"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Önce Türkçe

Ali HAKKOYMAZ
08 Ocak 2022, Cumartesi
Konuşmuyoruz; bağırıp çağırıyoruz; bu yol, yol değil...

Yaşım gereği bunların hepsini yaşadım. Zorlu dönemlerde okudum. Artık inceliriz sandım. Yok! 

Sonuç: Yerimizde sayıyoruz. 

Cenap Şehabeddin Tiryaki Sözleri’nde: “Yerinde sayanlar; yürüyenlerden daha çok gürültü çıkarır.” diyor. 

Bana sorarsanız bundan böyle; birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci köprüler tamam. Gönüllerden gönüllere köprü istiyorum. Bizim birinci derdimiz köprü, havaalanı, tünel değil... Muhabbet, kardeşlik, şefkat, kavgasızlık... 

Bu kavgalar, kabalıklar bitsin artık. 

Savaşta bile üslûbunu bozmayanların torunları! 

Lütfen sakin olun. Elde avuçta yok zaten. 

Eğitim en gerilerde... Kitap okunmuyor. Ağzı olan bağırmasın. 

Yunuslar şiir söylesin. Karacaoğlanlar saza vursun. Nasreddin Hocalar işi espriye bağlasın. 

Hürriyet âşığı Namık Kemaller ateşîn nutuklar atsın. 

Cem Karacalar bir gün uyanıp: “Allah yâr,” desin beni de ağlatsın. Mevlânâlar sevgiye çağırsın. 

Ve Bediüzzaman... 

Siyasetten, paradan, makamdan uzak mı uzak... 

Ölümle burun buruna geliyor; hürriyetini zincire vurdurmuyor. Kalemi, kitabı, çayı... 

Savaş meydanları, dağlar, hapisler... 

İşi gücü kitaplarını bir ân önce insanlığa emanet edip gitmekti. Öyle de oldu. Yılmadı. Korkmadı. Korkutmadı. Aldanmadı. Aldatmadı. 

Kitaplarının birkaçını Diyanet de neşretti, fakat henüz hutbelere, kütüphanelere yansımadı. 

Onun İktisat Risalesi ekonominin ilâcı... 

Hastalıkların ilâcı Hastalar Risalesi’nde... 

Halk Partisi Genel Sekreteri Hilmi Uran’a da mektup yazıyor. Niye? Bu kavgalar bitsin diye. 

Said Nursî hilesiz bir adam... 

Net, mert, cömert, cesur bir suret... 

Her şeyi konuşalım da üslûbumuzun kimliğimiz olduğunu unutmayalım.

*

Parolayı soruyorsun:

“Önce Türkçe...”

İyi pişmeli kelimelerimiz.

Vurgusu, durgusu, sorgusu...

Kelime dağıtmalı hocalar...

Analar, babalar, dükkânlar...

Harçlık niyetine çocuklara...

Ve maaş diye büyüklere...

Kelimeler dağıtılmalı bol bol...

Unutulan, tozlanan kelimeler...

*

Ortaya karışık “heyecanlı” mevzular ekranlarda gırla gidiyor. Yalnız ufak bir eksiklik var: Ortada Türkçe pek yok. Dilin inceliklerini bilen konuşmacı azın azı... 

Bu arada nezaket, muhabbet, hürmet, liyakat, hakikat, adalet, hürriyet, sanat, medeniyet sözlüklerden hayata ne zaman karışır; karışır mı bu tipide, siste; bilmem.

*

Nakış nakış bir dilimiz var/dı. İçinden Yunusların, Karac’oğlanların çıktığı... 

Dilimize haset ettik; nazar değdi; perişan olduk. 

Ne yapsın dilsiz insan? Muallimin konuşamayanları “öğretmen” olunca; talebelerin ilme talip olmayanları da “öğrenci” oldu! Şimdi birinci işimiz dilimizin dilini yeniden anlamak... Dilin olmayınca edebiyatın da olmaz, gönülleri titreten bestelerin de ve Sinanların devamı da...

*

Bir araştırma yapılsın mı: “Ne kadar Türkçe konuşuyoruz?” diye. Okulların Türkçe notu kaç dersiniz? Düşük... Ve bu okullardan çıkan bir kişi var mı dünya çapında? Niyetim, bir yerleri, birilerini tenkit değil; sorgulamak! “Nereye gidiyoruz?” diye durup düşünmeyelim mi?

*

Kelimelerin akışına müdahale etmek; hayatın akışına müdahele anlamına gelir. Kelimelerde hayat akar çünkü. İşte biz böyle yaptık ettik; ne ettik ne olduk ortada; ortada kaldık. 

Şimdi dilimizden özür dileme zamanı: “Biz ettik; sen etme!”

*

Hep başka şeyler konuşuyoruz; halbuki biz dilimizi kaybetmiş bir milletiz. İşe dilden başlayacağız. Hem de hemen...  Okullar dilimizi öğretmiyor; bozuyor; bu da temel acı...

*

Kelimesizlik/dilsizlik/konuşamazlık... kanser değilse... ne? Okullar “Türkçesizlik Diploması” veriyor. Şöyle bir bakın ekranlara, akranlarınıza; vurgulu/kurgulu/sorgulu/burgulu/durgulu... konuşanımız sağdan sola/soldan sağa kaç kişi? 

Ve niye yazarlar/şairler Türkçe, edebiyat derslerine dâvet edilmez? İmkânlar neden değerlendirilmez? 

Hep terör “zirvesi” mi; Türkçe zirvesi niye yapılmaz; niye ki niye?

*

Türkçe konuşamıyoruz!

O incelik... kayboldu. Kayboldu Yunus’un Türkçesi... Âkif’in, Yahya Kemal’in...

Okullar mı? Asfalt bahçeli, duvarlı, tel örgülü...

Yeni bir hapishane türü...

Dilsiz...

Türkçesiz...

Ruhsuz...

Okunma Sayısı: 1055
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Nabi

    8.1.2022 21:39:50

    Ali hocam böylesi ufuk açıcı muhtevalı yazınızı/yazılarınızı bir solukta okuyoruz.Rabbim devamını ziyade eylesin.Kalemize vücudunuza yüreğinize sağlık afiyetler versin inşaallah Amin.Selam ve dua ile Allah 'a emanet olunuz.

  • Neslinur

    8.1.2022 14:28:57

    Muhterem Ali ağabey, Allah yar yar, Allah yar yar nakaratlı, parçayı seslendirmiş olan, ahir ömründe hidayete gelmiş olan Cem Karaca ya rahmetler olsun. Rabbim cennetine koymayı lutfeylesin. Sizin de emeğinize sağlık istifadeli yazınız için teşekkür ederiz.

  • H.ibrahim Karahan

    8.1.2022 03:54:49

    Allah razı olsun tebrik ederim

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı