"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sanat öldü; yaşasın beton!

Ali HAKKOYMAZ
02 Temmuz 2022, Cumartesi
Şiir elbette “para” etmiyor.

Bu parasız şey şiirle de sınırlı değil... Hemen hemen “sanat” adına ne varsa... 

Bu bir arz-talep meselesi... Yani sanat “dünya dışı” bir dünya olsa gerek... 

Burada menfaat öne çıkıyor. 

Para, makam, mekân, giyim kuşam gibi elle tutulur, gözle görülür şeyler sonsuzluk adına olan ne çok şeyi perdeliyor. 

Bu durumda sizin de havaya ayak uydurmanız yoksa ayak direyip birçok sıkıntıyı göğüslemeniz gerekiyor. 

Peki sanatın olmadığı yerde; insanlık nasıl olur, diyeceksiniz. Olmaz da... Sanat manat olmadan da bak; hayat bayat yaşıyoruz. 

Bir yanımız kabalık, bir yanımız aşırısından fukaralık... 

Ne işin var şiirle, mimarî ile; şeddadî binaları dik; paranı almana bak! Şimdi Sinanların, Yunusların sırası değil... İşimiz var; vaktimiz yok! 

Ne yapacağımızı bilmediğimiz bir yığın paraya ihtiyacımız var. 

Kitabı, kelimeyi, nezaketi, hazzı, huzuru, sürûru, letafeti, kâğıdı, kalemi bir kalemde geç; bize gurur, şatafat gerek... 

Bu zor fotoğrafı her şeye rağmen çekmek; nereye gittiğimizi görmek üzücü olabilir. Bu yaşadıklarımızın yaşamak olmadığını bilenlerin feryadına kulak verelim. Dünya çok kaydı. 

Çoğunluk pazara gelen malla ilgileniyor. 

Düşünün ki sanat ve sanatçı el üstünde tutuluyor. 

Şaire gittiği yerde iltifatlar var. Hattat, yazar dendi mi -hikâye bu ya- kapılar ardına kadar açılıyor. Uçaklar, trenler bedava veya sembolik fiyatlara... [Ha, ha, ha!] 

Bu durumda sanatla uğraşanlar çoğalmaz mı! 

Belki bunları bir akıl eden, kalbine koyan olur da... aaa yaşamak diye bir şey varmış, deriz. Çok iyi olur. 

Ben inşaat gürültülerinden, tozlarından öylesine bıktım. 

Bu, işi kolaylaştıran makineler; rahatımıza rahatlık kattı gibi de huzurumuzu huzursuz eyledi. Kaçırdı bile! 

Ha, bir de bütçe denilen bohçamız -bu arada bütçe; bohçadan gitme- yırtık. Paramız tırtık tırtık edildi. 

Yaşamayı, kendimizi unutturan yerde köprüler, yollar, yepyeni binalar olabilir ama orada medeniyet olmaz. 

Hele de birileri “yaşasın” diye çokluk onlara hizmetçi ise; orada şiirin adı okunmuyor demektir. 

Taştan, demirden, asfalttan başımızı kaldırdığımızda yaşamak bizi bekliyor. 

Ağaçlarla, kuşlarla kavgalı ve onların dilini anlamaktan uzak bir yerdeyiz. 

Ben ağaç diyorum; sen beton diyorsun; seninle oturup çay bile içemem. Güle güle diyeceğim de... gülleri solduran gülemez ki...

Okunma Sayısı: 1087
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı