"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Hubb-u cah uyuşturucusu”na dikkat!

Ali FERŞADOĞLU
30 Temmuz 2020, Perşembe
İnsanları aldatmanın, kandırmanın, Kemalizme bağlamanın, alkışçı yapmanın sihirli unsurlarından birisi de “hubb-u cah”tır. Yani, şan, şöhret, makam, mevki sevgisi ve bağımlılığıdır.

Nedir bunun psikolojik altyapısı? “İnsanda, ekseriyet itibarıyla, hubb-u cah denilen hırs-ı şöhret ve hodfuruşluk ve şan ve şeref denilen riyâkârâne halklara görünmek ve nazar-ı âmmede mevki sahibi olmaya…” (Bediüzzaman, Mektubat, s. 401)  

Bu damardan girip yüz binlerce insanı mevki ve makam olarak bağlarlar!

“...  nazar-ı âmmede mevki sahibi olmaya, ehl-i dünyanın her ferdinde cüz’î, küllî arzu vardır. Hattâ o arzu için hayatını feda eder derecesinde şöhretperestlik hissi onu sevk eder.” (Age) 

Kim şan, şöhret, makam, mevki sahibi olmak istemez? Şaka falan değil, “şan-şöhret sahibi olmak için hayatını feda etmek! Dağcılar, tehlikeli oyun ve sporlara girenler gibi… Yapılan araştırmalara göre, kesinlikle dağcıların “üçte biri kesinlikle vefat ediyor, geride kalanların üçte biri kesinlikle ağır sakatlanıyor… O zaman niye hayatını feda eder derecesinde dağa tırmanıyorlar! Ne var dağın başında, altın mı, sevap mı? Müdürlük orta tepesine, genel müdürlük yüksek tepesine vs. tırmanmak için neyi feda eder? 

Bu damar, “Ehl-i âhiret için bu his gayet tehlikelidir. Ehl-i dünya için de gayet dağdağalıdır, çok ahlâk-ı seyyienin de menşeidir ve insanların da en zayıf damarıdır. Yani, bir insanı yakalamak ve kendine çekmek, onun o hissini okşamakla kendine bağlar, hem onunla onu mağlûp eder.” (Bediüzzaman, Mektubat, s. 401)  

Şan, şöhret, makam, mevki sevgisi ile yanıp tutuşan, bağımlı hale gelen ve bu makamlara tırmanmak için kendi hayatını feda eden başkalarınkini göz kırpmadan feda etmez mi?

Hubb-u cah, öyle cazibeli ve dehşetli bir tuzaktır ki, herkesi az çok etkiler! Nice kardeşlerimiz hubb-u cah’tan gitti! Bediüzzaman Hazretleri, “Kardeşlerim hakkında en ziyade korktuğum, bunların bu zayıf damarından ehl-i ilhâdın istifade etmek ihtimalidir” der.

Yalnızca avlanmıyorlar, av oldukları yeri müdafaa ediyorlar! 

Ve hubb-u cah ile sadece şan-şöhret ettikleri, makam-mevki verdikleri kişileri değil çevrelerindekileri de tuzağa düşürürler.

Böylece milyonlarca insanı “hubb-u cah” ile avlarlar, bağlarlar, bağımlı hale getirirler! 

Deccalizmin/Süfyanizmin/Kemalizmin kolları “Gizli ifsat, ahlâksızlık, dinsizlik ve zındıka ve mason komiteleri…” (Sözler, s. 366) hubb-u cah ile insanları esir eder. İşte, müstebit Kemalist rejim hegemonyasını hak, hürriyet, adalet, de- mokrasi ile değil, “hubb-u cah” ile sürdürmeye çalışıyor...  

Bu dehşetli tuzak, uyuşturucu ve bağımlılıktan kurtulmanın yolu, “hubb-u cah”ın meşrû tatmin formülleri verilen Hücumat-ı Sitte’nin birinci maddesini “anlayarak ve kabul ederek” okumak, özümsemek, benimsemektir.  

Okunma Sayısı: 1303
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı