"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Talebesinin Bediüzzaman ile ihlâs müzakeresi (3)

Abdurrahman AYDIN
10 Kasım 2019, Pazar
Cenab-ı Hakk’ın rızası, ihlâs ile kazanılır. Kesret-i etba’ ile ve fazla muvaffakiyetle değildir. Çünkü onlar vazife-i İlâhiyeye ait olduğu için istenilmez, belki bazen verilir. Evet, bazen bir kelime sebeb-i necat ve medar-ı rıza olur. (Hem) Kemiyetin ehemmiyeti o kadar medar-ı nazar olmamalı. Çünkü bazen bir tek adamın irşadı, bin adamın irşadı kadar rıza-yı İlâhîye medar olur.

Risale-i Nurlar’ın anlaşılmasını zamanla körelten önemli bir perde ülfettir. Bu perdeyi açmak farklı açılardan bakmakla, dolayısıyla tam karşıt fikirlerle karşılaştırmakla daha kolay mümkün olabilir. Bu karşıt fikirlerin aslında var olduğuna ve nerelerden beslendiğine birinci yazımızda kısaca temas etmiştik.

Zahiren doğru gibi görünse de sonuçta ihlâsla ilgili problemlerin izlerini taşıyan bu fikirlere karşı, din hizmetinin ve dolayısıyla Risale-i Nurlar’ın en temel esası olan ihlâs düsturu ekseninde Üstadın yaklaşımlarını incelemeye devam ediyoruz.

Bu konuları, temsilî bir tartışma formatı içinde sunmamızın sebebi, hem merakı tahrik etmek, hem de mukayeseli ele alarak “Her şey zıddıyla daha iyi bilinir” düsturunu tatbik etmektir.

Talebe: Maksadımız daha çok insana ulaşmak ve onların bu hakikatleri kabul etmesini ve benimsemesini sağlamak değil mi? Bu noktada mensubumuzun artması doğru yolda ve başarılı olduğumuzu gösterir. Sayı çoğunluğu aynı zamanda bir güç demektir. Dolayısıyla bu gücü kazanmak için her türlü vasıtayı, fazla sofuluk yapmadan kullanmalıyız. Hem bir kişinin benim vasıtamla hidayete ermesi sahra dolusu koyundan hayırlı iken, herkese kendimi dinletmek için ehl-i dünyanın kullandığı cazibedar yöntemleri niçin kullanmayayım? İnsanların bu Nurları kabulü için ısrarcı olmalı, bizim derslerimize daha çok insanın katılımını bir şekilde sağlamalıyız.

Üstad: Cenab-ı Hakk’ın rızası, ihlâs ile kazanılır. Kesret-i etba’ ile ve fazla muvaffakiyetle değildir. Çünkü onlar vazife-i İlâhiyeye ait olduğu için istenilmez, belki bazen verilir. Evet, bazen bir kelime sebeb-i necat ve medar-ı rıza olur. (Hem) Kemiyetin ehemmiyeti o kadar medar-ı nazar olmamalı. Çünkü bazen bir tek adamın irşadı, bin adamın irşadı kadar rıza-yı İlâhîye medar olur. 1

Hem ihlâs ve hakperestlik ise Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun, istifadelerine taraftar olmaktır. Yoksa “Benden ders alıp sevap kazandırsınlar” düşüncesi, nefsin ve enaniyetin bir hilesidir. Sen neci oluyorsun ki, böyle hırs ile “Herkes beni dinlesin” diye vazifeni unutup vazife-i İlâhiyeye karışıyorsun? Kabul ettirmek ve senin etrafına halkı toplamak, Cenab-ı Hakk’ın vazifesidir. Vazifeni yap, Allah’ın vazifesine karışma! 2 Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. 3 (Hiddetle) Bana grup grup adam toplayıp getirmeyin! Adam olan, nasibi bulunan kendisi gelir, hakikati bulur. Risale-i Nur müşteri aramaz! İhtiyacı olan bir vesileyle kendisi gelir, hissesini alır. 4

Talebe: Böyle düşünürsek kendimizi dinletecek kimseyi bulamayız. Zaten o yüzden bulamıyoruz ya, şevkimiz de kırılıyor.

Üstad: Bir insan yalnız kendi nefsine dinlettirse yeter. Bâhusus, siz daima bir iki hakikî kardeşi de bulursunuz. Hem dersi dinleyen yalnız insanlar değil, Cenâb-ı Hakk’ın zîşuur çok mahlûkatı vardır. Sizin o kısım ders arkadaşlarınız ve müstemîleriniz çoktur. 5 Madem çok sevap istersin, ihlâsı esas tut ve yalnız rıza-i İlâhîyi düşün. Tâ ki, senin ağzından çıkan kelimeler ihlâsla ve niyet-i sâdıka ile hayatlansın, hadsiz zîşuurun kulaklarına gidip onları nurlandırsın. Sana da sevap kazandırsın. 6 

(Hem) merak etmeyin! O Nurlar parlayacaklar! 7 Kardaşım! Göreceksin, ben bunları bütün dünyaya okutturacağım! 8

Talebe: “Müttakîlere imam olmak” için Kur’ân’da bile duâ var. Bu iftihar edilecek ulvî bir şereftir. Hem de buna hakkım ve liyakatim var. Bunu istemekte, böyle kutsî görevlere talip olmakta ne sakınca var!

Üstad: Tarîk-i hakta gidenlere (hak yolda gidiyorlarsa) refakatle iftihar etmek ve arkalarından gitmek ve imamlık şerefini onlara bırakmak, tâbiiyeti dahî, sebeb-i mes’uliyet ve hatarlı olan metbûiyyete tercih etmekle ihlâsı kazanır(sın). 9 (Aksi halde) sonra müzahametsiz olan hakkın hizmetinin yerini zapteden meylü’t-tefevvuk istibdadı hücuma başlar. 10 “Bu sevabı ben kazanayım. Bu insanları ben irşad edeyim. Benim sözümü dinlesinler” diye rekabetkârane vaziyet alır. İhlası kaçırır, riya kapısını açar. 11

Talebe: Ama ben tecrübeliyim ve bu Kur’ân hizmetinin kaidelerini daha iyi biliyorum. O yüzden genç kardeşlerimizin hizmetteki eksiklerini, hatalarını istişarelerde daima söylüyorum. Fakat maalesef çoğunluk bizi dinlemiyor. Bu durumda biz de, çoğunluk bile olsa, onların yanlış kararlarına tabi olmuyoruz. Yine de itibar edip belki dinlerler ve yanlışa düşmezler diye Rabbimizin bize verdiği meziyet ve kabiliyetleri saklamıyor, gösteriyoruz.

Üstad: Meziyetin varsa hafâ türabında kalsın. Demek taayyünle teşahhus (şahsın ön plana çıkması), zalim birer emirdir. 12 Kendimizi değil, Risale-i Nur’un şahs-ı manevîsini ehl-i imana gösteriyoruz. 13 İkinci düsturunuz, bu hizmet-i Kur’âniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfuruşluk nev’inden gıpta damarını tahrik etmemektir. 14

Ben artık bir çok konuyu kardeşlerimin meşveretine havale ediyor ve onlara, “Sizin heyetinizin kararı inşallah daima isabetlidir. Siz bilirsiniz...” 

“Her neyse. Siz daha iyi bilirsiniz” 15 (diyorum.) (Kendime de dedim ki:) “Uhrevî ve Kur’ânî ve imanî ve ilmî işlerinde dahî, Risale-i Nur’u ve şakirdlerinin şahs-ı manevîlerini tevkil eyle. O hâlis, muhlis hasların şahs-ı manevîleri senden çok mükemmel o vazifeni yaparlar. Hem daima da şimdiye kadar yapıyorlar.” 16

Talebe: Madem bazı kardeşlerimizle meşreplerimiz uyuşmuyor. O halde onlarla birlikte hizmet etmem mümkün değil. Ben de hizmetimi huzur içinde, kendi imkânlarımla yapmak istiyorum.

Üstad: Siz hizmeti düşünmeyin. Hizmeti en muhalife dahî Cenab-ı Allah yaptırır. Sizin düşüneceğiniz uhuvvet, muhabbet, ittihad ve tesanüttür. 17 Medar-ı niza bir mesele varsa meşveret ediniz. Çok sıkı tutmayınız. Herkes bir meşrepte olmaz. Müsamaha ile birbirine bakmak şimdi elzemdir. 18

Elbette dört fertten 1111 kuvvet-i maneviyeyi temin eden sırr-ı ihlâsı kazanmakla tesanüd ve ittihad-ı hakikiye muhtacız ve mecburuz. 19 Bu zaman, ehl-i hakikat için şahsiyet ve enaniyet zamanı değil. Zaman cemaat zamanıdır. Cemaatten çıkan bir şahs-ı manevî hükmeder ve dayanabilir. Büyük bir havuza sahip olmak için bir buz parçası hükmündeki enaniyet ve şahsiyetini o havuza atmaktır ve eritmek gerektir. Yoksa o buz parçası erir, zayi olur. O havuzdan da istifade edilmez. 20

Dipnotlar:

1- 20. Lem’a, 3. Sebep. 

2- 20. Lem’a, 3. Sebep. 

3- 21. Lem’a, 1. Düsturunuz. 

4- Latif SALİHOĞLU, Yeni Asya, 06.02.2015. 

5- Barla Lâhikası, 392. 

6- 20. Lem’a, 3. Sebep. 

7- 13. Şuâ. 

8- Necmeddin ŞAHİNER, Bayram YÜKSEL’den naklen, Son Şahitler, III, 74. 

9- 20. Lem’a, 4. Sebep. 

10- Münâzarât, Zindan-ı Atâlet Sebepleri. 

11- 20. Lem’a, 3. Sebep. 

12- Sözler, Lemaât, “Meziyetin varsa...” 

13- Hizmet Rehberi, 245. 

14- 21. Lem’a, 2. Düsturunuz. 

15- Gayr-i Münteşir Emirdağ Lâhikası I Mektuplarından. 

16- 14. Şuâ, Hapishane Mektupları. 

17- Necmeddin ŞAHİNER, Said ÖZEMİR’den naklen, Son Şahitler, IV, 129. 

18- Kastamonu Lâhikası, 255. 

19- 21. Lem’a, 2. Düsturunuz. 

20- Kastamonu Lâhikası, 255.

Fotoğraf: Erhan Akkaya

Okunma Sayısı: 2363
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Züleyha

    10.11.2019 22:20:33

    Böyle talebelerin fitnesinden Rabbim ihlaslı olanları muhafaza buyursun. Böyle istifadeli yazılarınızdan dolayı Allah razı olsun.

  • Recep Tuna

    10.11.2019 21:33:20

    İhlas-ı Tâmmeye vesile olması temennisiyle. Hürmetlerimi arz ediyorum. Müstecap dualarınızı bekliyorum.

  • harun

    10.11.2019 01:04:53

    Rabbim muvaffakiyetler nasip etsin inşallah hocamıza.Selam ve dua ile.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı