"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tebliğ ve irşatta ispat metodu

Ali FERŞADOĞLU
18 Ocak 2021, Pazartesi
İman ve İslâm esasları anlatılırken muhatabını iyi tanıma önem arz eder. Müslümanlık’ta ruhban sınıfı bulunmaz. Öyleyse, tebliğ ve irşat görevini kim yerine getirecektir? Bu soru, “Kur’ân’ın ana çerçevesini çizdiği, Sünnet-i Seniyye’nin açıkladığı tebliğ ve irşat metotları olan ispat ve ikna üslûbunu kazanan her mü’min” şeklinde cevaplandırılacaktır.

Ki, “Sizler insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten nehyedersiniz,” “Peygamber’e düşen ancak tebliğ etmektir” şeklinde birçok âyet ve hadiste vurgulanır.  

Takip edilmesi gereken üslûbun çerçevesi de, “İnsanları Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütlerle çağır ve onlarla olan mücadeleni en güzel şekilde yap. Şüphesiz ki Rabbin, O’nun yolundan sapanları en iyi bilendir; doğru yolda olanları en iyi bilen de yine O’dur” âyetiyle çizilir.

Peygamberimiz (asm), bu hakikatleri fiilen ve hâl diliyle yaşayıp açıklarken, “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin” tarzında yorumlar. İkna ve ispat; tergip, yani rağbeti arttırma; tebşir/müjdeleme ve korkutma da dengeli olmayı gerektirir. 

Hiç şüphesiz, bu hakikatlerden çıkan sonuç, iman ve İslâm esaslarını anlatmada en etkili metotlardan birisi, ispat ve izah ederek iknadır. İkna, uyma/ittiba etmede önemli rol oynar ve üç esas söz konusudur:  

Tebliği verenin, mesajın mahiyetinin ve mesajı alanın özellikleri... Dâî/tebliğci sahasında otorite, güvenilir, hoş bir görünümü yanında en önemli özelliği şudur: 

Mesajı akla yatkın, ispat edilir, kalp ile vicdanları tatmin edici ve ayrıntılı bilgiyi ihtiva etmelidir.  

İtaat: Kişi kendi arzusuyla değil de başkalarının isteklerine göre bir davranışta bulunursa, bu, “itaat/boyun eğme” olur. 

Aklî/mantıkî izah ve ispat kendi isteğiyle uymayı, mükâfat veya cezalar itaati arttırabilir. Kur’ân, iman ve İslâm esaslarını ispatta, Cennet ve Cehennemle her iki unsuru da kullanır.  

Benimseme/kabul etme: Kişi bir fikri/kaideyi gerçekten inandığı için benimser, kabul eder ve o davranışa uyar. Meselâ gençlerin eve gelen misafire can ü gönülden “Hoş geldiniz!” demeleri ve ilgilenmeleri gibi... 

Okunma Sayısı: 1018
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı