"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Lâhikalardan hutbe

Ali Demir
19 Haziran 2021, Cumartesi
Yirmi Yedinci Mektup-4

Dinimizde mescid ve camilerde Cuma namazından önce ve bayram namazlarından sonra minberde okunan duâ ve verilen öğüt manasına gelen hutbeden maksat; insanlara dinin hakikatlerini ilân etmektir.

Lâhika Risalesi olan Yirmi Yedinci Mektubda hutbe tabiri, iki ayrı rüya ile beraber geçmektedir.

Birincisinde; Üstad Hazretleri, Rüşdü Abinin gördüğü rüya-yı sadıkada, Ruh ve Melaikeye imanın anlatıldığı Yirmi Dokuzuncu Söz’ün, Sıddık-ı Ekber (ra) tarafından hutbede Peygamber Efendimizin (asm) talimatıyla okunmasını, sürurla karşılamış ve Risale-i Nur’un makbuliyetine gaybi bir işaret olarak görmüş ve “Rüşdü’nün rüyasında, Peygamberimizin (asm) emriyle Hazret-i Sıddık (ra) minberde Yirmi Dokuzuncu Sözü hutbesinde göstermesi… Risale-i Nur’un makbuliyetine güzel bir işarettir.” diye bahsetmiştir.

İkinci hutbe ile alâkalı mektupta ise; Üstadımızın kanaatiyle İkinci bir Hüsrev ve Isparta’nın Hafız Ali’si olan Kâtip Osman’ın ‘Yirmi Yedinci Mektubun Lâhikası’ndan Alınmış Mühim Parçalar’ kısmındaki mektupların birinde, kendi kaleminden gördüğü rüyasının anlatıldığı bir fıkrası neşredilmiştir.

Kâtip Osman’ın bu fıkrasında; Şâbân-ı Şerifin on beşinci Cumartesi Leyle-i Berat Gecesi’nde rüyasında, büyük berrak, küçük bir deniz olan bir göl sahilinde İngiliz veyahut Almanla Türk hükûmetinin harp ettiğini gördüğü esnada semadan bir karaltı zuhur etmeye başlıyor ve “Acaba bu semadan inen nedir?” diye Kâtip Osman ve beraberindekilerin nazar-ı dikkatlerini celp ettiğinden bahsederek Kâtip Osman Abi rüyasını şöyle anlatmaya devam ediyor:

“Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbentle sarılı bir kadın şeklini alarak, gölün ortasında, hemen ineceği zaman derhal oraya bir mermerden minber yapılarak minberin üzerine indi. Sonra, zât-ı âlinizden gelen umum mektupları okumaya başladı.”

Harp halinde olan her iki tarafta sükûnet hasıl oluyor. Ve semadan inen o insanın okuduğu mektupları herkes can kulağıyla dinliyor ve nihayetinde “Evet, Hazret-i Kur’ân-ı Azîmüşşan’ın ahkâm-ı şer’iyesince amel ederseniz yakayı kurtarırsınız. Eğer Kur’ân-ı Azîmüşşan’ın ahkâm-ı şer’iyesine riayet etmezseniz, hepiniz mahv ü perişan olacaksınız” diye söylüyor.

Rüyasında yaşanan bu hadisenin kritiğini iki Nur Talebesiyle yaptıklarını ve sonunda yedikleri tatlıdan dolayı ağzının tatlı olarak uyandığını zikrettikten sonra şu duâ ve taleple rüyalı mektubu bitiriyor: “İnşaallah Leyle-i Berat hürmetine ve duânız bereketiyle hakkımızda mübarektir. Lütfen tâbirini beklemekteyiz.” (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, sayfa 63)

Nur Talebeleri, Risale-i Nurlar’da anlaşılmayan bir meselenin izahatının başka bir yerde izah edildiği ve onun için Risalelerin anlaşılmaması diye bir problemin olmaması gerektiği şeklinde bir kanaate sahiptirler. Aynen benzer hususların Lâhikalar için de geçerli olduğunu görmekteyiz. Meselâ Kâtip Osman Abinin bu rüyasında, semadan inen insanın kim olduğu merak edilmiş, fakat rüya içinde kesin bir kanaate sahip olmadığı ifadelerinden anlaşılmaktadır. Ve “Acaba bu semadan inen nedir?”

İşte bu sorunun cevabını Kastamonu Lâhikası’nda bizzat Bediüzzaman Hazretleri veriyor ve “Kâtip Osman’ın hakikatli rüyası, elhak, büyük bir hakikate işaret veriyor; çok mübarek ve müjdelidir.” olduğunu söylediği mektubunda devamla “o gökten inen hûrîye de lâhikayı hutbe olarak okuması, Risale-i Nur’un makbuliyetine güzel bir işarettir.” diyor. Demek semadan inen insan suretindeki kadının bir “huri” olduğu ve okuduğu Mektupların ise, Mektubat Mecmuası’ndaki Risaleler değil, Yirmi Yedinci Mektubun Lâhikaları olduğunu anlıyoruz. Rüyada Semadan inip mermer minber üzerinde lâhikaların Huri tarafından hutbe olarak okunmasını Üstadımız Risale-i Nurlar’ın makbuliyetine bir delil olarak görmektedir.

Üstad Hazretleri’nin ahkâm-ı İlâhiyenin tebliği için ittihaz edilmiş bir makam olarak gördüğü hutbede Hûrî’ye Lâhika okutulması oldukça manidardır. Demek Lâhika Risalesi’ndeki Mektuplar bizlere “ahkâm-ı İlâhiye”yi bildiren Kur’ânî hakikatler olduğu için sair risalelerle tercih farkları yoktur.

Diğer taraftan “sadık ve hikmetli” olarak tarif ettiği rüyanın tabirinin de çıktığını ve kendilerini de sevindirdiğinden bahseden Üstadımız “Risale-i Nur’un eski ve ehemmiyetli ve çalışkan bir şakirdi olan Kâtip Osman’ın sadık ve hikmetli rüyası ve mutabık tâbiri onları müferrah ettiği gibi, bizleri de mesrur eyledi.” derken rüyada hutbede lâhikaların okunması sonrası Avrupalılarla harbin sona ermesinin; ahir zamanda tecelli edeceği ihbar edilen “Mehdiyet ile İseviyetin” ittihadındaki hikmete dikkat çekmiş olabilir.

Okunma Sayısı: 664
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • halil kartal

    19.6.2021 00:19:46

    Maşaallah Ali demir abi. Çok güzel tespitler yapmışsınız. Tebrik ediyorum. Cenabı hak: hava, nur, su unsuru hakikatlerinin hepsinden de yakalamayı nasib etsin. Dua ile.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı