"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Fırka-i naciye” kimlerdir?

Ali FERŞADOĞLU
13 Mayıs 2019, Pazartesi
Peygamberimiz (asm), bir grup ashabıyla birlikte iken, “Yahudiler 71 fırkaya bölündü, Hıristiyanlar 72 fırkaya. Ümmetim ise 73 fırkaya bölünecek. Biri dışında hepsi ateşte olacak” şeklinde bir beyanında bulunarak insanlık âlemindeki ihtilâf gerçeğine işaret eder.

Bu sözün ilk cümlesinden sonra Ashab-ı Kiram sormuş: “Yâ Resûlâllah (asm), o kurtulan fırka hangisi olacaktır?” Şöyle cevap vermiş: “Benim sünnetimden şaşmayanlar kurtulanlardan olacaktır! Yâni Ehl-i Sünnet ve Cemaat mensuplarıdır.” 1

72 fırka; Rafızıyye, Mürcie, Mutezile, Cebriye gibi İslâm çizgisini taşmış hizipler ve kollarıdır.

Kurtuluşa erecek olan tek cemaat de, “Ehl-i Sünnet vel-Cemaat”tir. Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye çerçevesi içinde olan hak mezhepler, tarikatler, cemaatler, dinî ekoller Ehl-i Sünnet vel-Cemaate dahildir.

Bediüzzaman’a göre bu zamanda insanları sapıtmış fırkalara atan en büyük unsurlardan birisi, siyaset, özellikle harici siyaset cereyanlarıdır: “Bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı. Evet, şimdi küre-i arzda herkes ya kalben, ya ruhen, ya aklen, ya bedenen gelen musîbetten hissedardır, azap çekiyor, perişandır. 

Bilhassa ehl-i dalâlet ve ehl-i gaflet, rahmet-i umumiye-i İlâhiyeden ve hikmet-i tamme-i Sübhâniyeden habersiz olduğundan, nev-i beşere rikkat-i cinsiye, alâkadarlık cihetiyle, kendi eleminden başka nev-i beşerin şimdiki elîm ve dehşetli elemleriyle dahi müteellim olup azap çekiyor” 2 tesbitini yaptıktan sonra, devamında bu zamandaki “fırka-i naciye”yi şöyle tesbit ediyor: 

“Ben tahmin ediyorum ki, bütün küre-i arzın bu yangınında ve fırtınalarında selâmet-i kalbini ve istirahat-ı ruhunu muhafaza eden ve kurtaran yalnız hakikî ehl-i iman ve ehl-i tevekkül ve rızadır. Bunların içinde de en ziyade kendini kurtaranlar, Risale-i Nur’un dairesine sadâkatle girenlerdir. Çünkü bunlar, Risale-i Nur’dan aldıkları iman-ı tahkiki derslerinin nuruyla ve gözüyle, herşeyde rahmet-i İlâhiyenin izini, özünü, yüzünü görüp herşeyde kemal-i hikmetini, cemâl-i adaletini müşahede ettiklerinden, kemal-i teslimiyet ve rızayla, rububiyet-i İlâhiyenin icraatından olan musîbetlere karşı teslimiyetle, gülerek karşılıyorlar, rıza gösteriyorlar.”

Dipnotlar:

1- Tirmizi, İman,18; İbnu Mace, Fiten, 17; Ebu Davud, Sünne, 1. 2- Bediüzzaman Said Nursî, Kastamonu Lâhikası, s. 89.

Okunma Sayısı: 1713
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı