"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Müslüman; merhametlidir

Rafet Özcan
12 Ekim 2026, Pazartesi
Ordusu giderken yoluna yavrulu bir köpek çıkınca, onları rahatsız etmemek için, ordunun yolunu değiştiren. Yanından bir cenaze geçerken ayağa kalkıp ona saygı gösteren.

Orada bulunanların, bu bir Yahudi cenazesidir dediklerinde, olsun o bir insandı diyerek, insan onurunun her şeyden üstün olduğunu belirten, bir Peygamberin (asm) şefkatli ümmetiyiz.

Yine bir kâfiri yere yatırdığında kesecek fakat o anda yüzüne tüküren kâfiri kesmekten vaz geçen, “niçin kesmedin” deyince “seni Allah için öldürecektim fakat sen yüzüme tükürdün nefsim işe karıştı kesersem katil olurum” diyen Hz. Ali’nin bu tavrına hayran kalan kâfir Müslüman olur. İşte bizim şefkat merhamet ve adalet anlayışımız budur.

Beş ülkenin veto hakkı olan BM maalesef dünyanın huzurunu, güvenliğini sağlamak yerine farklı menfaatleri ön plana çıkararak huzursuzluğa neden olmaktadırlar. Yapılacak iş alternatifler üreterek dünya milletlerinin adalet ve hukukta üstünlük sağlayacak adımlar atılmasıdır. Şunu da unutmamak gerekir ki, baştakiler gider devletler bâkî kalır. Yeter ki, hukukumuzu korumasını bilelim.

Ağlamayı, çaresizliği bırakalım da, problemin çözümüne çare arayalım.

Tarık bin Ziyad komutasındaki askerler Cebelitarık boğazını geçtikten sonra  gemileri yaktırarak askerlerin geri dönmelerini imkânsız hale getiriyor. O eşsiz komutan askerlerine dönüp şöyle sesleniyor: İşte karşınızda düşman ve arkanızda deniz. Ya çarpışır bu toprakları ele geçirir, buraya yerleşir İslâmın Endülüs’te yayılmasını sağlarsınız, ya da geri döner denizde boğulur gidersiniz. 

Bu hitaptan sonra ordu düşmanla çarpışarak Endülüs fethediliyor. Böylece Endülüs Emevi devleti kuruluyor. Gırnata şehri devletin başkenti oluyor. Uzun müddet (250 yıl) orada kalan Müslümanlar maalesef zayıf idareciler ve iç karışıklıklar sonucu acı bir gerçekle karşılaşıp yıllar sonra İspanya’dan atılıyorlar. En acı olanı da son hükümdar Abdurrahman’ın yüksek bir yere çıkarak yakılan, yıkılan ve yok edilen şehirleri seyrederek ağlaması oluyor. Bu durumu gören hükümdarın annesinin tarihe geçen şu sözleri ibret doludur: “Ağla zalim ağla, erkekler gibi çarpışıp mücadele edemeyenler böyle ağlar.” 

İşte ibret dolu bir mücadele. Sonunda tefrikaya, dirayetsizliğe kurban giden, Endülüs Emevi devletinin yıkılması ile bir devir sona eriyor.

Okunma Sayısı: 149
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı