Okuma deyince, harflerden ve kelimelerden meydana gelen bir kitabı veya bir yazılı metni okumak akla gelebilir.
Evet o da bir okumadır, ama, Kur’ân’da emredilen “oku” hitabını tam olarak karşılamaz. Çünkü emrin ilk muhatabı olan Allah Resulü (asm) okuma yazma bilmiyordu. Ama “Allah’ın adıyla oku” emrini aldıktan sonra kâinat kitabını okumaya başladı. Demek ki, kâinata mana-i harfi gözü ile bakınca, her şey kendisini asıl manası ile okutuyor.
Eskiden ülkemizde en çok okuyanların başında Nurcular ve solcular gelirdi. Şimdi de Nur talebeleri en çok okuyanların başında açık ara önde iken, Risale-i Nurlar da bestseller olarak en çok okunan kitapların başında gelmektedir. Diğerlerinin durumunu tam olarak bilemiyoruz. Şimdi okuma araçları ve okuma şekilleri değiştiği için farklı gruplar Nurcuları takip ediyor olabilirler.
Nur talebeleri, Üstadları Bediüzzaman’dan aldıkları dersle, hem kâinat kitabını, hem de basılı kitapları mana-i harfî ile okuyorlar. Onun için onların kâinata, hayata ve yaşanan olaylara bakışları çok farklıdır. Meselâ, hayatı mana-i ismî ile okuyanlar “ hayat bir mücadeledir” derken, Nur talebeleri “Hayat bir muavenettir [yardımlaşmadır]” derler. Bunun gibi, daha bir çok hususta, anlayış ve kavrayış farklılıkları vardır. En çok okuyanların Nur talebeleri olduğunu söylemiştik. Biz de en çok okuyanlar olarak, zaman zaman çeşitli hizmet merkezlerinde okuma programları tertip ediyor ve Risale-i Nur’daki hakikatleri daha iyi anlamak için toplu ve müzakereli okumalar yapıyoruz. Böylece birbirimizin fikirlerinden istifade etmiş oluyoruz.
Biz de Eskişehir’den dört arkadaş, 2025 yılının son haftasında, İzmit Yeni Asya okuyucularının tertip etmiş olduğu okuma programına katılarak, iman hakikatlerinden daha fazla istifade etmek arzu ettik. Muhabbet fedaîleri arasında geçirdiğimiz bir haftalık okuma, dinleme ve müzakereli Risale-i Nur dersleri ile manevî bataryalarımızı ikmal ettik elhamdülillah.
Akademisyenlerin ve kendi mesleğinde uzmanların Risale-i Nur mesleği ile mezcettikleri anlatımları, zihinlerimizde yeni ufuklar açtı, daha önce fark etmediğimiz bazı hakikatlerin yerine oturmasına vesile oldu. Kur’ân-ı Kerîm’în bir manevî mu’cizesi olan Risale-i Nur, zaten uçsuz bucaksız bir derya olduğundan, insan her okuduğunda yeni bir hakikati keşfediyor, farklı bir boyutunu daha anlıyor. Üstad Hazretlerinin “Zaman ihtiyarladıkça Kur’ân gençleşiyor” tesbiti, Risale-i Nur için de aynen geçerliliğini koruyor.
Böyle programlar, cemaatin birlik ve beraberliğine, uhuvvet ve tesanüdüne vesile olduğu gibi, katılanların da şevk ve gayretini artırıyor. Hizmet heyecanını canlı tutuyor.
Böyle hayırlı ve faydalı bir programı tertip eden, bizleri misafir ederek her ihtiyacımızı karşılayan İzmit’in fedakâr Nur talebelerine teşekkür ediyoruz.