"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Sayı, başarı, sonuç” odaklı mı?

Ali FERŞADOĞLU
07 Kasım 2020, Cumartesi
Hizmetler için koşuşturuyoruz. Buna rağmen kimileri de -özellikle siyaset labirentlerinde şaşkınlığa düşenler- “Bunca zaman hizmet ediyorsunuz, kaç kişiniz?” diye morallerimizi bozabiliyor.

Ne olursa olsun, Üstadımızın şu direktifini nazara almalıyız: “Elbette bize en elzem iş, telâş etmemek ve meyus olmamak ve birbirinin kuvve-i mâneviyesini takviye etmek ve korkmamak ve tevekkülle bu musîbeti karşılamak ve habbeyi kubbe yapan farfaralı gazetecilerin kubbelerini habbe görüp ehemmiyet vermemektir.” (Bediüzzaman, Şuâlar, s. 296) 

Saniyen, şunu bilmemiz gerekiyor: “Mühim ve büyük bir umur-u hayriyenin çok muzır mânileri olur. Şeytanlar o hizmetin hâdimleriyle çok uğraşır. Bu mânilere ve bu şeytanlara karşı ihlâs kuvvetine dayanmak gerektir.” (Bediüzzaman, Lem’alar, s. 164) 

Ve “La taknatu min rahmetillah /Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.” (Zümer, 39/53-54) âyetinin bir parça tefsiri olan şu cümleleri okumak ve sindirmektir: 

“Evet, evet, neam, neam. Sivrisinek tantanasını kesse, balarısı demdemesini bozsa, sizin şevkiniz hiç bozulmasın, hiç teessüf etmeyiniz.” (Bediüzzaman Said Nursî, Münâzarât, s. 46) 

Diğer taraftan şu gerçeği aklımızdan çıkarmamalıyız: Biz, “başarı, sayı, sonuç odaklı” değil, “rıza ve hizmet odaklı” çalışıyoruz, çalışmalıyız. 

Zira, “Cenâb-ı Hakk’ın rızası ihlâs ile kazanılır; kesret-i etbâ’ ile ve fazla muvaffakiyetle değildir. Çünkü onlar, vazife-i İlâhiyeye ait olduğu için, istenilmez, belki bazen verilir. Evet, bazen birtek kelime sebeb-i necat ve medar-ı rıza olur. Kemiyetin ehemmiyeti o kadar medar-ı nazar olmamalı. Çünkü bazen birtek adamın irşadı, bin adamın irşadı kadar rıza-yı İlâhîye medar olur.  

“Ey sevaba hırslı ve a’mâl-i uhreviyeye kanaatsiz insan! Bazı peygamberler gelmişler ki, mahdut birkaç kişiden başka ittibâ edenler olmadığı halde, yine o peygamberlik vazife-i kudsiyesinin hadsiz ücretini almışlar. Demek hüner, kesret-i etbâ’ ile değildir. Belki hüner, rıza-yı İlâhîyi kazanmakladır. 

Sen neci oluyorsun ki, böyle hırsla “Herkes beni dinlesin?” diye, vazifeni unutup vazife-i İlâhiyeye karışıyorsun? 

Kabul ettirmek, senin etrafına halkı toplamak Cenâb-ı Hakk’ın vazifesidir. Vazifeni yap, Allah’ın vazifesine karışma.” (Bediüzzaman, Lem’alar, s. 156)

Okunma Sayısı: 1404
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı