Târık Suresinde bir ayete yanlış mana verilerek itiraz edilip, Allah kelâmı olmadığı iddia ediliyor. Sûrenin ilk ayetlerinde; gökyüzüne ve Târık’a yemin olsun, Târık nedir bilirmisin. O karanlığı delip geçen yıldızdır, buyurulur.
Târık şiddetle vuran demektir. 1960’larda bir pulsar yıldızı keşfedildi. Yıldız, tak tak diye ses çıkarıyor. Yani pulsar yıldızı, Kur’ân’da geçen Târık yıldızı olabilir. Bir ayete itiraz eden bunları peşin hükümsüz okusa itiraz da bulunamaz. İmansızsa iman etmesine, imanlınında imanının kuvvetlenmesine vesile olacak bir ayettir.
İtiraz edilen ayette; “O, sırt ile göğüs arasından çıkıyor,” deniliyor..
Allah; göklere ve Târık yıldızına yeminden sonra ki ayette, insanın amellerini koruyan melekleri anlatır, sonra da: “İnsan neden yaratıldığına bakmaz mı? O atılan bir meniden yaratıldı“ buyurarak, insanın anne rahmindeki yaratılışına dikkat çekiyor.
Sonra da gelen ayette: “Onu yani insanı sırt ile göğüs kafesi arasından çıkarıyor“ buyuruyor. Burada da anne rahminden dünyaya gelişine işaret ediyor.
Ve sonra da; “Şüphesiz O (Allah) insanı tekrar döndürmeye gücü yeter” buyurarak ahirette tekrar dirilmeye işaret ediyor.
Buraya kadar olan ayetler sadece anne rahmine değil, göklere ve özelliklede Târık yıldızına, insanın yaratılış maddesine ve dünya ya gelişine dikkat çektikten sonra insanı kendine döndüreceğine dikkat çekiyor. Yani söz edilen varlıkları yaratanın, insanı tekrar yaratmasının kolay olacağını anlatıyor.
Surede diğer ayetlerde, ahirette insanın bütün amellerinin ortaya çıkacağını, buna hiçbir şeyin engel olamayacağını ve kötü ameller işleyen insanın bir yardımcısının olmayacağını bildiriyor.
Ve bundan sonra ki ayetlerde yine gökten yağan yağmura, toprağı yaran bitkilere yemin ederek buyuruyor ki; Kur’ân hak ile batılı ayıran bir kitaptır. Kur’ân bir şaka değildir. Yani Allah şaka yapmıyor.
Aksine Kur’ân, hak ile batılı ayıran, yanlışla-doğruyu gösteren, insana, insanca yaşamayı anlatan, Yaratıcısına şükretmeyi isteyen İlâhî bir kitaptır.
Bütün bunlara rağmen gerçeklere sırt çeviren, yanlış verilen manayı gerçek manaymış gibi Kur’ân güneşine perde çekmeye, kusur aramaya, Kur’ân’a karşı tuzak kurmaya çalışanların başarısız olacağını, Çünkü Allah, onların tuzaklarına karşılık vereceğini ve bu tuzakları boşa çıkaracağını buyurur.
Yani ayetlerde yanlış aramaya çalışmak güneşe karşı, onu söndürmek için üflemek gibidir.
Akıllı insan hem kâinatı, hem de kâinata doğru bir bakış sunan Kur’ân’ı, söndürmeye değil anlamaya çalışılmalı. Kur’ân’a karşı ön yargılı hareket etmemeli.
Kur’ân’ı anlamaya çalışma yerine söndürmeye çalışanları Allah, Peygamber Efendimize (asm) “onlara zaman ver, onları kendi hallerine bırak, büyük mahkeme onları bekliyor, hesap günü yakındır” buyurur.