Tenkit ayrı; tesbit ayrı... İvit ivit yani cımbızla yanlış arıyor da değiliz. (Aramaya gerek kalmayacak kadar açık boşluklar var ki...) Milletten hapan hapan toplanan vergiler yaralarımızı sarmaya çoktan yeter ve artar da eğitim yerinde sayıyor hatta gün gün geriliyor. Meselâ parası olan soluğu özel okullarda alıyor.
*
YA HÂKİM, YA HAKÎM!
“Büyük” devletlerin girdiği her yer küçülüyor. Giderken de götürüyorlar. (Yeni yerlere girmesinler diye yalvaralım hâkimler Hâkim’ine, Hakîm’e.)
İyi ki O var; ya kime yalvarırdık! (Bu azgınları teşvik eden adresi belirsizlere de basiret ve merhamet...)
*
RESMİYET VE CİDDİYET
Küçük, albenili, sakin, hapishaneye benzemeyen ihtisas (uzman) okulları açılmalı. Elli altmış kişilik... Resmiyet sıfır fakat ciddiyet yani işe ehemmiyet veren okullar... Yok müdür odası, yok sekreter, yok müdür muavini; geçelim! Ortaya çıkan ne; ona bakalım.
*
ÇAĞDIŞI AMCALAR
Çağdaşlığı gördünüz! Medeniyeti gördünüz! Amerika’n rüyasını mı kâbusunu mu gördünüz! Darbecileri gördünüz! Petrolcü Amca’ları gördünüz! Serap neymiş; hakikat neymiş; gördünüz! Haa; dünya böyle demek! Planlar birden yalan oluyor; ölüm pat diye selâm veriyor. Ve bir yaz bitiyor; haberler hayatımızı kemiriyor. (Sahi; niçin geldiydik dünyaya?)
*
ATEŞE KÖRÜKLE GİDİLMEZ
Atasözlerine aykırı işler... Dünya, ateşe körükle gidiyor. Bedeninden ve ruhundan bezmişler sizin eseriniz; memnuniyetiniz yüzünüzde korkunç çizgilerle sırıtıyor.
*
İNSANLIK ARANIYOR
Hem ükelere her türlü silah sevk ediyorlar. Sonra karıştırıyorlar. Sonra uslu dur, diyorlar. Sonra işgal ediyorlar. Açmaz. Bilmece... Bulmaca... Acımamaca... Kısır döngü... Kör döngü...
Alo; sahte aktörler sahnede; nerdesiniz ey insanlar, ey insanlık? Bu adamlar havayı çok kirletti; sözünüz yok mu bunlara?!
*
BANA ARKADAŞINI SÖYLE
Kişi, kimle arkadaşsa odur. Devletler de... Ötesi laf ü güzaf...
*
DEVRAN
Bir gidiş var ama…
Bu yol; yol değil…
Devran dönecek.
Dönecek, dönecek…
Sönecek yalanın mumu.
Yatsı yakın…
*
DEMOKRASİ KAYIP BİR ÜLKE Mİ?
Nereye gidiyoruz da değil; nereye geldik?! Kime sorsan adalet diyor, hürriyetin kapılarını soruyor. Nasıl oluyor bilinmez; halkın demokrasi talebi yerini bulmuyor.
*
KÖTÜ; ÖRNEK OLMAZ
Kötü; örnek olmaz, diyen ataların da sözünden, özünden haberimiz yok ki tekrar ediyor kötülükler. “Halktan daha iyi biliyoruz.”demenin öteki adı; halkın seçtiğini koltuğundan indirmek. Ama ötekileri de halk seçti; birine evet; ötekine hayır; aynı halk aynı anda hem doğru hem yanlış mı yapıyor?!
*
GAYR-İ MEŞRU MUHABBET
Dünyanın ne olduğunu öğrenmek milyonların kanına, gözyaşına mal olacakmış demek! İnsanlık karşılıksız aşklarını büyük faturalarla ödüyor.
*
HÂKİM CAPRİO
Hâkim Caprio…
Önemli mi adı!
Hâkim ismine ayna olmuş.
Şu hak senin; bu onun demiş.
Adl ismini bilmiş ki…
Doğru kararlar vermiş.
Korkmamış ondan bundan…
O ne diyorsa o demiş.
Nur içinde yatasın.
Dünya yasta iyi mi!
Hukuk hasta çünkü.
Bakın etrafınıza; yeter.
Beter durumdayız Caprio!
*
PARADAN KULELER
Ne diyeyim?!
Diyeyim yine de:
“Liyakatsizlik Çağı…”
Sağır Sultan fil kulaklı…
Tahtında esir padişah…
Ulaklı bulaklı bir zaman…
Kravatlı, cübbeli saltanat…
Paradan kuleler ankebut…
Vay put oğlu put…
Umut kralı sen misin?
Suları kurutan sen misin?
Yalanı su gibi içen misin?
Bir izin bir sözün yok.
Hakkı gören gözün yok.
Kelle kulaksın da özün yok.
Ama dünyada hâkimler var.
Ötekilerin üstünde gözlerimiz.