"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yâreler ve çâreler

Ali HAKKOYMAZ
28 Aralık 2019, Cumartesi 00:14
...ümittir tebessüm.

...ümittir beklemek.

*

Fukara ülkelerde servet belli ellerde tutuluyor. Hürriyetin olduğu yerlerde her kuruşun hesabı sorulur. Meclis bunun için vardır. Huzur için şeffaflık şarttır. Her şeyi halka söylemezseniz dedikodu başlar. İnsanlık yavaşlar. Halkın verdiği parayı ve yetkiyi, halka sormadan kullanmak... belirsizliğin, uçurumun başlangıcıdır.

*

Seçtiklerinizin/sevdiklerinizin yanlışını [yüzüne] söylemeyecekseniz ve zor durumlarında yanında olmayacaksanız uzak durun da o da bilsin ki sağı solu ne kadarsa o kadar!

*

Yol: İnsanlar ikiye ayrılır: Yola çıkanlar... Yoldan çıkanlar...

*

Gazete, şak şakçılık yapmaz; açık da aramaz; açıkta kalmışlara dikkat çeker. Gazete, sorar. Gazete, bülten değildir. Gazete, Hakkın ve halkın sesidir.

*

Arkadaşlar! Abdülhamid’den, Menderes’ten sonra siyasetin başka mecraya kaydını görmeliydik. Sonra bir ara toparlanır gibi olduktu. Derken seksenden bu tarafa kendimize gelemedik. Hürriyet ve adalet ağır yaralı... Meclis, halktan aldığı yetkiyi halkı için kullanırsa demokrasiye pencereler açılmaya başlar. Yoksa... bunun yoksası açlığa talim... Meclis evet Meclis görevini gerçek anlamda hatırladığında bahar tebessümlerimiz olacak.

*

Bir de sonuca bakalım; her şeyden önce/sonra: öğretmen yetiştiren üniversitemiz yok meselâ... Meselâ ve başta Türkçemiz kayıp... Ne bulabiliriz ki... Dilsiziz...

*

Ucuz etin yahnisi yenmez. İthal et, ithal hayvan, ithal buğday, saman derken köylü toprağından kaçıyor, kaçırılıyor. Şimdi işgalin adı değişti. Yirmi milyon işsiz gencimiz var. Köylünün şevki kırık... Çok ucuz sembolik fiyata mazot vererek, vergiden muaf tutarak köylüyü toprakla barıştıralım. Şehre kaçmak çare değil... Kendi etimizi, ekmeğimizi kendimizden esirgemeyelim. Avusturalyalardan niye canlı hayvan gelir! Biz büyük bir ülkeyiz... Zenginiz... Çayımız, fındığımız, zeytinimiz, incirimiz, kestanemiz, buğdayımız, üzümümüz, balımız, balığımız, etimiz, sütümüz bize de yeter, dünyaya da göndeririz. Lütfen, üzüldüğümüz, tatsız muzlar, etler yediğimiz yeter. Toprağımın, ülkemde ülkemin kokusunu özledim. Düşmanı bu topraklara sokmadık, amma onlar bir yolunu bulup elini kolunu bu topraklara bulaştırıyor. Birkaç ay et yemesek de olur. Zaten yiye yiye bir hâl olmuyoruz. Toprağımıza dönelim. Bu topraklar beş yüz milyonu besler. Bu işi bilenler mutlaka vardır. Bilenleri dinleyelim. Köylüyü dinleyelim. Şehirliyi dinleyelim. Birbirimize bira kulak verelim. Yani diyorum ki: Hayvan yetiştiremeyen insan hiç yetiştiremez.

*

Kendi problemini çözemeyen öğretmen; eğitim problemini nasıl çözecek?!... Eğitimi “ti”ye aldığımızın farkında mıyız?!...

*

Doktor yanlış ilâç verince bedenimiz; öğretmen yanlış bilgi verince ruhumuz yaralanıyor ve belki ölüyor! Birini görüyoruz; öbürüne körüz... Bu nasıl gaflet?!...

*

Ve bugün dünya kan ağlıyorsa... öğretmenler aynaya bakmalı!

*

Çok öğretmen var.

Çok okul...

Çook, çok öğrenci...

Netice yoook!

Bu problemi çözecek bi’ okul var mı acep?!..

*

Çok tuhaf ve acı... Her öğretmen aynı maaşı alıyor. Parasını kitaba yatıran var; yatan var. Dershanelerde -bir zamanlar- her öğretmenle ayrı pazarlık yapılırdı. Hâl böyleyken göstermelik kutlamaları da anlamıyorum. Netice efendim netice!

*

Her ilde ilkokuldan sonra nüfusuna göre bir ya da birkaç okul olsun. Orada gerçekten okuyacaklar okusun. Yatılı olsun. Ötekiler de bir zenaatın ucundan tutsun. Artık adam yetiştirelim. İnşaatları satalım; adam yapalım. İlim, sanat, zenaat adamları yetiştirmek zor değil... İsteyelim; olur. Bu kazandıklarımı, bendeki bu emekleri yeni nesillere aktarmadan gidersem gözüm açık kalır. Paramız var. Ülkemiz güzel... İnsanımız iyi niyetli, gayretli, anlayışlı... Almanya, Japonya, Güney Kore olmak için bir engel mi var?!

*

Bilmiyorum da... öksürüp aksırınca doktora gitmenin adını koyamıyorum! Yemeyi içmeyi kırk yaşında bile öğrenemediğimizi bilelim de... bu doktora gitme işini bir daha düşünelim. Bir de; eğitimi iflas etmiş bir ülkede olduğumuzu da düşünelim. Okullarımızın derde deva bir hali varsa... buyurun; deyin de duyalım. Bunlar; tenkit de değil; tesbitler diye/biliyorum.

*

Okuyan ülkeler arasında değilmişiz; olsun! Bizim adımıza karar alıp verenler var, nasıl olsa; niye keyfimizi bozalım! Gelir seviyemiz düşükmüş; olsun! Bizim adımıza yaşayanlar var! Şaka gibi değil mi?! “Yaşamayı öğrenmek” kursları mı açmalıyız!

*

Farklı düşünmek yasaksa; düşünmek yasak demektir. Ne bir çiçek ötekine benzer, ne dağlar, ne rüzgâr, ne yağmur damlası... Herkes olmak; [ölmeden önce] ölmek demektir. Çocuklar büyüdükçe anne babasın ellerinden yavaşça kopar; hürriyeti koklamaya başlar. Kediler, tavuklar bir ömür taşımaz çocuklarını. Annelerinin kanatlarından çıkmayanlar; uçmayı unutsun.

*

Yanılıyor muyum; cahillik revaçta gibi... Şu var ki duymayı bilene kainat bir beste, görmeyi bilene her ân değiştirilen bir resim, tablo, fotoğraf... Yere batsın cehalet!

*

Hamiş: “ÇIKIŞ YOLU”nu bulanların insaniyet namına haber vermeleri...

Okunma Sayısı: 942
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdurrahman AYDIN

    2.1.2020 00:11:18

    Bu yazı yaraya tuz ve biber değil, şefkatle merhem sürmek istiyor. Tebrik ederim.

  • Mürsel

    28.12.2019 16:35:04

    Kuruluş şeması apaçık: önce öğretmenokulu( muvakkat merkez) sonra ilahiyat.Ardından fen bilmleri fakülteleri kurulacak...

  • Mürsel

    28.12.2019 16:21:41

    "Yedinci şart:Darulmuallimini( öğretmenokulu) muvakkaten şu darülfünunun( medzehra) dairesinde,MERKEZ KILMAK mezcetmektir.Ta ki intizam ve tefeyyüz ondan( darülmuallimden), ondan buna ( ilahiyata) geçsin.Ve fazilet ve diyanet bundan ona( ilahiyattan darül muallime) geçsin.Tebadül( mübadele) ile her biri ötekine bir kanat verip; zülcenaheyn olsun".ESDE 292.

  • Mürsel

    28.12.2019 15:32:01

    Harika.Çıkış yolu; Medtesetüz Zehra'nın başlangıcı, ilk adımı olarak bir öğretmen okulu açmak nurcuyum diyenlere vacip samimiyet testidir.Sahada olmayan teoride kalır, o da bıdıbıdı girdabına götürür.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı