Meclis açıldı, genel başkanlar partilerinin ilk grup toplantılarını yaptılar.
Gündemlerinde fon krizi vardı. Bir tek konuyu gündemine almayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli oldu. Bahçeli’nin gündeminde ise seçim vardı.
Aslında bu, Bahçeli’nin yeni yasama yıllarındaki ilk çıkışı değil.
Hatırlayalım.
Bahçeli’nin, TBMM’de 1 Ekim 2024’teki yeni yasama yılı töreninde, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve milletvekilleriyle tokalaşmasıyla başlayan sürecin ardından, “Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” sözleriyle “Terörsüz Türkiye” süreci başlamıştı. Ardından ‘Öcalan’ın gelsin Meclis’te konuşsun’la devam eden süreç Meclis’te komisyon kurulmasıyla sürdü.
Gelinen noktada komisyonlar çalışmalarını sürdürüyor. Terör örgütünün silah bıraktığının Millî Güvenlik Kurulu tarafından tespit edilmesiyle sürecin yeni bir aşamaya geçmesi bekleniyor.
Süreç, Bahçeli’nin bu çıkışları ile devam ederken, yeni yasama yılı resepsiyonunda DEM İmralı heyetine tebessüm ederek “PKK elebaşına selamlarımı söyleyin” demesi “sürpriz” gibi karşılansa da bugüne kadar söylediklerinden sonra pek eleştirilmedi.
***
“ÖCALAN İDAM EDİLSİN” DEMİŞTİ
Bahçeli, partisinin düşük oy almasına rağmen “siyasete yön veren lider” olarak görülüyor. Tıpkı yeni süreçte olduğu gibi...
1999 seçimlerinde DSP ve ANAP’la kurulan koalisyon hükümetinde (ANASOL-M) Başbakan Yardımcısı olarak görev almasına rağmen erken seçim çıkışı 2002 yılında AKP’nin iktidara gelmesinin yolunu açtı.
Avrupa Birliği müzakere süreci nedeniyle Türkiye idam cezasını kaldırmaya hazırlanırken Bahçeli, Öcalan’ın idamı için diretti. Ancak dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in yoğun çabaları sonucu “göstermelik” olarak idam cezası verilse de bu sonra bu ceza müebbete çevrilmişti.
Bahçeli ayrıca, başkanlık sistemine karşı olduğunu söylemesine karşı 2016’daki çıkışıyla da Parlamenter Sistemin sonunu hazırlamıştı.
***
“YASAMA YANİ MECLİS BİZDE OLSUN”
Bahçeli, bu sene de çıkışlarına Erdoğan’ın adaylığını gündeme getirerek başladı. Öyle anlaşılıyor ki, bundan sonra gündem Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri olacak.
Aslında Bahçeli’nin en önemli çıkışını “Yürütmede Erdoğan, Yasamada MHP; Türkiye’de Cumhur İttifakı, dünyada Türk Asrı” diyerek yaptı ve bunu “beş yıllık dönemin siyasî formül” olarak açıkladı.
Yürütmeyi (hükûmet) istemediğini “Erdoğan aday olsun” diyerek gösterirken, yasama, yani Meclis’te çoğunluğun kendilerinde olmasını istediğini söyledi.
(Aslında bakılırsa Meclis’teki milletvekili sandalye sayısı 46 olmasına rağmen 290 milletvekili olan AKP’den daha etkili...)
“Bahçeli bu formülü neden açıkladı, bunu neden istiyor, başka hesaplar mı var?” bu soruların cevaplarını önümüzdeki süreçte daha net göreceğiz.
2017 yılında kabul edilen anayasa değişikliği ile Erdoğan 3. kez cumhurbaşkanı adayı olamıyor. Tek istisnası, Meclis’in 360 milletvekili ile erken seçim kararı alması.
Şu anda Cumhur İttifakının (AKP, MHP, Hüda-Par, DSP) oyu 331’de kalıyor. Yeni transferler yapılsa da, 360’ı yakalaması zor görünüyor.
***
3. KEZ ADAYLIKTA DEM KİLİDİ
Bu noktada, erken seçim kararı için 58 milletvekili olan DEM Parti kilit noktaya geliyor.
DEM’lilere ‘Öcalan’a selâm söyleyin’ sözü acaba bir hesap için miydi?” sorusunu akıllara getiriyor.
Peki, “Yeni çözüm süreci ile erken seçimin aynı cümlede olmasının yanlışlığı düşünülür mü?” Düşürülmeyeceğini söylemek mümkün.
Pazarlıklarla 360 sayısının sağlanması millet nezdinde nasıl karşılanır, bunu şimdiden söylemek mümkün değil.
Türkiye seçim havasına girdi, siyaset ısınacak.
Bakalım, yapılan hesaplar tutacak mı? Önümüzdeki aylar ne gösterecek?
Siyasette 24 saat bile uzun bir süredir.