"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nur’un Gemisi

Ali HAKKOYMAZ
09 Ocak 2021, Cumartesi
-Ne kadar Nur; o kadar huzur...-

Baş döndüren gündemler... değişmeyen fakirlik...

Baş döndüren gündemler... değişmeyen cehalet...

Değişmeyen gündemler... (her nasılsa!) aynı haberler...

Bu kadar kirli, kaba, kör, müsrif, ecir, esir zamanlara düşeceğimiz aklıma gelmezdi.

Bu işin bir çıkışı olmalı... 

Bu böyle gitmez. Bu ocaklar böyle tütmez. 

Ders almak da yok ha; kuzuların, kuşların, çiçeklerin, denizlerin, güneşin, yıldızların gündeminden! 

Hepsi işinin başında... 

Denize, sen denizliğini yap; başka işe karışma, denmiş. O gün bugündür; öyle ve kâh durgun kâh dalgalı ve fakat denizliğinden bir milim sapmadan... 

Balıkların, yosunların, deniz analarının, deniz yıldızlarının daha nicelerinin evi, yurdu, huzuru, yatağı... Onun da keyfini kaçıran biz olduk.

“Denizlerden esen o ince hava saçlarında eğlensin.” diyen şairi de üzecek kabalıklar yaptık, şu bize hediye ha denize. 

Ne bu şimdi; ağzı da var, dili de var bu denize bu yapılır mı! Bırakalım her ân değişen bestesini rahat rahat söylesin; sen de ben de dinleyelim. 

İçimiz boşaldıkça; doldurduk denizleri. Üstünden köprüler “aşırdık.” Olmadı karnını deştik. Tüneller, şunlar, bunlar... Denizde balık beslenir mi; besledik. Denizi aç bırakınca oldu bunlar. Adı balık, ama... gel de o tadı bul. Kaç balık çeşidi de boğulmuş, telef olmuş! Ne yapayım ben balıksız tekneyi, köprüyü, dereyi, gölü... 

Gemileri, kayıkları, filikaları anladık da bu kadar niye yüklendik ki denizlere! İnsanlık kayığı su alıyor. Nereye gidecektik! En büyük liman tefekkür limanıydı; o limanı terk ederek işte bu isimsiz limanların zebunu olduk. 

Donduk kaldık; bak! 

Her şeyi hazır verilmiş ve yeten ve üstünde bu kadar çok şey biten bu âleme niye sığamadık! Ne yapacaksın ki bunca dünyalığı; kendini kaybettikten, emanete ihanet ettikten sonra! Zorlanma; bunun cevabı yok. 

Ne oldu sonra?

Balıklar hastalandı; sonra da sen... Denizin o kokusu, dokusu, huyu, suyu, rengi değişti. Memnun musun?

Vurdulu kırdılı, attılı düşürdülü zamanlara gelmek için miydi bu yapıp ettikleriniz? Bu üç buçuk buluşlarınızı kaç buçuk pahalıya getirdiniz de ne oldu. Alan da satan da memnun değil... Kalsın, kalsın; üstü de altı da... İstemiyorum.

Denizler elimizde kaldı. 

Hava, su bedava değil Orhan Veli...

Deli mi akıllı mı belli değil bunlar, şunlar, onlar.

Deniz kenarında gezmeyin, diyorlar.

Dağ başlarına çıkmak yasak...

Evde otur, çıkma, kapan, dur olduğun yerde!

Nefes alma, kapa ağzını, burnunu!

Kimselere gidip gelme!

Kendine bile...

Görünme ortalıkta!

Adın, soyadın, kimlik numaran...

Sana şu kadar ceza...

Martılara bakmalıyım ben; bir hayat gibi akmalıyım.

Papatyaları okşamalıyım.

Temiz hava, aslına asılı kalmış gıda...

Ben bu kokusuz ekmekleri yiyemem.

Bu tatlandırılmış suları içemem.

Hayata dokunmak istiyorum.

Denizime dokunmayın, balıklarımı zehirlemeyin.

Bu ne ellerinizde kepçe, kelepçe...

Buralara geldik, ha; herbirimiz sessiz ada...

Lapa lapa karlar niye yağmaz; anladım!

Anladım; “biz” yoğuz artık; niye yağsın yağmur!

Az kaldı; ha gayret; bak; burda kesilmemiş bir ağaç var.

Burada kurumamış bir göl...

Ne duruyorsunuz daha öten kuşlar var; onları da susturun.

Sular çekiliyor, kuraklık geliyor, diyorlar.

Az kaldı; getirin ne kadar kepçe, kürek varsa...

Şu dağları düzleyin, ağaçlar niye burda böyle...

Ne hâlâ bu tek tük hayretli insanlar!

Daha sık değişsin, daha renklensin gündemler!

Herkesin başı dönsün!

Yaşamak ve insanlık adına ne varsa kaldırın ortalıktan!

Bu şaşkınlık çağı...

Bu çok bilmişlik...

İliklerimize işledi hastalığın her türlüsü.

Sadece denizler değil; dereler, dağlar da kirlendi.

Kirli gündemlerden ne çıkar.

*

Yok, yok; ümitsiz değilim. Kendini ümit gibi gösterenlere bir daha bak(may)ın diye idi bu serzeniş deneme, herkesin boyunun ölçüsü artık belli; tamam; yorulma diye idi.

*

Meselâ bunun üzerine ne gider kahve niyetine? Dördüncü Şuâ olabilir. Otuzuncu Lem’a... Otuz İkinci Söz... Eski Eserler’den de ayna tutabilirsiniz. Bu b/atık zamanlar için Nur’un Gemisi’ne demirlemekten başka çare yok. Fırtınanın, dalgaların, yağmurun, gökgürültüsünün, şimşeklerin ayak izinden, sesinden bahsediyorum. “Bütün gelecekler...”

*

Yorumlar bölümüne yazın bakalım; benim de ufkum açılsın, okuyucuların da...

Okunma Sayısı: 1368
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ayhan Aydın

    10.1.2021 17:45:08

    Binler tebrik, hislerimize tercüman oluyorsunuz, herşeyi madde de arayanların gözleri kördür. Allah sonumuzu hayır etsin inşaallah, Allah kaleminize kuvvet versin.

  • Selcuk koyuncu

    9.1.2021 17:22:05

    Yine "zamanin disina" atmis bizi yazin,"kendimiz ile randevulastirmis"o son paragraf..ne sandallar ne vapurlar ne tankerler ile yol aldik ta bu vakte kadar ;o "Nur un Gemisi"gibi ferah yolculuk yaptirmiyor bize.. Gunesli gunlerde,güvertesinde bulusmak dileğiyle..

  • Cetin acar

    9.1.2021 17:05:42

    Evet, insanlık intihar ediyor. Kendi gıdamızı kesiyoruz. Nefes alacağımız havayı zehirliyoruz. Hey rantçılar ! Her şeyi para görenler. Yakında yemek tabakalarınıza beton köftesi, demir salatası gelirse şaşırmayın.

  • Nahit Topaloğlu

    9.1.2021 16:21:46

    Kalemine sağlık kardeşim, Nur'un gemisine demirleyelim ve fırtınalarda, hortumlarda gemiden savrulmayalım da ister güvertede, ister kazan dairesinde mekân tutalım; fark etmez.Cudi'ye demir atana dek sabit kadem olalım inşâallah!

  • Ali

    9.1.2021 12:47:49

    Sayın Hakkoymaz, Artık elimizi taşın altına koyalım.Yaz yaz bitmez bu böyle gitmez. ( kendi gırinpisimizi kuralım artık.😃) Potansiyel enerjimizi bu yönde kullanalım gari. Kurt kuş böcek trafik çörçöp gönüllüleri olmak çook mu zor cancazım. Söyle söyle vur duvara..

  • muhlis çalışkan

    9.1.2021 12:09:10

    abi ağzınıza güzel yüreğinize sağlık bu sözlerin üzerine bir şey diyemeyiz. çıraklar ustalarının yanında edepten sadece ,saygıdan sadece susarlar.

  • Recep ziftci

    9.1.2021 09:05:30

    Enfes bir yazı..... kaleminize sağlık

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı