"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yapay zekâ çağında insan olmak (12) - İnsan nerede çalışıyor?

M. Said BAYRAKLILAR
18 Temmuz 2026, Cumartesi
Eskiden çalışmak denildiğinde gözümüzün önüne belirli mekânlar gelirdi. Tarla, atölye, dükkân, fabrika, ofis… İnsan çalışacağı yere gider, emeğini ortaya koyar, sonra işini bırakıp evine dönerdi.

Çalışmak ile yaşamak arasında görünür bir sınır vardı. Mesai bittiğinde insan, en azından teorik olarak, kendi hayatına dönebiliyordu.

Bugün bu sınır giderek silikleşiyor. Telefonlarımız cebimizde, ekranlar elimizde, algoritmalar hayatımızın tam ortasında. Büyük bir kolaylık çağındayız; bilgiye ulaşmak, üretmek ve paylaşmak hiç olmadığı kadar hızlı. Fakat bu kolaylığın içinde fark edilmesi zor bir değişim yaşanıyor: İnsan yalnız çalışırken değil, yaşarken de ekonomik sistem için değer üreten bir varlığa dönüşüyor.

Bediüzzaman’ın insanlık tarihini beş devre içinde değerlendirmesi bu açıdan dikkat çekicidir: vahşet ve bedeviyet, memlûkiyet, esaret, ecirlik ve nihayet mâlikiyet-serbestiyet arayışı. Bu tasnif yalnız geçmişi anlatmaz; insanın hürriyetle olan ilişkisini de gösterir. Vahşet ve bedeviyette hayat daha iptidaî şartlar içindedir. Memlûkiyette insan başkasının mülkü hâline gelir. Esarette iradesi ve hareket alanı sınırlanır. Ecirlikte ise insanın bedeni değil, emeği kiralanır. İnsan hukuken hürdür; fakat hayatının büyük bir kısmını geçimini sağlamak için başkasının işine tahsis etmek zorunda kalır.

Bugün tablo daha da incelmiş durumda. Artık mesele yalnız emeğin kiralanması değil; dikkatin, alışkanlıkların, tercihlerin ve duyguların da ekonomik değere dönüşebilmesidir. Bir videoda birkaç saniye fazla durmak, bir habere öfkelenmek, bir gönderiyi beğenmek veya bir ürüne bakıp geçmek bile görünmez bir üretimin parçası hâline gelebiliyor. İnsan çoğu zaman çalıştığını fark etmeden; dikkatiyle, tepkisiyle ve dijital iziyle sistem için değer üretiyor.

Aslında burada yalnız ekonomik bir değişimden söz etmiyoruz. Daha derin bir nazar değişimiyle karşı karşıyayız. Modern dünya insanı ölçülebilir veriler toplamı olarak okumaya alışıyor. Hangi içeriğe baktığımız, nerede durduğumuz, hangi haberde öfkelendiğimiz kayıt altına alınıyor. Fakat insan gerçekten bunlardan mı ibarettir?

Bir tercih bazen korkunun, yalnızlığın, aidiyet arayışının veya içteki bir boşluğun dışa vurumudur. Veriler hareketleri gösterebilir; fakat hareketlerin arkasındaki manayı bütünüyle kuşatamaz.

Bu yüzden bugün asıl soru teknolojinin ne kadar gelişeceği değildir. Asıl soru, insanın bu gelişmenin içinde kendisine ne kadar sahip kalabildiğidir. Çünkü bu çağda hürriyet yalnız çalışıp çalışmamakla ilgili değildir. İnsan, dikkatini kime verdiğini, zamanını neyin tükettiğini ve nazarını hangi merkezin yönlendirdiğini fark edebildiği ölçüde hür kalabilir.

Gerçek serbestiyet, yalnız bedenin değil; dikkatin, iradenin ve nazarın da hür kalabildiği yerde başlar.

Okunma Sayısı: 155
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı