

  • Mehmet ali çiftkaya

    23.9.2023 11:29:43

    Yasemin hanıma tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum. Maşallah çok istifadeli bir yazı kaleme almışlar.

  • Abdurrahman Koçak

    23.9.2023 10:41:20

    Mükemmel tespitler..Yazıyı okuyan dostlara, yakınlarında bulunan dostlarına yazıyı okumalarını tavsiye etmelerini tavsiye ediyorum...Teşekkürler, Tebrikler Yazar Hanımefendiye...

  • Oğuz Yiğiter

    23.9.2023 09:45:58

    "Siyâsî Bektaşî" uyanıklığıyla "Kırmızı Kıtab" okumaya yeltenenlerin foyalarını deşifre eden "kavl-i leyyin" kıvamında ikaz levhası niteliğinde güzel bir yazı olmuş. Tebrikler, dualar Hocam...

  • Asım Bera Ataseven

    23.9.2023 09:20:36

    Anlatmak istediğiniz meseleyi çok güzel ifade ettiğiniz bir yazı olmuş. Elinize sağlık👏

  • Ramazan Çalışan

    23.9.2023 08:53:14

    Hasılı, bu yüzden, ‘Biz sadece Risale-i Nur’un imani bahislerini okuyoruz, okumak istiyoruz.Diyenlerin durumları, Üstadın şu sözündeki hallerine benzer."Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder." Midemizin, gözümüzün ve kulağımızın gıdaları ayrı ayrıdır. Yiyecek ve içecekler, midenin gıdası olduğu gibi, gözün gıdası güzel manzaralar, kulağın ise güzel seslerdir. Aynen öyle de, Üstadın eski Said döneminde yazdığı, siyasi, içtimai ve ahlaki eserler aklımıza rehberlik ettiği gibi, imana dair esaslar ise, kalbin gıdası hükmündedir.Üstadımızın tesbitiyle sadece kalbini besleyenler, mutaassıp olurlar. Evet,"Risale-i Nur’un her parçası ve cüzleri kıymetlidir. İçtimai dersler belki de imana dair meseleler kadar önemlidir."

  • A. AYDIN

    23.9.2023 01:50:54

    Aynen! Yalancılara gösterilen tarafgirlik kadar Üstad'a taraf olunsa istikamet bulunur, kardeşlik de korunur. Nur Talebeliğini tekeline alıp kimseye kaptırmayanlara "Münazat'ı" en son ne zaman okuduğu sorulursa onun nasıl bir "Talebe" ve siyasette kimin "Talebesi" olduğu kolayca anlaşılır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı