"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayatı okuma diploması (1)

Ali HAKKOYMAZ
26 Temmuz 2019, Cuma
İşe edebiyatın tarifiyle başlayalım müsaadenizle.

Sözlüklerdekini siz de biliyorsunuz. Yerinde, zamanında söz söyleme sanatı... 

Yıllar yılı kelimelerle oynaşırken ortaya öyle şeyler çıkıyor ki... hayatın renklerini sayamıyor, şekillerine akıl sır erdiremiyorsunuz. 

Tiyatroda perdeler değişir, sinemada perdeye hep yeni dünyalar, rüyalar düşer ya... yoksa? 

Yoksası yok bunun! Aynı karede, yörede sıkılırsınız. Ne duruyor ki yerinde; film karesi dursun! 

Her şey, ama her şey hep, sürekli, durmaksızın, aralıksız, mütemadiyen, fasılasız hareket halinde... 

Hastalıktan sağlığa, geceden gündüze, zarardan kâra, düşmandan yâre, hayattan ölüme, ölümden hayata, kabadan inceye, niceden niceye amansız bir yol, yolculuk... 

İstersen dur! 

Dur durağı, uzun bir uğrağı olmayan şeye hayat diyorlar. 

Sen başka bir şey diyorsan de. O dediğinde de durulmayacak.

Bir adam tanıdım. 

Onu tanıdıktan sonra gönlüme inşirah, bakışlarıma görmek geldi. Said Nursî tarikatin değil; hakikatin yolcusu olduğuna göre; akıl ve kalp ayaklarıyla yürüyecekti ve öyleydi.

Akıl... sert bir rüzgâr;

Kalp... yumuşak bir diyar...

Birbirine çok yakın...

Birbirine çok uzak...

Karşı karşıya otursalar, ah!

El ele verseler, bir!

Mevsimler bahara durur.

Cehalet kurur.

Şeytan kudurur.

Birinden vazgeçip ötekine ağırlık verdiğimizde birisinin altında ezilmeyelim diye aklı ikna ediyor kalbin gönlünü alıyordu. 

Zaten onun üslûbunda da şiir ve nesrin gel-giti gözümüze özümüze çarpar. Nesir daha ziyade akla; şiir de duygulara göz kırpar ya... O da bu ikisinin bütün imkânlarından istifade eder. Lemaat’ın bir yanı şiiri okşarken; çok yanı da nesrin o geniş ülkesinde beynimizin kıvrımlarını zorlar.

O şahsı ve eserlerini bana ilk tanıtan hayatımın kahramanları da Yüksel ve Celalettin İstanbullu...

İlkokula gidiyordum. Bir buçuk katlı evimizin bodrum katına birileri kiracı geldi. Hayatın sonsuz renklerini ve şekilden şekile girecek hallerini gösterecek Said Nursî adını onlardan duyacakmışım. İyi ki tanımışım onları. Meğer kiracılık adı altında bizlere sonsuz saadet saraylarının anahtarlarını vermekmiş niyetleri... Ötesi bize kalmış elbet...

Türkçeyi de onlardan öğrenmeye başladım. 

Bir gün merdivende seslenmiştim, Yüksel Tiizeee... diye de o tatlı bakışlı, acımsı tebessümlü haliyle: “Tize değil Ali; teyze!” demişti. Dil adına ilk sarsıntıyı o merdivende yaşadım. O ândan itibaren meğer uzun bir farkındalık başlıyormuş. 

Yüksel Teyze bizim aksimize kelimeleri yemez yutmazdı. Tane tane, vurgulu, tonlu konuşurdu. Onu dinlerken sanki hiç görmediğim, ama görmek için can attığım İstanbul’u dinlerdim. 

Hayat arkadaşı Celalettin Amca da İstanbul gibi konuşurdu. Celalettin Amca postanede memurdu. Ne zaman bir iş için yanına gitsek; ayağa kalkar bizi büyük adammışız gibi karşılar, halimizi hatırımızı sorar, işimizi halledip yolcu ederdi. 

Onun o nazik yani İstanbul hali beni çok etkiliyordu. 

Böyle bir aileyi ilk defa görüyor, gıpta ediyor, onlara benzemeye çalışıyordum. 

Beni böyle meraklı görünce; dünyayı o zaman için yakın zamanda terk eylemiş Said Nursî ile tanıştırmayı -iyi ki-kafalarına koymuşlar. 

O gün bugündür Said Nursî ile yürüyorum. Yürüyorum da benim onunla yürüdüğümü duyanlar elimdeki işi almaya çalışıyorlar. 

Bir üniversitenin hocalık imtihanını kazanıyorum; daha sonra ne oluyorsa oluyor; kazandığım okula gidemiyorum. Güvenlik soruşturması falan araştırmaya kadar her şey pürüzsüz, ama gel gör ki Said Nursî çoklarına ağır geliyor. 

Ha, benim keyfime diyecek yok. Yok çünkü Said Nursî bana görünmez ebedî diploma vermiş: Hayatı Okuma Diploması... 

Artık onların çehre yıkmaları, kaş çatmaları, işten el çektirmeleri doğru yolda olduğumu gösteren işaretlerden öte gitmiyordu. Değilse hakkımı niye yiyorlardı!

Okunma Sayısı: 1088
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı