İş bana düşecek gibi…
Bir “Şiir Partisi” kurmalıyım.
Yalansızlığı görsün millet.
Tebessümü…
Öyle asık suratlar ne?
Çok anlam olacak bir mısrada…
Kelimeler renkten renge…
Ama yüzler tek olacak o yerde.
Kimsenin rengine karışmak yok.
“Bugün öcü; yarın cici…” yok.
İki yüzlülüğe karnımız tok bundan böyle.
Çok oldunuz ama çok!
Lafım herkese değil…
Onlar biliyor kendini.
Şiir Partisi’ni çoktan kurmalıydım.
Her gönülde şubesi olan…
Şiir ölünce bu olanlar işte!
Bu kabalıklar, “yırtık” hâller…
Anlaşılmaz, tuhaf diller…
Vay, hey neler neler…
Gel de şaşma olanlara…
Cebimizi durmadan yolanlara…
Şiir dur diyecek dur!
Huzur gelecek; şıp diye…
Evet; apışıp kalacaksınız.
Şiir çok kısa; uzun bir hikâye…
Nerden biliyorsun, deme!
Şiirsizliği ezberleme!
İlk şiirin benden…
Göreceksin; o parti kurulunca…
İstanbul yeniden kurulacak…
Fetih demedim; hamaset diye…
Beni anlayın; sizi çok dinledim.
Yaşım nerelere geldi!
Terane terane gezdiniz hep.
Bahaneniz bol; sizi şiirsizler…
Dilsizler, savruklar, bereketsizler…
İçiniz öyle sırıtıyor ki…
Sizden; çok, fazla, ziyade bıktım ki…
Sor; sorma; ne önemi var.
Sizi ritmi bozuk adamlar sizi…
O “Şiir Partisi” kurulacak.
İçi dışı bir kim varsa…
Sorgusuz sualsiz kayıt yapılacak.
Papatya, gelincikler gibi masum…
Her vakit aşka sevdalı…
Sizlerden öyle uzağım ki…
Ne yüzünüz ne sözünüz artık.
Gidin, tıkının, yiyin, patlayın…
Şiirsizliğinizde çatlayın, emi!
*
Şiir: Ali Hakkoymaz
Yorum: Senai Demirci
Kamera ve uyarlama: Hasan Hüseyin