"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Din ahlâkı: Hayâ!

Ali Rıza AYDIN
08 Şubat 2024, Perşembe
Toplumu ayakta tutan temel dinamiklerin önemlilerinden biri olan hayâ utanma, sıkılma; ahlâk kurallarına bağlı olma; ar, namus ve Allah korkusu ile günahtan kaçınma gibi manalar taşıyan bir kavram.

Aynı zamanda başkasını saymak, onun hukukuna, huzuruna saygı göstermek manasına da gelir, hayâ. Çünkü: Gözle, sözle, davranışla ahlâkî sınırları zorlamak, hatta aşmak, toplum hayatı içindeki güveni sarsar; birçok madî-manevî değerlerin aşınmasına sebep olur. 

“İnsanı yakışıksız ilişkilerden alıkoyan hayâdır; kötü tabiatlı insanları düzelten de yine hayâdır.”1 

Bir milleti çökertmek için hayâ duygusunu kaldırmak kâfi. Komünizim anlayışında olduğu gibi...

Bunun içindir ki, Efendimiz (asm), “Hayâ imandandır”2 buyurmuşlardır. 

Fena bir davranışından dolayı yüzü kızarmıyor, başkasının görülmesinden utanmıyorsa; o insanda hayâ duygusu ve ahlâk sukut etmiş demektir. 

Böyle bir kimsenin hâlini, Hz. Ali (r.a), “Hayâ duygusu kaybolan kimsenin kalbi ölüdür” veciz cümlesiyle ifade ediyor. 

Kaynaklarda, hayânın, “Allah’tan korkma” ve “insanlardan utanma” olarak iki çeşidi olduğu ifade ediliyor. Buna göre; bunlardan birincisi “nefsânî”, ikincisi de “imânî” hayâ olarak yorumlanıyor. 

Hayâ duygusunu elde etmek ve meleke edinmek için insanın duyu organlarını, aklını ve bedenini günahlardan koruması; ahirete müteveccih olarak dünyanın geçici ve aldatıcı lezzetlerini terk etmesi gerekir. Günlük hayatta karşılaştığımız, şahit olduğumuz gayr-ı ahlâkî davranışların; alenen sergilenen fenâ manzaraların, topluma sirayet etme riski yüksek bulaşıcı bir hastalıktan farkı yok. 

Maalesef “Göz görüyor, gönül katlanıyor.” 

Aslında, “Katlanıyor” değil, “katlandırılıyor”; ama nasıl?  Yavaş yavaş, alıştıra alıştıra! 

Bilgisizlik, ilgisizlik, tepkisizlik neticesinde ünsiyet peyda oluyor insanlarda. 

Caddelerde, sokaklarda; toplu taşıma araçlarındaki sarmaş dolaş manzara, hayâsızlık örneği davranışlardan biri. İnsanlar, kullandıkları dile, evde izledikleri filme dikkat etmezse, başına çok iş getirebilir. Çünkü, maazallah, perde yırtılır. Dedik ya, ünsiyet oluşur; göz de, gönül de alışır! 

Buna zaman zaman kullanılan bir misal: 

Kurbağayı sıcak suya atarsanız, tepki verir; sıçrar çıkar kabından dışarı. İçinde bulunduğu suyun sıcaklık derecesini yavaş yavaş artırırsanız,, kurbağa tepki vermez, veremez;  rehavet basar; sonra da, ölür! 

Hayâsızlığa karşı tepkisizliğin, çekincesizliğin akıbeti de bu. Yani, ahlâkî ölüm! Ama yavaş, yavaş… 

Efendimiz (asm), “Her dinin kendine has bir ahlâkı vardır. İslâm’ın ahlâkı da hayâdır”3 buyurmaktadır. 

İzzet, iffet ve hayâ sahibi her kesinin; bilhassa gençlerin elini, dilini, gözünü, gönlünü haramdan sakınması, imanının kaviliği ve onun hayata geçilmesiyle mümkün olur. 

Bir kısım gençlerin sergilediği lâkaydilik, büyük küçük bilmezlik; hele ki, kızarmayan yüz; endişeye düşürücüdür. 

Merhum Mehmet Âkif Ersoy’un, her zamanın insanına hitaben kaleme aldığı; 

“Ne ibret, yok mu, bir bilsen kızarmak bilmeyen çehren? 

Bırak tahsili, evlâdım, sen ilkin bir hayâ öğren”4 beyti, oldukça manidardır. 

Demek, Müslüman’a, halk’tan, ve Hak’tan hayâ etmek yaraşır.

Dipnotlar: 

1- Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilik, 204. 

2- Buhârî, İman, 16. 

3- Sorularla İslâm, (Muvatta, Hüsnü’l-Hulk, 9). 

4- Mehmed Âkif Ersoy, Safahat, 452. 

Okunma Sayısı: 832
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı