"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zamanımız daha da daralıyor

Yasemin YAŞAR
12 Eylül 2020, Cumartesi
Niyetim felâket tellâllığı yapmak değil elbette.

Fakat sevkiyatın hızlandığı da gün gibi aşikâr. Bu yüzden “Gelmesi muhakkak olan şey uzak da olsa yakındır.” hakikatince, insan her geçen gün ölümün soluğunu üzerinde hissediyor ve belki de hissetmesi gerekiyor. Hayalen değil, hakikat olarak yapılan ölüm tefekkürleri anın, saatlerin, öğlenin, akşamın ve günün öldüğünden haber veriyor. Bir de sürekli çalan ambulans sesleri, her gün ölen, iyileşen, teşhis konan hastaların tablosu, ölümü daha da derinden hissettiriyor müteyakkız ruhlara.

Yoksa hiç kendimize, yakınlarımıza konduramadığımız ölümü sadece bir ekrana bakar gibi duyarsız, hissiz ve tefekkürsüz mü seyrediyoruz?

İnsanın zamanı daralıyor. Bunun için de iyi şeyler yapmak için acele etmek gerekiyor sanırım. Anı yaşamak ve anı Rıza-i İlâhi’yeye uygun olarak yaşamanın derdini taşımak insanı mutlu ediyor.

Evet, insan ölüme hazırlanmalı. Zaten ölmeden önce ölümle yüzleşilen o kadar hadiseler oluyor ki, yeter ki görebilen ve okuyabilen bir iman nazarımız olsun. İnsan hayatı boyunca karşılaştığı hadiselere yüklediği anlama göre ya daha da güçleniyor ya da ümitsizlik girdabında dünya ahiretini mahvediyor.

Evet, ölümü unutmak değil, tam tersi kaçınılmazlığını kabullenmek hayatı daha anlamlı kılıyor. İnsan, ölümlü olduğunu idrak edebilen tek mahlûktur. Bu bilinç ise, nasıl yaşamamız gerektiğini bize her gün haykıran bir gerçek olup, imtihan sırrının da bir gereğidir.

Sonbahar mevsimi ölümü belki de gidişin dahi rahmet, hikmet ve adaletle olduğunu anlatan en güzel zamanlardır. Hayat ne kadar intizamla veriliyorsa, ölüm de bir o kadar intizamlı ve merhametli.

Ölüm düşüncesi dünyaya, faniye olan iştihayı zayıflatmakta, tabiri caizse, nefse dair olan şeylerde hayatın tadını kaçırmaktadır. İnsanoğlunun inatla görmek istemediği bu gerçeği ve hatırlamamak için şehirlerin merkezinden şehir dışlarına taşıdığı kabristanların ahı mı acaba he gün ölenlerin listelenmesi, sayılması.

İnsan belki de hayatının en büyük gerçeğinin ölmek olduğunu bilerek yaşasa, verdiği ve alabildiği her nefes için Allah’a şükreder. Gördüğü, tattığı, yaşadığı her ânın kıymeti birden bine çıkar ve insan ölmeye doğru koşar adımlarla giderken, hayatının her ânını daha anlamlı yaşar.

Hayat ölümle anlam kazanıyor. Zira beka bulmak için ölüm lâzım olduğu düşüncesi insanı olgunlaştırıyor. Hayatı, internette dolaşır gibi veya TV kanallarını seyreder gibi yaşamaktan kurtaran, bedenle ruhu aynı mana sofralarında gezdiren ve insanı daha anlamlı ve kalıcı şeyler yapmaya sevk eden, ‘İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olanıdır.’ düsturunu yaşatan, gafleti dağıtan, fanilik damgalarını kalp gözlerine okutan, velhasıl insanı insan gibi yaşatan en büyük hakikat, ölümdür.

Hasılı, hayattan öğrenmek, doğru bir ölüm bilinci geliştirmemize, doğru ölüm bilinci de hayatı daha anlamlı yaşamamıza bağlıdır. Schopenhauer, şairane bir şekilde ölüm hakikatini şöyle anlatmıştır: “Aldığımız her nefes bizi sürekli etkisi altında olduğumuz ölüme doğru çeker. Nihaî zafer ölümün olacaktır. Çünkü doğumla birlikte ölüm zaten bizim kaderimiz olmuştur.” Ömrümüzün sonunda ölümle karşılaşacağımızı bilmeseydik şimdi yaşadığımızı da bilmeyecektik.

Bu yüzden ölümün dersini, sessizce dinlemek gerekir. 

Tâ ki dersini bize tam verebilsin.

Okunma Sayısı: 3202
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı