"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hürriyetçi toplumlar ve laiklik

Ali FERŞADOĞLU
06 Kasım 2021, Cumartesi
İslâmiyet, yani, Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye, Veda Hutbesi, Asr-ı Saadet baştan sona insan hak ve hürriyetlerini en ince noktalarına kadar açıklamış, öğretmiş ve ibadetlerle yerleştirmiştir. Hatta hayvan ve eşya haklarını dahi…

Müslümanlar, herhangi bir hüküm, mefhum/kavram veya mesele olduğunda müracaat edecekleri yegâne kaynak dörttür: Kitap (Kur’ân), Sünnet (Asr-ı Saadet), İcma, Kıyas.  

Hürriyet/Cumhuriyet/Meşrûtiyet/demokrasi ve laiklik gibi mefhumları Batıdan değil, İslâmiyetten alırız, almalıyız. Zira, “On üç (şimdi 15) asır evvel Şeriat-ı Garra (İslâmiyet) teessüs ettiğinden, ahkâmda Avrupa’ya dilencilik etmek, dini İslâma büyük bir cinâyettir. Ve şimale müteveccihen namaz kılmak gibidir.” (Hutbe-i Şâmiye, s. 93) 

Tam da burada nazara vermemiz gereken nokta şudur: Hak, hürriyetler, cumhuriyet, meşrûtiyet, demokrasi, hakikî laiklik mevzularında biz Batıya, medeni dünyaya gidip dilencilik etmeyiz, edemeyiz, etmiyoruz ve etmemeliyiz! Biz onlara değil, onlar, İslâmiyete yaklaşıyor.  

Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’nin din ve vicdan hürriyeti başta olmak üzere bütün hak ve hürriyetleri, en ince detayına kadar nakış nakış işlemiştir. “Din ve vicdan hürriyeti hakkı” laikliğin içinde de var. Unutmayalım ki, 1500 yıl önce İslâmiyet bütün hak ve hürriyetleri getirmiş, ihya etmiş, emir, yasak ve ibadetlerle yerleştirmiş, insanlığa mal etmiştir.  

“İslâm dünyasında dinî otorite ile siyasî otorite arasında tarih boyunca Batı’dakine benzer bir çatışma söz konusu olmadığından XIX. yüzyılın başlarından itibaren görülen laiklik süreci iç dinamiklerden çok dış dinamiklerin ve gelişmelerin etkisiyle başlamıştır. (Talip Küçükcan, https://islamansiklopedisi.org.tr/laiklik) 

Batı’da “şiddet ve silâha” dayalı yıllarca süren din, inanç, fikir savaşları binlerce insanın ölümüyle neticelenmiştir. “Ne din savaşları, ne Protestan katliâmları, ne Yahudi kıyımları ve Soykırım’ı, ne de Engizisyon İslâm’dan kaynaklandı. (Şahin Alpay, Milliyet, 3 Şubat 2000)  

Avrupa, “yüzyıl savaşları” ile dört yüz sene biribiriyle savaştı. Ennihayet, “Leküm, diniküm veliyedin/senin dinin sana, benim dinim bana” (Kâfirun Sûresi, 6) noktasına geldi. Bunun adı demokrasidir, laikliktir. Hürriyetçi toplumlar laiklikle Kâfirun Sûresi’ne ulaştı! 

Yani, “şiddet ve silâhlı” din, inanç, fikir savaşlarını laiklikle, yani Kâfirun Sûresi ile durdurabilmiştir: 

“De ki: ‘Ey inkâr edenler! Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem. Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz. Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim. Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.” (Kâfirun Sûresi, 1-6) 

Okunma Sayısı: 1290
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali Ferşadoğlu

    6.11.2021 07:43:16

    “Leküm, DİNUKÜM veliyedin/senin dinin sana, benim dinim bana” (Kâfirun Sûresi, 6)

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı