"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İSLÂM ÂLEMİNİN KUDSÎ KONGRESİ: HAC

Ali Demir
26 Mayıs 2026, Salı 00:30
Bediüzzaman Said Nursî'nin ifadesiyle hac; yalnızca bir ibadet değil, ümmetin buluştuğu kudsî ve semavî bir kongredir. İslâm âleminin özlenen ittihad iklimine ulaşması, haccın taşıdığı vahdet ruhunun ihyası ile mümkündür.

Ali DEMİR
[email protected]

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası, 295. Mektupta “... din-i İslâm'ın kudsî ve semavî kongresi hükmünde olan bu hacc-ı ekberi...”  İslâm âleminin yıllık kongresi gibi tarif ettiği Hac ibadetini, mevsimi dolayısıyla tetkik etmeye çalışalım inşallah.

İbadet yönünden Hac

İslâm'ın temel şartlarından ve yeterli zenginliğe sahip her Müslümanın üzerine farz ibadetlerden biri hac ibadetidir. Ve ömürde bir kez yapılması farzın yerine getirilmesi için yeterlidir. Mübarek Ramazan ayından sonra gelen üçüncü hicri ay olan “zilhicce” ayının içinde ifa edilen bir ibadet. Bu farzı diğer İslâm'ın Şartlarından ayıran en önemli hususus ise, ibadetin yapılacağı mekân Mekke’deki Harem-i Şerifdir. Mekke de bulunan mukaddes mekânlar; Kabe, Arafat, Mina, Müzdelife,

Hac Arafat'tır

Hac ibadeti esnasında ziyaret edilen temel mekânları kısaca şöyle tarif edebiliriz:

- Kâbe: Mescid-i Haram'ın merkezinde bulunan, tavafın yapıldığı İslâm âleminin kıblesidir.

- Safa ve Merve Tepeleri: Arasında sa'y ibadetinin gerçekleştirildiği iki tepedir.

- Arafat: Zilhicce'nin 9. günü vakfenin yapıldığı, Mekke'nin doğusundaki bölge olup, Peygamber Efendimizin (asm) "Hac Arafat'tır." diye tarif ettiği tepe ve çevresindeki alandır.

- Müzdelife: Arafat ile Mina arasında yer alan, vakfe yapılan ve taş toplanan alandır.

- Mina: Şeytan taşlama ve kurban kesme işlemlerinin yapıldığı bölgedir.

Leyâli-i Aşerenizi tebrik ederiz

Üstad Bediüzzaman Said Nursî'nin bir tebrik mesajını hatırlatarak, Hac ibadeti  ve Kurban Bayramını içinde barındıran Zilhicce ayının ilk on günü hakkında kısa bilgi verelim. Emirdağ Lâhikası, 203. Mektupta “Bu sene hacc-ı ekber manasını taşıyan leyâli-i aşerenizi ruh u canımızla tebrik ederiz.” mesajını talebelerine yazan Bediüzzaman, iki şeye dikkat çekmiştir: “Hacc-ı Ekber” yani en büyük hac ve “Leyâli-i Aşere” yani mübarek on geceler...

Hacc-ı Ekber nedir?

Fıkhî ve manevî bir terim olan “Hacc-ı Ekber”, genellikle Arefesi Cuma gününe denk gelen hac için kullanılan bir tabir olup “en büyük hac” demektir. Farklı bir görüşe göre de, nafile ibadet olan Umre’den ayırmak için  bu isimle anılır. Said Nursî Hazretlerinin bu mektubu yazdığı sene Hac Cuma gününe tevafuk ettiğinden, o seneki ibadetin sevabının ve manevî feyzinin çok daha yüksek olduğunu ifade ederek talebelerinin bu mübarek vakitleri değerlendirmeleri için dikkat çekmiştir.

Leyâli-i Aşere (On Mübarek Gece) nedir?

Kur’ân-ı Kerîm’de Fecr Suresi’nde üzerine yemin edilen "On Gece", İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre Zilhicce ayının ilk on gecesidir. Bu günler, içinde Kurban Bayramı’nı ve Arefe gününü barındırdığı için yılın en faziletli zaman dilimi kabul edilir.

Zilhicce'nin ilk on günü hakkında Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurmuştur: "Allah katında şu on günde işlenecek salih amelden daha sevimli bir amel yoktur." Peygamber Efendimiz'in (asm) Zilhicce'nin ilk dokuz gününü genellikle oruçlu geçirdiği bildirilmiş, özellikle 9. gün olan Arefe günü tutulan orucun, geçmiş ve gelecek birer yıllık günahlara kefaret olacağı müjdelenmiştir.

İttihad-ı İslâm açısından haccın ehemmiyeti

Hac ibadetinin sadece ferdî bir kulluktan ibaret olmadığını, İslâm âleminin sosyal ve siyasî hayatına bakan muazzam bir yönü bulunduğunu Üstad’ın “...din-i İslâm'ın kudsî ve semavî kongresi...” tanımından anlıyoruz. Bediüzzaman Said Nursî’nin Sünuhat isimli eserinde zikrettiği, hayatındaki en ehemmiyetli "sadık rüyalardan" biri bu hakikati doğrudan şerh etmektedir.

Kaderin sorduğu dehşetli sual

Birinci Dünya Savaşı’nın neticelerinin ağır şekilde yaşandığı 1919 senesinin Eylül ayında Üstad, rüyasında nuranî bir meclise davet edilir. Mukadderat-ı İslâm için teşekkül eden bu meclis, Osmanlı Devleti’nin ve İslâm âleminin maruz kaldığı ağır mağlubiyete atıfla şu dehşetli suali yöneltir: “Musibet, cinayetin neticesi, mükâfatın mukaddemesidir. Hangi fiiliniz ile kadere fetva verdirdiniz ki, şu musibetle hükmetti?” 

Bediüzzaman, İslâm’ın temel rükünlerinin ihmal edildiğini açıkça ortaya koyan şu veciz cevabı verir: “Mukaddemesi üç mühim erkân-ı İslâmiyedeki ihmalimizdir: Salât, savm, zekât.” Toplumun ekseriyeti tarafından namaz, oruç ve zekat ibadetleri ihmal edildiği için bu büyük musibete duçar olduğumuzu beyan eder. 

"Rüya Hac'da sükût etti"

Dikkat edilirse Üstad, İslâm’ın beş şartından üçünü saymış, haccı ise o an zikretmemiştir. Bu eksik kalan ibadetle ilgili izahatı, rüyanın Zeyl (tamamlayıcı ilave) kısmında yapar. O bölüm şu sarsıcı cümleyle başlar: “Rüya Hac’da sükût etti.” 

Devamında, Müslümanların haccı ve onun küresel manasını ihmal etmelerinin sıradan bir musibeti değil, doğrudan İlâhî gazap ve kahrı celbettiğini şöyle ifade eder: “...Hac’cın ve ondaki hikmetin ihmali, musibeti değil, gazap ve kahrı celb etti. Cezası da keffâretü’z-zünub değil, kessâretü’z-zünub oldu.” Yani haccın ihmali, günahları silen bir kefaret değil, tam aksine günahları ve esareti çoğaltan bir kırbaç olmuştur. 

İhmal edilen yüksek İslâm siyaseti

Müslümanlar haccın derin hikmetini rafa kaldırmakla şu hayatî dinamikleri kaybetmişlerdir:

“...Haccın bahusus taarrüfle tevhid-i efkârı, teavünle teşrik-i mesaiyi tazammun eden içindeki siyaset-i âliye-i İslâmiye ve maslahat-ı vâsia-i içtimaiyenin ihmalidir ki, düşmana milyonlarla İslâm’ı, İslâm aleyhinde istihdama zemin ihzar etti.” 

Müslümanlar; hac vasıtasıyla tanışıp kaynaşmayı, fikir birliği kurmayı ve ortak projeler üretmeyi ihmal ettiler. İslâm birliğini sağlayacak o "yüksek İslâm siyasetini" üretemediler. Bunun neticesinde ortak akılla hareket edilemediği için gayr-ı müslim mihraklar, milyonlarca Müslümanı yine Müslümanların aleyhine kışkırtıp silah olarak kullanma zeminini kolayca buldular. Son iki yüz yıldır İslâm âleminin içine düşürüldüğü yalnızlığın ve parçalanmışlığın kader cihetindeki asıl sebebi, işte bu dehşetli hac ihmalidir. 

Maslahat-ı Vâsia-i içtimaiye

Âlem-i İslâm'ın, İslâm milletlerinin yani ümmet-i Muhammedin (asm) faydasına olması gereken Hac ibadetinin “...din-i İslâm'ın kudsî ve semavî kongresi...” hikmetine uygun yapılmaması, halen şekilden öteye geçmiyor olması, dağınıklığın, bir kısım Müslüman beldelerin esaretlerine ve perişaniyetlerinin devam etmesine sebep olmaktadır.

Bahsin devamında; “...düşmana milyonlarla İslâm’ı, İslâm aleyhinde istihdama zemin ihzar etti” tespiti yapan Üstad örneklerle durumu izah etmiştir. 

Hac'dan uzaklaşmanın bedeli

Osmanlı Devletinin çökmesi ve tarih sahnesinden silinmesi hadisesiyle bağlantılı ve Haccın da hakkıyla ifa edilmemesi veya edilememesi neticesinde Müslümanlar arasındaki kaynaşma, tanışma, kongre manasında fikir alış verişinin yapılamayışı sonucunda olanları ve olacakları şöyle sıralamış:

O zamanlar Hint diye adlandırılan bölge, günümüzde Pakistan, Bangladeş ve çok yoğun nüfusa sahip Hindistan için, düşman zannederek, pederini öldürdüğünü ve başında oturmuş bağırarak ağladığını, Tatar ve Kafkas toplulukları bîçare validesi hükmünde olan Osmanlının öldürülmesine  yardım ettikleri için her şey harap olduktan sonra  anladıklarını ve ayak ucunda ağladıklarını, Müslüman Arapların yanlışlıkla kahraman kardeşini öldürdükleri halde hayretlerinden ağlamayı da bilmediklerini, Afrikalı toplulukların biraderini tanımayarak öldürdüklerini ve şimdi vâveylâ ettiklerini, hüzünlü bir şekilde anlattıktan sonra bir genelleme yaparak; âlem-i İslâm'ın bayraktar oğlunun gafletle bilmeyerek öldürülmesine yardım ettiklerini, şimdi de cenazesi başında valide gibi saçlarını çekip yanıp yakıla âh ü fîzar ettiklerini ve dahi durum asliyetine dönünceye kadar da ağlamaya devam edileceğini beyan ettikten sonra “bundan ibret alın” ikazı ile şu tarihi tespiti yapmış: “Milyonlarla ehl-i İslâm, hayr-ı mahz olan sefer-i hacca şedd-i rahl etmek yerine, şerr-i mahz olan düşman bayrağı altında dünyada uzun seyahatlar ettirildi.”

İslâm âleminin bayramı

Netice: Müslümanlar için kudsî ve semavî kongre olan Hac ibadetinin aslına, maksadına ve hikmetine uygun yapılmadığı müddetçe, İttihad-ı İslâm sağlanamayacağı gibi, İslâm âleminde bu dağınıklık hali devam edeceğe benziyor. 

Bugün Ortadoğu başta olmak üzere İslâm Ülkeleri'nde yaşanan kaos ve dağınıklıktan; marifet üzerine bina edilecek, tek şahıs hâkimiyeti olmayan, meşveret ve şûrâ esasına dayalı idarî yapılanma şekli olan demokratik Cumhuriyet rejimlerinin tesisi ile aşılabilecektir. 

Rabbimizden dua ve yakarışımız odur ki; başta çevresi mübarek kılınan Mescid-i Aksa olmak üzere, Doğu Türkistan, Arakan, Keşmir, Patani gibi esaret hayatı yaşanan İslâm beldelerinin hürriyet ve istiklâliyetlerini kazanmalarını, sair İslâm Ülkelerinde de Meşveret ve seçilmişlerden teşekkül etmiş Meclis tarafından yönetilen Demokratik Cumhuriyet rejimlerine geçmelerini nasib eylesin. Duamız ve temennimiz Üstadımızın tabiriyle “büyük bayram-ı İslâmiyeye” yani ittihad-ı İslâm'a erişmektir.

Okunma Sayısı: 183
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı