Ne uzun yolmuş güzele ulaşmak!
Uzun, ince, çetrefilli, inişli yokuşlu…
Korkutmamak için “güzellik” yoluna girecekleri; demesem mi acaba esas diyeceğimi?!
Daha çok “başka” bu yol…
Hani bazı yollar vardır; birkaç milim ötesi uçurum…
Dedim bile; uçurum…
O güzelin adı:da: Hürriyet.
Aşk kadar şiir yazılmış mıdır buna da?! Bilmem! Ama aşk da “hürriyet” olduğuna -bir yerde ikisi de “ferman” dinlemediğine-göre; aşka yazılan şiirler de hürriyete; hürriyete yazılan şiirler de aşka “yazıla!”
Hürriyet Hanım’a âşık olunmadan aldığın nefesler nefes midir; sor.
Adımların adım mı?
Adını ne dersen de; adın mı?
Sen bu hanıma âşık olmamışsan nereye yolcusun diye sormam. Sorsam da cevabı yok ki…
Gittiğin yerlerde aradığın/bulduğun bir şey olur mu ki…
Ne gökyüzü var orada ne yıldızlar… Ay yok orada. Güneş yok. Mavilik, bulutlar yok.
Mevsimler gelip gitmez. Durağan bir mevsimdir oralar.
Kuşlar kanatsızdır, beste de yapmaz o yerlerde. Sular kahkahasız…
Kurtlar sofrasının hır güründen başka ses duyulmaz orada.
Herkes konuşur gibidir de hiçbir şey söylemez kimsecikler.
Ve vakit ahir zamandır, mekan darmadağınıktır. Hiçbir şey yerinde değildir ve Deccal geçmiştir oradan. Yamakları iş başındadır.
İsa nefesinden başka bir şey iflah, islah etmez bir zamandır.
Esaret denilen zincir, cehalet denilen karanlık, kutuplaşma denilen (buz gibi) soğukluk; İsa’dan çekinir, siner, def olur gider.
Orada silahlar değil; Sözler konuşur. Silah tamtamlarının sebebi Sözler duyulmasın diyedir.
Ve yine orada çakma, çıkma, çıkarma, çarpma, bölme, toplama adına (yapılan) ne varsa Sözler’i susturmak içindir.
*
HÜRRİYET
Hürriyet tebessüm ülkesi…
Bir aşk gibi kalbine dolduğunda...
Bahar gibi alnına dokununca...
Bir şiir gibi köşe bucak okununca...
Gözlerine uyanınca peri misal…
Bir serinlik gibi dolunca…
"Arkam sensin, kalam sensin dağlar, hey!" gibi…
Köroğlu gibi rüzgârlı atlar üstünde…
O dağ senin; bu dağ benim uçmaları…
Herkes padişah gibi…
Herkes hizmetçi…
Şen şakrak ülkeler gibi…
Bu hasretim sana hürriyet…
Hasta mısın, uzak mısın?
Nazlı mısın; nerdesin?
Hürriyet derin bir nefes…
Ah, bitmeyen heves…
İçimde çığlık bir ses hürriyeeet!