"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“İllâ üzüm”, “illâ i’neb” kavgası

Ali FERŞADOĞLU
06 Temmuz 2022, Çarşamba
Bir adam dört kişiye bir miktar para verip, “İşinize yarayanı alın!” dedi.

Biri “İllâ engür alalım” Arap, “Ben engür istemem, illâ ineb isterim”, Türk, “Ben ineb istemem, illâ üzüm!”, Rum, “Bu para ile illâ istafil alalım.” diye diretti. Derken dört kişi birbirleriyle çekişip dövüşmeye başladılar. Çünkü, her birisi diğerlerinin almak istediklerini ne olduğunu anlamamıştı.  

Habersizlik ve bilgisizlikten kavga eden bu adamların olduğu yerde pek çok dil bilen bir adam onları uzlaştırıp barıştırmaya çalıştı ve dedi ki: “Ben bu para ile hepinizin istediğini alırım. Kötü düşüncelere kapılmadan gönlünüzü verir ve beni dinlerseniz bu para istediğiniz şeylerin hepsine yeter.” 

Ne yazık ki, adamların dünya kavgasına düştükleri ve işin ehlini dinlemediklerinden mücadele bitmedi. Halbuki “istafil” Rumca, “ineb” Arapça, “Engür” Farsça “üzüm” demektir. İslam alemindeki en büyük kavga, “mefhum/kavram” karmaşasıdır. Bir kesimimiz “hürriyet” istiyor. Bir grup, “Hürriyet kafirlere mahsustur!” diye karşı geliyor. Bir kesim “meşrutiyet/demokrasi” isterken, bazıları “Küfür rejimidir!” diye itiraz ediyor. Ne var ki, bunlar, ötekilerinin istediklerinin mânâlarını bilmiyor, yekdiğerine itiraz edince çatışıyor, kavga ediyor!..  

Halbuki herbirisinin istediği akla, mantığa, insaniyete ve dolayısıyla şeirata uyumlu olduklarını bilse ve çarpık uygulamaları değil-zira herşey, hatta İslamiyet de çarpıtılır, alet edilir, yanlış, farklı anlaşılır-hakiki anlamları öğrenilip istenilse kavga bitecek! Ey şeriatçı, işte hürriyet:  

Dinde zorlama yoktur. (Bakara Suresi, 256.) Hiç kimse inanmaya veya inkâra zorlanamaz!

“Sizi yaratan Odur. Böyle iken, kiminiz kâfir olur, kiminiz mü’min. (Tağabun Suresi, 2.) Herkes inancı veya inkârında şahâne serbesttir. 

“Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. O halde sen, inanmaları için insanları zorlayacak mısın? (Bakara Suresi, 256.) “Peygambere düşen, ancak tebliğ etmekten ibarettir.” (Nur Suresi, 54.) Dini kabul hususunda peygamberler dahil, hiç kimse baskı yapamaz!  

Bunlar din ve vicdan hürriyetini, hatta “inkar” hürriyetini gerektirir. Evet, “Hürriyetun ‘atıyyetu’r-Rahmâni- iz ennehâ hâsıyyetu’l-İmani/ Hürriyet, Rahman olan Allah’ın bir hediyesidir. Çünkü, o îmanın özelliğidir.” (Beyanat ve Tenvirler, s. 42.) 

Okunma Sayısı: 1286
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    6.7.2022 14:57:12

    Evet ülkemizdeki en önemli meselelerin başında ortak tanımlarımızın olmaması geliyor. Herkesin kendine göre hürriyet, şeriat, demokrasi, laiklik... tanımı var. Katılan neye katıldığını bilmiyor. Karşı gelen neden karşı geldiğini bilmiyor. Çözüm ortak tanımlar ya da o kavramı kendi açısından tanımlayarak işe başlamasıdır diye düşünüyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı