"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Koftiden devletin “sütten” hükümeti

Ahmet BATTAL
22 Şubat 2020, Cumartesi
Yargıdaki ikinci skandalla birlikte sağırlar duydu ve körler de gördü ki bir şeyler oluyor.

Düşünebiliyor musunuz, bir ay arayla, kamuoyunun gündemindeki iki “yarı siyasî” dâvâda, beraat kararı veren hâkimlerin “beğenilmeyen” kararları, aynı seviyedeki başka hâkimlerce usûlsüz biçimde hiçe sayılıyor. Üstelik o hâkimler de ejderhanın önüne atılıyor. 

Kişilerin ve kitlelerin hakları fütursuzca ihlâl ediliyor, yargı hukuksuzluğa alet ediliyor, korku yaygınlaştırılmaya çalışılıyor. 

Üstelik bunlar, yürütmenin başındaki şahsın kendisini “nihaî temyiz mercii” yerine koyup “bu yanlış kararı verenler …öcüdür” mealindeki beyanlarından sonra oluyor.  

Üstelik dedikodular doğruysa, bu “sürpriz” kararları sebebiyle töhmet altında olan hâkimler zaten “seçilmiş” ve “…öcü olmadıkları garantilenerek” “o mahkemeye” hâkim olarak atanmış hâkimler. 

Bu vahim sonucun iki temel sebebi var:

- Birincisi, 15 Temmuz sonrasında, binlerce savcı ve hâkim, önceden hazırlanmış listeler yardımıyla, hâkimlik ve hatta yüksek hâkimlik teminatı hiçe sayılarak ve “suçüstü yapıldınız” denilerek polislerce derdest edildi. Kürsülerden alınıp kendi mesai arkadaşlarınca tutuklandı. Böylece kürsüde kalanlar da korkutuldu. 

O günden beri “eyvah, bu gidiş polis devletine doğru bir gidiştir, korkandan hâkim olmaz” dedik, ama dinletemedik. 

- İkincisi “işe göre hâkim ayarlama” ve “dâvâya göre mahkeme belirleme” sistemine (!) geçildiğine dair şüpheler oluştu. Evrensel adalet kuralı olan “tabiî hâkim ilkesi” berhava edildi. 

Başından beri “kurulan kurulur, çeviren kıvırır, ava giden avlanır” dedik, ama dinletemedik. 

Şimdilerde Ankara’da herkes birbirine şu soruları soruyor: 

Bizi dünyaya rezil eden bu işleri kim planlıyor? Bu süreci kim yönetiyor? Kimler bu kötü gidişatı gizli gizli izliyor? Bu işlerin böyle sarpa sarmasını kim istiyor?

Biz biliyoruz: 

“Devletin yürütme organı bir ya da birkaç olayda yargıya müdahale ediyor” denilerek geçiştirilemeyecek şeyler oluyor. 

Yani durumsal değil kurumsal ve ilkesel problemler var.

Yani “yürütme denilen devlet”, yargıyla kendisini gösteren adalete teslim olmuyor. Aksine, Anayasaya da açıkça aykırı biçimde, adaleti kendi bildiği gibi yönetmeye ve yönlendirmeye çalışıyor. 

Üstelik milletin sandıktan çıkıp devlete dönüştüğü üst kurumsal kuvvet olan yasama organı yani Türkiye Büyük Millet Meclisi “artık bu işlere müdahale edecek gücüm ve yetkim kalmadı” diyerek gidişatı “resmen” seyrediyor. 

Hükümetin ve bu işlerdeki destekçilerinin tek gerekçesi var: “Bizim iktidarımızı darbe ile devirmeye çalıştılar. Yeniden çalışabilirler. O halde hukukun da biz ne diyorsak öyle karar vermesi lâzım. Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun bizim beğenmediğimizi hâkim yapmaması lazım. Bize iltimas geçmesi lâzım.”

Niye? Sizin ne farkınız ve ne özelliğiniz var? 

“Biz 15 Temmuz mağduruyuz, torpilli olmamız lâzım”. 

Bu torpil arzusu ve gayreti “sütten hükümet” fikrini akla getiriyor. O da “kim bu çocuğun abisi, çıksın ortaya da onunla kozlarımızı paylaşalım” dedirtiyor.

Ya da Ömer Seyfettin’in Diyet’i akla geliyor. 

Elbette adalet adı altında kesilecek kolu kalanlar için…

Okunma Sayısı: 1981
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • HÜSEYİN İLHAN

    22.2.2020 19:46:37

    Allah razı olsun hocam.Bir kişinin,kurumun ve devletin en temel hassasiyeti HAKda olmalıdır. HAK o kadar hassastırki buna riyaet etmeyeni yakar.HAK 'kı kim çiğnemeye,yozlaştırmaya,kalkarsa eninde sonunda döner onu tahrip edeni de ateşinde yakar.Tarih buna binlerdeğil milyonlarca şahittir.

  • Müslüm

    22.2.2020 12:39:20

    eeee çözüm ne. sonuç olarak ne yapilacakk... kıyamet kopsada kurtulsak bu sacmaliklardan

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı