"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dünyada yaşayıp dünyalı olmayanlar (2)

Yasir Özer
26 Mayıs 2026, Salı
Bir önceki yazımızda ölüm gerçeğine eğilmiştik. Ölüme bakış biçiminin insanın dünya hayatına olan etkisi üzerinde durmuştuk.

Sanayi devrimi sonrası dinin toplum üzerindeki etkisi azaldıkça, ölümlerin, kayıpların, imtihanların insanın başına bir balyoz gibi indiğinden bahsetmiştik. 

Hâlbuki modern insanın negatif anlamlar yüklediği birçok kavram, bir Müslümanın dünyasında aynı hisleri uyandırmaz. Hz. Peygamberle buluşturan ölüm, Cennete ulaştıran ecel, sevdiklerimize kavuşturan kabir (âlem-i berzah) hangi yönüyle kötü olabilir? 

Said Nursî eserlerinin farklı yerlerinde bu konuyu farklı açılardan değerlendirir ve gerekçelendirir. Mesnevî-i Nuriye isimli eserinde İmam-ı Rabbanî üzerinden verdiği örnekle, ahiretin hiç de korkulacak bir yer olmadığını söylemekle kalmaz, bu yolculukta geride kalma çabalarını bir hata olarak ifade eder.1 İhtiyarlar Risalesi’nde “Ölümün peçesi gerçi karanlık, siyah, çirkin…”2 dedikten sonra, ölümün gerçek yapısının nuranîliğinden ve güzelliğinden bahseder. Yine, 14. Söz'de yer alan, “Gafil kafaya bir tokmak” başlıklı kısa ama veciz bölümde “Erkekçesine ölümün yüzüne gül…”3 şeklinde bir ikaz yapar. Biraz da âmirane bir üslupla dile getirdiği bu ikaz, ölümün gerçek yüzüne dikkat çekmek içindir.

Görüldüğü gibi, kavramlar dinî referanslardan bağımsız bir şekilde tanımlandığında hata yapmak kaçınılmaz hâle geliyor. Dolayısıyla mesele, kavramların nasıl tanımlandığı ve günümüz krizlerine hangi ölçülerle çözüm arandığı meselesidir.

Bugün İslâm itikadı bütün canlılığı ile yerinde dursa da günün sorunları ve krizleri bu çerçeveden çözüme kavuşturulamadığı için Said Nursî’nin “hayat-ı içtimaiye-yi beşeriye bir bataklığa saplandı”4 sözleriyle işaret ettiği vasata mecbur kalıyoruz. 

Hedonizmi putlaştıran, insan zevkini merkeze alan modern çağ için artık deniz bitti. Lezzeti acılaştıran ölüm gerçeği karşısında yeni bir tanımlama yapmak ya da ölümü öldürmek dışında üçüncü bir seçeneği yok. Zira, ölüm bir kalbin atmaması, beyne atılan bir pıhtı, bir serseri kurşun kadar yakınımızda. Yaşamak için her şey, aksi için ise bir şey yetiyor. Pamuk ipliğiyle bağlıyız bu hayata.

Buraya kadar zaman zaman karamsar bir çerçeve çizdiğimizin farkındayız. Ancak bütün bunları şu hüküm cümlesine varabilmek için söyledik: 

Dünyada önlenemez bir ölüm gerçeği varken, bu dünyanın kayıtlarından sıyrılamayan hiç kimse, iman etmeden rahat bir hayat yaşayamaz. Kafa konforunu muhafaza edemez. Hayat koyulaşır, bir problemler yumağı hâline gelir. Bu noktada tek yol düşünmemektir. Evet düşünmemek bir yoldur fakat bir çare değil. Uyuşturur ama tedavi etmez.

Bir Müslümanın hâline sinen sekinet ve huzurun en önemli sebebi bence; ölüme, zaman ve mekânın ötesinden bir çözüm bulabilmiş olmasıdır. 

İki bölüm halinde ele aldığımız bu konuyu bize Abdullah Eraçıkbaş’ın vefatı hatırlattı. Ölümleri, kayıpları, sıkıntıları kendi dünyasında “Müslümanca düşünüş”e yakışır bir tarzda aşmıştı. Serdengeçtilerin ahlâkıyla ahlâklandığı için sıhhî zaafiyetleri hizmet kazançları karşısından mevzubahis bile etmiyordu. Cemil Meriç, Üstad’ı “Başladığı gibi bitirenlerden”5 sözüyle tarif ediyor. Şehadet âlemi ile berzah âlemi arasındaki mesafeyi şaşırtıcı bir süratle alan Abdullah Ağabey de öyle idi. Virajlar ve zikzaklar üzere seyreden hayatların normalleştiği bir zamanda, her beşere nasip olmayacak bir nimet bu. Çetin bir istikamet uğrunda her şeye tahammül etmek ama çizgiden sapmamak ve bunu severek yapmak... Ben buna imanın kuvveti dışında bir açıklama bulamıyorum.

Allah rahmet eylesin, yakınlarının başı sağ olsun.

Dipnotlar:

1- Mesnevî-i Nuriye s. 143.

2- Lem'alar, s. 359.

3- Sözler,  s. 196.

4- Mektubat, s. 62.

5- Necmeddin Şahiner, Cemil Meriç'le Nur Sohbetleri, s. 119.

Okunma Sayısı: 191
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı