"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kulluğun kıvamı: Takva

Abdil YILDIRIM
26 Ocak 2026, Pazartesi
Cenab-ı Hak, Tin Sûresi dördüncü ayette, “Biz insanı en en güzel surette (ahsen-i takvim suretinde) yarattık” buyuruyor.

Hasen güzel, ahsen en güzel, mükemmel demektir. Takvim ise, kıvama getirmek, doğrultmak, biçimlendirmek, kıymetlendirmek, şekil vermek gibi manalara gelir. İnsan öncelikle kendisini bilmeli, nasıl mükemmel bir kıvamda yaratıldığını idrak etmelidir. Bir şey güzelse, ölçüsü, şekli, kullanış gayesine uygunluğu mükemmelse, “tam kıvamında” denir. İnsan da aynanın karşısına geçip kendisine şöyle bir baksa, ne kadar mükemmel yaratıldığını anlar. 

Gözümüze baksak, acaba vücudumuzun neresinde olsaydı daha iyi dururdu desek, şimdiki yerinden daha uygun bir yer bulamayız. Keza ağzımız, burnunuz, kulağımız, ve tüm azalarımıza, şimdiki yerlerinde daha güzel, daha doğru ve kullanışlı bir yer bulmamız mümkün değildir.

Sümbül Sinan Efendinin talebesi olan Muslihuddun Musa Efendi, hocasının sorduğu “Cenab-ı Hak, size yetki verseydi, kâinatta neyi değiştirmek isterdiniz?” sualine, “Her şeyi merkezinde bırakırdım” diye cevap veriyor. Yani her şey tam kıvamında yaratılmış, hiç bir şey bulunduğu halden daha mükemmel olamazdı diyor. Ondan sonra adı “Merkez Efendi” oluyor. Bizi bu şekilde, ahsen-i takvim suretinde yaratan, tam kıvamında cihazlarla donatan Rabbimize, biz de en güzel şekilde itaat ve ibadet etmek zorundayız. Kulluğumuz da hilkatimizin kıvamında olmalı. 

Bediüzzaman Hazretleri insanın vazifesini izah ederken, “İnsan bu âleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir.” diyor.1 Mükemmellik ve tekemmül de, takvim ve kıvam kelimelerinden türetilmiş, aynı manayı ifade eden kelimelerdir. Tekemmülün vasıtası ise, ilim ve duadır. İnsan önce ilim vasıtasıyla Rabbini bilecek, Onun sıfatlarını tanıyacak, ondan sonra da dua ve ibadet ederek kulluğun gereğini yerine getirecektir.

Takva kelimesi de kulluğun kıvamını ifade eder. Yaratılış gayesine uygun olarak hareket eden, yani şerlerden sakınıp, hayırlı işlerle meşgul olan insanlara muttakî, yani takva sahibi diyoruz. Her an Cenab-ı Hakk’ın nezareti altında olduğunu düşünen bir insan, günaha yaklaşamaz. Yani Allah’ı görüyormuş gibi yaşayan, harama yaklaşamaz. Bu da insanı takva sahibi yapar. Takva sahibi insan, önce günaha açılan kapıları kapatır, harama götüren yollardan uzak durur. Allah’ın rububiyetine karşı ubudiyet vazifesini en güzel şekilde yerine getirmeye çalışır. Böylece insan, kulluğun kıvamına erişir.

Dipnot:

1- 23. Söz

Okunma Sayısı: 175
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı