"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İmanın şartlarının ekonomiye yansımaları

Ali FERŞADOĞLU
07 Ağustos 2019, Çarşamba
Tevhid, Allah’ın varlığı ve birliğine imanı gerektirir.

Bu da tevekkülü ve kanaati. Tevekkül ise, çalışmayı yaptıktan, sebeplere müracaat ettikten sonra sonucu O’ndan beklemektir. 

Kanaat ise, çalıştıktan sonra kısmetine, kazandığına memnun olmaktır. Ve çalışmaya devam etmektir. Allah, O’na gerçekten tevekkül edenleri ve çalışanları sever. 

Kur’ân, peygamberlerin kıssalarını ve hayatlarını örneklendirerek verir. Her birisi bir teknik ve teknolojik keşfin başlatıcısıdır. 

Gerçek imanı elde eden, kâinatın sahibinin sonsuz kudreti/ilmi/isim ve sıfatları bulunduğunu, her yerde hazır ve nâzır olduğunu bilir. Meleklerin, İlâhî kameramanlar gibi her söz, fiil ve hareketleri kaydettiklerine inanır. Kendisine çekidüzen verir.

Hukukun, mimarinin, sanatın kaynağı din/vahiy olduğu gibi, teknik ve teknolojinin de kaynağı dindir. İlk Peygamber Hz. Âdem’den (as) Son Resul Hz. Muhammed’e (asm) kadar gelen peygamberler, insanlığa hem maddî, hem manevî önder olarak gönderilmişlerdir. 

Elçilerini insan toplumlarının manevî ilerleme cihetinde birer imam gönderdiği gibi, yine insanların maddî yükselmeleri suretinde dahi, o peygamberlerin her birisinin eline bazı harikalar verip yine o insanlara birer ustabaşı ve üstad etmiştir. Onlara mutlak olarak uymayı emrediyor... 

Peygamberlerin, toplumların manevî yükselmeleri cihetinde birer önder / imam olarak gönderildiği gibi, maddî yükselmelerine de peygamberlerin öncülük ettiklerini ifade eden Bediüzzaman, bunu mu’cizeyle gerçekleştirdiklerini vurgular: 

Sanatkâr ve zanaatkârların çoğunun pir olarak bir peygamberi kabul etmesinin sırrı budur.

Kitaplara, peygamberlere iman eder, onların getirdiği mesajlara gönlünü açar. 

Öldükten sonra dirileceğini idrak eder...

İlâhî plan ve program olan kadere iman ise, planlı programlı bir hayat sürmemizi sağlar. Ahirete iman, haksızlık, zulüm, sefahet gibi olumsuzluklardan uzaklaşıp; adalet, merhamet, yardımlaşma, dayanışma, ibadet, zikir gibi olumlu faaliyetler içine girmemiz demektir.

Böylece olumsuz fiil, söz ve hareketlerden kaçınır, tefekküre, ilme, ibadete, çalışmaya, nezaket ve nezahete yönelir. Bu da, hayatta istikamet, düzen, dayanışma ve yardımlaşmayı netice verir. Önce Yaratıcı, sonra diğer varlıklar ve iman esasları temsilcileriyle muhteşem bir bağ ve iletişim kurar. Bu, müthiş bir enerji aktarımıdır... 

İman, aynı zamanda zekâtı ihyayı ve faizden kaçınmayı icap ettirir. İmanı güçlü olan, ekonominin itici gücü olan zekâtı verir, miskinlik ve sömürü vasıtası olan faize bulaşmaz. Bu da, ülkenin kalkınması, iş sahalarının açılması, insanların iş bulması ve alınlarının akıyla çalışarak üretime katılmaları demektir.

Okunma Sayısı: 774
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı