"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Maduro diyor ki... (1)

Ahmet DURSUN
08 Ocak 2026, Perşembe
Sinemalarda yeni bir filmin vizyona girdiği, filmde ABD’nin bir devlet başkanına operasyon düzenleyerek onu kendi ülkesine kaçırdığı söylenseydi, “Hollywood senaristleri de işi iyice abartmışlar, böyle saçma bir senaryo mu olur?” derdik sanırım.

Maduro diyor ki... (2)

Senaryosu bile olmaz dediğimiz şey oldu. Yeni yılın ilk günlerinde Venezuelа’nın başkenti Karakas’a askerî bir operasyon düzenleyen ABD-tüm dünyanın gözünün içine baka baka, tüm siyasî, hukukî ve uluslararası teamülleri çiğneye çiğneye-Devlet Başkanı Maduro ve eşini ele geçirerek zorla ABD’ye götürdü. 

Bu durum, Bediüzzaman’ın “”Devletler milletler muharebesi, tabakat-ı beşer muharebesine terk-i mevki ediyor.” sözünün anlam çerçevesi içerisinde ele alındığında dünyanın geleceği ile ilgili yeni ve derin analizleri gerektiriyor. Hak merkezli bir dünya arayışı ile güç merkezli, kuvvetlinin haklı olduğu çakallar dünyası mücadelesinin tam ortasında olduğumuz son kertede, nasıl bir dünyanın bizi beklediği bu analizlerin sonuçları ile ilgili olmalı. 

Kendi içinde çelişkilerin, tutarsızlıkların fazlalaştığı, cevaplanması zor soruların arttığı bir dönemdeyiz. Din, dil, ırk ve coğrafya fark etmeksizin; bir yanda hak, adalet, eşitlik ve barış gibi değerleri insaniyet ortak paydasında bir araya toplamaya çalışan vicdan-ı umumiye, diğer yanda sahip olduğu güçle tüm insanî değerleri kendi menfaatleri uğrunda yok etmeye hazır “mimsiz medeniyet”in temsilcileri… Bunu ABD içinde de görebilmek mümkün farklı coğrafyalarda ve kıtalarda da. 

Vicdandan devletlere uzanan bu mücadele dünyanın her yerinde. New York’un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani’nin göreve başlama töreninde meydanlardan yükselen “zenginlere vergi!” sloganları da bu paradoksal mücadeleye işaret ediyor. 

Amerika insan haklarının ve demokrasinin öncüsü mü yoksa haydut devlet mi? Bu soruya cevap verebilmek, sanırım “tabakat-ı beşer muharebesi”ni her yönüyle tahlil etmekle mümkün. Mamdani’nin seslendirdiği  “iktisadî adalet, eşitlik” gibi değerler ABD’de ile birlikte tüm dünyada yükselen değerler olarak öne çıkarken, zamanın ruhuna uygun bir şekilde insanlık onuruna ve haklarına yönelik sesler vicdan sahiplerinden daha fazla yükselirken, kuvveti hakkın önüne geçiren Maduro operasyonu, bu değerleri tahribe yeltenen küresel cereyanlara ve tabakalara işaret ediyor. Burada bariz problem şu ki; silahı da elinde bulunduran para, güç ve iktidar ikinci tabakayı temsil eden vicdansızların elinde.

Böyle bir durumda, Maduro olayının uluslararası hukuk açısından değerlendirilmesinin artık bir ehemmiyeti yok, zira uluslararası bir hukuktan söz etmek mümkün değil. Zayıf sineklerin takılıp kaldığı, güçlü sineklerin delip geçtiği bir örümcek ağına dönüşen uluslararası hukuk, uluslararası aldatmacaya dönüşmüş durumda. Devam edecek

Okunma Sayısı: 900
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hasan Karakaya

    8.01.2026 11:21:34

    Hocam devletlerin vicdanı olmaz. Menfaat üzerine hareket ederler. Güç kimin elindeyse vicdanın sınırını da o koyar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı