"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Konuşan Türkiye”den “suskun Erdoğanlar”a

Ahmet BATTAL
26 Mayıs 2026, Salı
AKMHP cumhurunun başkanı Erdoğan’ın suskun olmadığı açık. Hatta her konuda daima konuşan ama daha ziyade “okuyarak konuşan” bir siyasetçi olarak anılacak.

Konuşmalarında zaman içinde ortaya çıkan siyasî çelişkileri de zaten herkes biliyor ve “siyaset bu, yazık” diyerek geçiştiriyor. 

“Dün dündür, bugün bugündür” ve “Düşmanı sık değişenin dostluğuna güven olmaz” özdeyişleri en çok bu Erdoğan’a yakışıyor.

Erdoğan geçen günlerde kendi vekillerine (“milletvekili” diyemiyoruz) ve bakanlarına (“kendisine bakanlara” diyebiliyoruz) basınla konuşma yasağı getirmişti.

Konuşan Türkiye’den susan Türkiye’ye geçişin belgesi olan bu inanılmaz talimatla ilgili olarak medyadaki haber şöyleydi: 

***

AKP Grup Başkanlığı tarafından 18 Mayıs’ta bakanlara gönderilen yazı ile grup toplantı salonunda basına açıklama yapmamaları istenmişti.

Yazıda, “Sayın Bakanlarımız; Haftalık Olağan Grup Genel Kurul toplantılarımızda partimiz ve grubumuz adına yapılacak gündem değerlendirmeleri ile gerekli bilgilendirmeler Sayın Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız tarafından yapılmaktadır. Grup toplantılarımız öncesinde sayın bakanlarımız tarafından grup toplantı salonumuzda basına veya ajanslara beyanat verilmesi, röportaj ve bilgilendirme yapılması, grup toplantı salonumuzun hazırlanmasında da sıkıntı oluşturmaktadır. Bu nedenle; grup toplantımız öncesi sayın bakanlarımızın salonumuzda basına yönelik herhangi bir bilgilendirme yapmamaları hususunda hassasiyetlerini istirham ederiz.” ifadeleri yer almıştı.

***

Basın mensuplarının bakanlarla karşılaşabildikleri o ayaküstü ortamlardaki beyanatlarının dahi ne gibi “sıkıntılar”a yol açtığını bilen biliyordu. Bilhassa son dönemde acemi bakan Akın Gürlek’in beyanatındaki sıkıntıları biz de yazmıştık. 

“Bilgilendirme yapmama”ya yönelik bu “istirham”ın aslında “emir” demek olduğunu da herkes biliyor. Doğrusu habere inanamamıştık. Ama doğruymuş. Bakanlar son grup toplantısına ağzı bantlı geldi. Dileyenlerin o bandı görebilmesi için Adalet Bakanı’nın bir gazeteciye ağzının kenarından verdiği cevap bile yeterliydi. 

Oooof of.

Ama aynı Erdoğan o son grup toplantısında gençlere yönelik olarak şunları söylemiş:

“Bir Tayyip Erdoğan gider, bin Tayyip Erdoğan gelir. Bize düşen bizden öncekilerden aldığımız sancağı yere düşürmeden bizden sonrakilere devretmektir.”

Bu ümidin, davetin ve “müjde”nin karşılığı var mı?

Sanmıyoruz. 

Aksine, hızla içine kapanan bir AKP ile karşı karşıyayız. Ama bu sadece AKP’ye zarar vermiyor. Türkiye’nin de içine çöken bir ülke haline gelmesine sebep oluyor. İçine kapanan kişiler ve gruplar karnından konuşur. Karnından konuşanın ne dediği belli olmaz. Zira gurultu biçiminde konuşur. Ve o gurultular çoğu zaman başka gürültülerin ve ardından gelecek olan kötü kokuların habercisi olur. 

Gençleri AKP toplantısına “eğlence var” deyip “habersizce” götürenleri mahcup eden “yüzünü kapatma” ve “kendisini gizleme” görüntüleri geçen hafta sosyal medyanın bir numaralı gündemi idi. 

En dikkat çekici yorumlardan biri de şuydu: “AKP iktidardan düştükten sonra ‘ben zaten zorla üye yapılmıştım’ diyecek olanlar kimler?”

Biz hep yazıyoruz. AKP açısından ortada gerçekte bir parti yok. AKP bir parti olma iddiasından çoktan vazgeçti. Üç dönem kuralını Erdoğan için kaldırıp kendisini “vazgeçilmez lider” haline getirdiğinde “parti fikri”ni öldürdü ve “Erdoğan’dan sonra tufan” fikrini diriltti.

Bu sebeple, kanaatimizce, Erdoğan’ın, gençlere “hepiniz Erdoğan’sınız, haydi gençler” türünden verdiği gazların parti sürekliliği bağlamında bir karşılığı yok.

Yaşayan görecek.  

Okunma Sayısı: 1917
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin İlhan

    6.06.2026 13:21:52

    Evet YENİASYA gazetemiz 'Risalei nurlarda iman hakikatlerini esas alanların şahs-ı manevisinin malıdır. Amma bu esaslar dışında birtakım bozuk zihniyetlilerin,konuştuğunda doğru konuşmayan,emanete emin davranmayan,söz verdiğinde tutmayan ve yüce rabbimizin 'MUHAKKAK Kİ ADALETİ EMREDER,emri bilmağrufuna zıd hareketi ile adaletsiliği ile din ve dindarlara dahi zulmedenin avukatlığını yapanlarında bu mübarek ve mukaddes davanın neşriyat sayfalarında yeri olabilir mi. Hem temiz olalım hemde TAHİR yerine kelbin şakşakcılığı mı yapılsın.

  • Arda Yıldız

    31.05.2026 13:15:35

    Yeni Asya okuruna kimse kapıyı gösteremez. Zira Yeni Asya şahısların değil şahsı manevinin malıdır. İnsan haddini bilmeli.

  • Arda Yıldız

    31.05.2026 13:14:43

    Pelin hanımın yorumlarına katılmadığım yerler de oluyor ama bu onun söz hakkını elinden alalım anlamına gelir mi? Hüseyin bey hem demokrasiden bahsedip hem de sizin gibi düşünmediği için bir okurumuza kapıyı göstermek despotluk değil midir? İstibdat sadece siyasette olmaz. Aileden başlayarak cemaatlere kadar çeşitleri vardır. Sizin yaptığınız da istibdattır. Fikrini söylemesin ve çekip gitsin mi....

  • Nuri

    27.05.2026 00:25:07

    Yahu Ahmet Hocam şu Pelin Abla siz AKP dedikçe dönüp dönüp CHP diyor ya. Gülesim geliyor vallahi. Allah size sabır ve metanet versin. Yazmak zordur da bizim kahrımızı çekmek daha zorrrrdur galiba....

  • Hüseyin ilhan

    27.05.2026 00:19:38

    Merhum Süleyman DEMIREL ile YAHUDI CESARET ÖDÜLÜ namlı,imar barışı dolandırıcılığı,KKM ile faiz lobisinin başı olan,din tahripcisi dogru-durust olamayan bir necis siyaset sahibi seçim için milyonlarca vatandaşa rüşvet dağıtan tescilli rüşvetçi kıyaslanamaz. Bunu kıyaslayan da hak hukuk adalet ile doğruluk dürüstlük edebiyatı beş para etmez.Baska kapıya hanımefendi.

  • Ömer

    26.05.2026 18:07:47

    Ülkede;Adalet,Liyakat, Ahlak duvarları yıkılmış! Dinde hassas, muhakeme-İ akliyede noksanlar hala üç maymunu 🙈oynuyorlar, yazık…

  • Burhan Kula

    26.05.2026 13:30:07

    Hayırlı bayramlar Ahmet hocam, Dün kendileri defalarca AİHM ne başvuranlar bugün AİHM kararlarını tanımıyor saygı duymuyorlar, hukukun işlemediği hiçbir ülkede refahta olmaz toplumsal düzelme de

  • S. Pelin Kurukahveci

    26.05.2026 05:42:30

    Hasılı hocam, sözlerini inkar ve çelişkiler konusunda Halk Partisi olağan şüpheli olarak Türkiye siyasetinde her zaman zirvedeki yerini koruyor. O zirveden onları indirecek bir çelişkinin hayali dahi namümkün.

  • S. Pelin Kurukahveci

    26.05.2026 05:41:41

    Hocam öncelikle mübarek Arefe gününüzü tebrik ederim. Yazınızda bahsettiğiniz husus siyasetin özünde var olan bir durum. Üstadımızın bahsettiği siyasetin şerrine tekabül ediyor... Türk siyasetinde dün dündür ile en güzel şekilde yerini bulmuş bir vakıa. Merhum Süleyman Demirel'in 28 Şubat sürecinden sonra takındığı tavır bize bu hadisenin sağ siyasetinde de ne kadar etkili olduğunu ispat etmiştir. Yine de "dün dündür" ile "çelişkiler" konusunda Halk Partisinin eline su dökebilecek bir siyasi oluşum daha vaki değildir. Sağ siyasetin en kötü döneminde hayali dahi kurulamayacak bir dikta rejimi ve mezalime imza atan Halk Partisi 23-50 arası dönemi savunmaya devam ediyor. Özgürlük, adalet, demokrasi iddiasının en büyük temsilcisi olduğunu iddia edip, kemalist diktanın devamını temin etmeye ant içenlerin çelişkisi bu yazıda belirtilen çelişkilere rahmet okutuyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı