"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Medreset’üz-Zehrâ ismi nasıl verildi?

Abdülbakî ÇİMİÇ
21 Nisan 2022, Perşembe
Bediüzzaman’ın Hayatı’ndan Tesbitler-191

“Medrese nam me’lûf ve me’nus ve cazibedar ve şevkengiz itibarı olduğu hâlde, büyük bir hakikati tazammun ettiğinden, rağabatı uyandıran o mübarek medrese ismiyle tesmiye.”1

Görüldüğü üzere projeye bizzat “medrese” ismini koyan Bediüzzaman Hazretleri’dir. Bu ismin verilmesinin sebeplerini de özelikle Şark’ta medrese ismine ünsiyet edildiği, orada yaşayan halkın bu isme alışık bulunduğu, cazibedâr ve şevketengiz itibârının olduğu şeklindedir. Bunlardan başka Bediüzzaman medrese isminin “büyük bir hakîkati tazammun ettiğini” ve “mübarek medrese” isminin büyük ilgi ve alâkaya vesile olduğunu da ifade eder. Bediüzzaman, medrese ismini kullanarak toplumların rağbetini celbetmeye, medrese isminin mirasından ve hakikatinden faydalanarak bundan istifade edilmesi gerektiğini düşünmektedir. Bu ismin Osmanlı dışında kalan İslâm toplumlarına da hitap etmesinden dolayı ortak bir isimde karar kıldığı söylenebilir. Ayrıca asrın getirdiği bazı tereddütler vesilesiyle mektep adına karşı, olası tepkilerin ortadan kaldırılması için de halkın bildiği bir isim olan medrese adının kullanılması daha isabetli bir fikir diye düşünülmüş olabilir. Çünkü Bediüzzaman’ın esas hedefi âlem-i İslâm ve geniş daire olarak bütün Müslüman kitledir. Bediüzzaman’ın gelecek tasavvurunda eğitimin çok önemli bir yeri vardır. Çünkü asrın üç büyük temel hastalıklarından birisi olan cehalet, marifet ile izale edilecektir. Avamın da imanının tahkiki yapılması, ancak maddî ve mânevî Medreset’üz-Zehrâ faaliyetleri ile deruhte edilebilir. Bediüzzaman bu noktayı çok iyi bildiği için hayatının en önemli gayelerinden birisi olan Medreset’üz-Zehrâ projesinin bütün fikrî alt yapısını, toplumun maddî ve mânevî ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde tasavvur etmiştir. Onun için de bu projesinin medrese ismi ile me’luf ve me’nus ve cazibedar ve şevkengiz itibarı olması gerektiğini dikkate almıştır.

Bediüzzman’ın bu maarif projesinin ismi hususunda dönemlere göre farklı isimler kullandığını görüyoruz. Van’daki ikameti sırasında, Batı’daki üniversite karşılığı olarak Tanzîmât döneminde kullanılmaya başlanan “Dâr’ül-Fünûn” ismine paralel “Dâr’ül-Fünûn-ı İslâmiye” adını kullanırken, daha sonra projesine Medreset’üz-Zehrâ ismini verdiğini ve hatta Medreset’üz-Zehrâ’yı “Dâr’ül-Fünûn” olarak vasıflandırdığını görüyoruz. Bediüzzaman, Cumhuriyet döneminde de, “Medreset’üz-Zehrâ mânâsında Camiü’l-Ezher üslûbunda bir Dâr’ul-Fünûn, hem mekteb, hem medrese olan bir üniversite” diyerek, mahiyetini kendisi belirlediği gibi, bu ismin dönemin şartlarına ve anlayışına göre değişebileceğini de belirtmektedir. Ayrıca, üniversite seviyesini belirtmek için “Medreset’üz-Zehrâ namında bir Dâr’ül-Fünûn” ifadeleri de Bediüzzaman’ın talebeleri tarafından kullanılmıştır. Bediüzzaman’ın uzun bir zaman refakatinde ve dersinde bulunan Hamza (Müküslü) Efendi tarafından 1918 senesinde kaleme alınan Tarihçe-i Hayat’ta “Camiü’l-Ezher’e şebih el-Medreset’üz-Zehrâ namında Van’da bir medresenin küşadına irade-i seniyye zuhur ettiyse de temelinden başka bir şey yapılmayarak Harb-i Umûmî zuhur etti.”2 denmektedir.

Bediüzzaman “Eski Said çok zaman Medreset’üz-Zehrayı gaye-i hayal ederek çalışmış. Cenâb-ı Hak kemal-i merhametinden, Isparta’yı o Medreset’üz-Zehra hükmüne getirdi.”3 ifadesiyle Medreset’üz-Zehra’nın maddî vücudundan evvel mânevî olarak tahakkuk ettiğini göstermiştir. “Şu Medresetü’z-Zehrâ’ya dair mebâhisi, Hürriyetin üçüncü senesinde nutuk sûretiyle Bitlis’te, Van’da, Diyarbekir’de, daha birçok yerlerde ahaliye ders verdim. Umumen dediler: “Hakikattir, hem mümkündür.” Demek diyebilirim ki, ben bu meselede onların tercümanıyım.”4ifadeleri Medreset’üz-Zehrâ’nın umum nazarında makbul ve kabul edildiğini göstermektedir.

Dipnotlar:

1- Eski Said Dönemi Eserleri(Münâzarât),2013, s.290 

2 -Bediüzzaman Said-i Kürdî’nin Tercüme-i Hâlinden Bir Hülâsadır. 

3- Kastamonu Lahikası, 2013, s.292

4- Eski Said Dönemi Eserleri(Münâzarât), 2013, s.293

Okunma Sayısı: 1552
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah

    21.4.2022 19:26:54

    mektep+ medrese+ zaviye( tekke). “Şu med­re­se… ukûl, ya­nın­da en âlâ bir mek­tep; ku­lup, ya­nın­da en ek­mel med­re­se; vic­dan­lar, na­za­rın­da en mu­kad­des ZAVİYE­yi tem­sil ede­cek­tir,

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı