"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’ın İngilizlerle mücadelesi ve ‘Kürt Teali’ çarpıtması

Atilla YILMAZ
26 Temmuz 2019, Cuma
Bediüzzaman’ın; ‘’İstanbul’a dönüş haberi Tanin Gazetesi’nde 16 Ramazan 1336, 25 Haziran 1334-1918 Muvasalat. Kürdistan ulemasından olup, talebesiyle beraber Kafkas Cephesi’nde muharebeye iştirak eylemiş ve Ruslar’a esir düşmüş olan Bediüzzaman Said-i Kürdi Efendi ahiren şehrimize muvasalat eylemiştir.’’ 1

Bediüzzaman, Rus esaretinden İstanbul’a avdet ettikten sonra Başkumandan Vekili ve Harbiye Nazırı Enver Paşa marifetiyle, Darü’l Hikmeti’l-İslâmiye a’zalığına tayin olmuştur.

‘’ Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiye a’zalığına ta’yini. 26 Şevval 1336/ 4 Ağustos 1334 (4 Ağustos 1918)

Enver Paşa’nın Talebi: 

“Bitlis’te Ruslar’la vuku bulan savaşlara iştirak edip esir düşmüş ve bu def’a geri dönmüş bulunan ulemadan meşhur Bediüzzaman Said Efendi’nin aşiretlerin harbe sevki hususundaki hamiyetli çalışmalarına ve müşahid olunan vatanperverce güzide hizmetlerine binaen, mumaileyhin uhdesine haiz olduğu ilmî haysiyetle uygun bir rütbe tevcihi suretiyle taltifi muvafık olacağından, icab edenin ifasına yüce izinleri istirham edilmektedir. 10 Ağustos 1334 Başkumandan Vekili ve Harbiye Nazırı Enver.’’ (Sadık Albayrak, Şeriat Yolunda Yürüyenler ve Sürünenler, 1989, s.148, ) 2

Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiye’nin resmî küşadı: 4 Zilka’de 1336/ 12 Ağustos 1334 (12 Ağustos 1918)

1918’de İstanbul İngilizler tarafından işgal edildi. Bediüzzaman’da 1918’de Rus esaretinden kurtularak İstanbul’a döndü ve en yetkili kişi tarafında en yetkili bir makama getirildi. Ve İngiliz işgal kuvvetleriyle Bediüzzaman arasında, amansız bir mücadele başladı.

‘’Bediüzzaman, İstanbul’un işgali sırasında neşrettiği Hutuvat-ı Sitte adlı broşürle büyük hizmet etmiş ve işgal kuvvetlerinin planlarını bozmuştur. Keza, işgalcilerin baskısı altında verilen ve Anadolu’daki kuva-yı milliye hareketini ‘ isyan‘ olarak vasıflandıran şeyhülislâm fetvasına karşı, mukabil bir fetva vererek millî kurtuluş hareketinin meşrûiyetini ilân etmiştir. Bu hizmetleri Anadolu’da kurulan Millet Meclisi’nin takdirini kazanmış ve Bediüzzaman, bizzat Mustafa Kemal tarafından ısrarla Ankara’ya dâvet edilmiştir.’’ 3

Kendi ifadesiyle:

‘’İstanbul’u istilâ eden İngiliz Başkumandanına ve onun vasıtasıyla fetva verenlere karşı, İslâmiyet’in şerefi için, idam tehdidine beş para ehemmiyet vermeyen ve ‘Tükürün zalimlerin hayasız yüzüne!’ cümlesiyle ve matbuat lisanıyla karşılayan..’’ 4 Said Nursî’yi  İngilizler’in desteğindeki ‘Kürt Teali Cemiyeti’ne’ üye göstermek bir akıl tutulmasıdır.

‘’Hutuvat-ı Sitte adlı eser, Üstad Bediüzzaman Said Nursî tarafından 1920-1923 yıllarında İstanbul’un işgali sırasında azılı işgalcilere karşı gizlice neşredilmiş ve el altından dağıtılmıştır.‘’ 5 

İngiliz’in İstanbul’u işgaliyle ilgili, Bediüzzaman’ı dinleyelim:

‘’Bir zaman İngiliz devleti, İstanbul Boğazı’nın toplarını tahrip ve İstanbul’u istilâ ettiği hengâmda, o devletin (İngiltere) en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi’nin başpapazı tarafından, Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu. Ben de o zaman, Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiyenin azası idim. Bana dediler: ’Bir cevap ver. Onlar, altı suallerine altı yüz kelime ile cevap istiyorlar.’ 

Ben, dedim. Altı yüz kelime ile değil, altı kelime ile değil, hatta bir kelime ile değil, belki bir tükrük ile cevap veriyorum. Çünkü o devlet (İngiltere), işte görüyorsunuz; ayağını boğazımıza bastığı dakikada, onun papazı mağrurane üstümüze sual sormasına karşı, yüzüne tükürmek lâzım geliyor…Tükürün o ehli zulmün o merhametsiz yüzüne’ demiştim.’’ 6

Eserlerinin mükerrer yerlerinde ifade ettiği gibi yine bir eserinde aynı konuda:

‘’İstanbul’u işgal eden İngilizlerin başkumandanı İslâm içinde ihtilâf atıp, hatta Şeyhü’l-İslâm ve bir kısım hocaları kandırıp birbiri aleyhine sevk ederek İtilâfçı-İttihatçı fırkalarını birbiriyle uğraştırmasıyla, Yunan’ın galebesine ve harekât-ı milliyenin mağlûbiyetine zemin hazırladığı sırada, İngiliz ve Yunan aleyhinde Hutuvat-ı Sitte eserimi Eşref Edib’in gayretiyle tab’ ve neşretmek ile, o kumandanın dehşetli planını kıran ve onun idam tehdidine karşı geri çekilmeyen ve Ankara reisleri o hizmeti için onu çağırdıkları halde Ankara’ya kaçmayan..’’ 7 

Said Nursî nasıl olurda İngilizlerin desteklediği bölücü ve zararlı, kavmiyetçi ‘Kürt Teali Cemiyetine’ üye gösterilebilir. Belgesiz ve bulgusuz.

Şimdi Bilal N. Şimşir; bu kahraman vatanperveri, bu Osmanlı idealine gönül vermiş, Osmanlı’nın parçalanmasına, bölünmesine karşı çıkmış İslâm Mücahidi Bediüzzaman’ı, Kürt Teali Cemiyeti’nin neresine koyacaksınız? Ve bu yalanınızı ne zaman tekzip edeceksiniz?

Bakın Bediüzzaman’ın çok çarpıcı ve bir o kadar da orijinal bir söylemi var:

‘’Hey efendiler, her bir hadiseyi bahane tutup bana sıkıntı vermeye sebep nedir acaba? Şarkta bir nefer hata etse, garpta bir nefere askerlik münasebetiyle zahmet ve ceza vermek; veya İstanbul’da bir esnafın cinayetiyle Bağdat’ta bir dükkâncıyı esnaflık münasebetiyle mahkûm etmek nevinden, her hadise-i dünyevîyede (Şarkta vukua gelen isyan hareketleri kastediliyor) bana sıkıntı vermek hangi usûlledir, hangi vicdan hükmeder, hangi maslahat iktiza eder?’’ 8 

Kürtler bu toprakların kadim evlâdıdır. Asırlardır Türklerle bir arada yaşayan İslâm toplumudur. Kürdî veya Kürt, bir aidiyet ve bir tanımdır. Nasıl ki isimlerimiz bir tanım vasıtasıdır. Irklarımız ve soylarımız da bir tanım, bir aidiyet, bir farklılık ifade etmek içindir.

Benim hanımın dedesi, Erzincan taraflarından, İstiklâl Harbi öncesi ta çocukluğunda Maraş’a gelmiş yerleşmiş, eli ekmek tutmuş bir Kürt’tü. Ve ona mahallede Kürt Celil derlerdi. Aynı mahallemize gelen Kürt Dursun ve Kürt Halil vardı. Bunlara Kürt denmesi, hem Kürtlüklerinden hem de bir tanım, bir tarif içindi.

Bu tanımlar ve tarifler, bir bölücülük, bir ayrımcılık, bir ötekileştirme ifade etmiyorlardı.

Dolayısıyla yaşadığımız çağa böylesine aidiyet ve tanım ve ırk ifade eden dindaşlarımızla, aramıza ötekileştirme ifade eden; bölücülük yaftasını yapıştırmak son derece tehlikeli ve gereksiz kocaman bir yanlıştır.

Yazarın Said Nursî konusundaki çarpıtmaları bununla sınırlı değil; ona yapıştırılmak istenen Kürtçülük çamurunun zerre miskali Said Nursî’nin üzerine yapışması suret-i katiyede mümkün değildir.

Haftaya başka bir çarpıtmaya bakalım inşallah: İrtica ve bölücülük.

Dipnotlar:

1- Risale Tashih.com. Bediüzzaman’ın Hayatından Tesbitler, Bilal Tunç, 05 Ocak 2009.

2- age.

3- Bediüzzaman Said Nursî, Beyanat ve Tenvirler, YAN, s. 18-19.

4- Bediüzzaman Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, YAN, s. 389.

5- Bediüzzaman Said Nursî, Hutuvat-ı Sitte, s. 89.

6- age., s. 96.

7- Bediüzzaman Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, YAN, s. 498.

8- Bediüzzaman Said Nursî, Mektubat, YAN, s. 66.

Okunma Sayısı: 2312
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • A. Kadir Ceylan

    27.7.2019 01:15:48

    Abi Kürt Teali Cemiyeti nin tüzüğüne baktığımızda bölücü ve kavmiyetçi olmadığını görürüz. Bu cemiyete başta Üstadın talebeleri ve yakın dostları olan Ahmet Ramiz, Seyyid Şefik Arvasi Abdürrahim Zapsu M. Mihri Hilav, Halil Hayali Müküslü Hamza vb ile Osmanlı Bürokrasisindeki Kürtlerin büyük ekseriyeti üyedir. Cemiyetin genel olarak amacı Kürtlerin eğitim ve terakkisi ile Osmanlı Hilafetine bağlı özerk bir Kürdistan dır. Buda ogün için Osmanlı idarecilerinin Ermenistan a alternatif bir düşünceleridir. Nitekim cemiyet ile ogün osmanlıyı yöneten Hürriyet ve İtilaf Fırkası arasında özerklik anlaşmasıda yapılmıştır. Üstadın cemiyete üye olduğuna dair bazı üyelerin anılarında rivayetler mevcuttur. İngilizlerin kimi desteklediği konusuna gelince sanırım bu konuda Lozan'ın İçyüzü makalesinden daha önemli bir delil yoktur. Kürdistan Teali Cemiyeti konusunda İsmail Göldaş ın aynı adlı kitabını tavsiye ederim. Saygılarımla

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı