"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mühim bir zatın yüzüne savrulan kâmilâne söz

Abdülbakî ÇİMİÇ
16 Ağustos 2021, Pazartesi 00:21
Bediüzzaman’ın Hayatı’ndan Tesbitler (121)

“Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile imha-i hürriyet?
Çalış, idraki kaldır, muktedirsen âdemiyetten!”  1

Namık Kemal

Bu şiir 1867 yılında Sultan Abdülaziz döneminde yazılmıştır. Şiirde hürriyet, eşitlik, milliyet, adalet gibi kavramlar işlenmiştir. Şair, bu şiirinde devrin idarecilerine de çok sert eleştiriler yöneltmiştir. Bu sert tavır biraz da Namık Kemal’in yapısından kaynaklandığı söylenebilir. O, mücadeleci, kararlı ve biraz da sert bir kişiliğe sahiptir. Şairin bu kişiliği, ister istemez şiirine de yansımıştır. Hürriyet Kasidesi, Tanzimat dönemi yazarlarından Namık Kemal’in hürriyet, özgürlük vatan ve millet gibi konuları işlediği en çok bilinen eserlerinden biridir.

Bediüzzaman, Yirmi İkinci Lem’a’da Sultan Abdülhamid’in ismini zikretmeden, Sultan Abdülaziz'e karşı yazılmış bir şiiri bir münasebetle kaydederken şöyle der: “Evet, şu hürriyet perdesi altında müthiş bir istibdadı taşıyan şu asrın gaddar yüzüne çarpılmaya lâyık iken ve hâlbuki o tokada müstahak olmayan gayet mühim bir zatın yanlış olarak yüzüne savrulan kâmilâne şu sözün, ‘Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile imha-i hürriyet? Çalış, idraki kaldır, muktedirsen âdemiyetten!” 2 Bu şiirin yazılma tarihi olan 1867 dikkate alındığında, o dönemde padişah Sultan Abdülaziz’dir. Amma şiir Sultan Abdülaziz sonrasında özellikle hürriyet ve meşrûtiyet ilân edildikten sonra Abdülhamid’e yönelik kullanılmış olmalıdır. Ancak Sultan Abdülaziz döneminde de Monarşi yönetiminden kaynaklanan istibdat uygulamaları olduğu da unutulmamalıdır. Özellikle Genç Osmanlılar hareketi bu dönemde başlamıştır.

Bu beyan ile Bediüzzaman Hazretleri, Sultan Abdülhamid’i “gayet mühim bir zat” şeklinde tavsif ederek, ona karşı yazılan aşırı tenkitlerin ve hücumların adalet-i mahza terazisinde tartılması gerektiğine dikkat çeker. Sultan Abdülaziz devrinde yazılan şiir, tekrar Abdülhamid’in zayıf ve hafif istibdat döneminde istimâl edilmiş olmalı ki, Bediüzzaman hakikat terazisinde tartarak meseleye yaklaşmıştır. Gelen kısımlar da bunu teyid ediyor. “Eski Said, bazı dâhî siyasî insanlar ve hârika ediblerin hissettikleri gibi, çok dehşetli bir istibdadı hissedip ona karşı cephe almışlardı. O hiss-i kable’l-vuku’ tabir ve tevile muhtaç iken bilmeyerek resmî, zaîf ve ismî bir istibdad görüp ona karşı hücum gösteriyorlardı. Halbuki onlara dehşet veren, bir zaman sonra gelecek olan istibdadların zaîf bir gölgesini asıl zannederek öyle davranmışlar, öyle beyan etmişler. Maksad doğru, fakat hedef hata.” 3 Ayrıca “Zannederim, asr-ı âhirde İslâm ve Türk hürriyetperverleri, bir hiss-i kable’l-vuku ile bu dehşetli istibdadı hissederek oklar atıp hücum etmişler. Fakat çok aldanıp yanlış bir hedef ve hata bir cephede hücum göstermişler.” 4

Yukarıdaki ifadeleri de dikkate aldığımızda, şu hürriyet perdesi altında(ki II. Meşrûtiyet perdesi altındaki hürriyet kastediliyor olmalı) müthiş bir istibdadı taşıyan şu asrın gaddar yüzüne (1920’den sonra gelen dehşetli ve mutlak istibdat şu asrın gaddar yüzü olarak ifade edilmiş olmalı) çarpılmaya lâyık iken (ilgili şiir istibdad-ı mutlakın gaddar yüzüne çarpılmaya lâyık bir şiir iken) ve hâlbuki o tokada müstehak olmayan (bu şiirdeki şiddetli tenkide muhatap olmayan) gayet mühim bir zâtın (II. Meşrûtiyetin hürriyet perdesi altında, hürriyeti perde yaparak Abdülhamid’e) yanlış olarak yüzüne savrulan (lâyık olmadığı halde bu şiir ile Abdülhamid’in yüzüne savrulan) kâmilâne şu sözü Bediüzzaman veciz bir şekilde izah etmiş olmalı. Çünkü “zayıf, resmî, zaîf ve ismî bir istibdad” uyguladığı için Abdülhamid’e hücum edilmiştir. Bediüzzaman ise Abdülhamid’in şahsına yapılan bu hücumları tadil etmiştir. Mesele Bediüzzaman’ın şu ifadelerinde de açıkça tasrih ediliyor: “Şedit bir istibdat ve tahakküm, cehalet cihetiyle şimdi hükümfermadır. Güya istibdat ve hafiyelik tenâsuh etmiş (Göç etmiş). Ve maksat da Sultan Abdülhamid’den istirdad-ı hürriyet (hürriyeti geri istemek) değilmiş. Belki hafif ve az istibdadı (Abdülhamid dönemini), şiddetli ve kesretli yapmakmış!” 5

Bazı sözlerin muhatabı sonradan ortaya çıkabiliyor. Bazı sözler de söylendiği zamana bakmıyor, her zaman turfanda gibi tazeliğini muhafaza ediyor. Tarih tekerrür ettiğinden muhataplara da tekrar tekrar bakabiliyor. Şiir 1867’de yazılmış, dönem Sultan Abdülaziz zamanı. Ancak şiirdeki sözler Sultan Abdülhamid’in zayıf istibdadına savrulmuş olsa da, şu asrın mutlak istibdatlarının yüzüne çapılmaya tam lâyık görünüyor.

Bir başka açıdan değerlendirme yapılacak olursa “Gayet mühim bir zatın yanlış olarak yüzüne savrulan kâmilâne şu sözün” ifadesinde “yüzüne savrulan” ifadesi bizzat Sultan Abdülaziz’i göstermesi de mümkündür. Çünkü “yüzüne” bizzat demektir. Sultan Abdülhamid’e ise “kinâen” bakıyor olmalı. Şiddetli ve mutlak istibdada ise “remzen, işareten ve hakîkaten” tam bakar ve tasrih eder denilebilir.

Dipnotlar:

1- Lem’alar, 2013, s. 410. 2- Lem’alar, 2013, s. 410. 3- Kastamonu Lâhikası, 2013, s. 93. 4- Şuâlar, 2013, s. 938. 5- Eski Said Dönemi Eserleri (Divan-ı Harb-i Örfi), 2013, s. 144.

Okunma Sayısı: 3042
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    16.8.2021 11:32:36

    Ekonomik olarak iflas eden Osmanlının tahtına oturan Abdulaziz devrinde;Abdulmecid' in yaptırdığı Dolmabahçe Sarayı' nda;5320 kişi hizmet veriyor ve yıllık masraf 2 milyon siterlindi. Çırağan Sarayı Abdulaziz tarafından Sarkis Balyan' a 4 yılda 4 milyon altına Avrupadan borç dilenerek yaptırıldı. Abdulaziz 2.sarayı Beylerbeyi Sarayı' nı yaptırdı.Çırağan' da ise bilek damarları kesilip şehid edildi.( Vikipedi)

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı