"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ezanın Arapça okunması Kürt şeyhlerine verilen ödünmüş

Atilla YILMAZ
04 Ağustos 2019, Pazar
BİLÂL N. ŞİMŞİR’DEN SEÇMECE:

İşte; tarihte Türkçülük adına yaptıklarımızdan biri de bu: Ezanın Türkçe okutulması.

‘’Türkiye’de Ezan-ı Muhammedi’nin Hazreti Muhammed (asm) zamanında olduğu gibi Arapça okunması alışkanlığı Cumhuriyete kadar sürüp gelmişti.’’ 1

Ezan gibi bir mukaddesi, bir İslâm âlâmetini ve İslâm şeairini alışkanlık olarak gören bir zihniyet. Bu nasıl bir alışkanlık ki 1400 sene devam ediyor ve bin dört yüz sene sonra birileri bu alışkanlığın yanlışlığını fark ediyor ve değiştiriveriyor. Bravo doğrusu. 

Sayın yazarın ezan yorumunu da merak ettik doğrusu. Bakalım ezan deyince ne anlamamız gerekiyor:

‘’Ezan, çağrı demektir. Hazreti Muhammed (asm), ilk ezanı gür sesiyle tanınan adaşımız Habeşli Bilâl’e okutmuş. O zaman Arap toplumu için yapılan bu çağrı, tabiî olarak Arapça okunmuş ve ondan sonra Arapça olarak yaygınlaşıp kalmış.’’ 2 

Yani hiç akıl edememişler; Kürtler Müslüman olunca Kürtçe okutmayı, Acemler Müslüman olunca Acemce okutmayı, Türkler Müslüman olunca Türkçe okutmayı hiç akıl edememişler, ‘Ezan Arapça olup kalmış’ bu kadar basit.

Ezanı böyle algılayan bir anlayışın; Ezanı ‘Arapça aslına’ çevirenlere bakış açısını, sanırım tahmin etmek güç değil. Muhtemelen ezanı aslına çevirenler; gerici, yobaz ve mürteci olsa gerektir.

Bakalım: ‘’Güçlenmiş olan tarikatlar ve bölücüler: CHP iktidarının son günlerinde ve Demokrat Parti iktidarında tarikat şeyhlerine, Kürt ağalarına arka arkaya ödünler verilmişti. Şeyh Sait ayaklanması’nın ardından doğudan alınıp batıya iskân edilmiş olan Kürt ağaları ve şeyhleri serbest bırakılmış ve davul zurnayla doğuya geri gönderilmişlerdi. (DP dönemini kastediyor sanırım) Ezanın Türkçe değil Arapça okunması, öncelikle Kürt şeyhlerine verilmiş olan önemli bir ödündü.’’ 3 

Ezanın Arapça okunması, niye Kürtlere bir ödün olsun ki? Kürtler Arap mı? Arapça okutmakla, Kürtlere ödün mü verilmiş olunuyor. Arapça yerine Kürtçe ezan okutsaydınız anlardık ‘ödünü.’

Veyahut ezan, Türklerin lisanı olan Türkçe’ye çevrilince; Kürtler; ’niye bizim dilimizde okutmuyorlar da Türkçe okutuyorlar’ diye sanki buğz mu ettiler; yoksa, Kürtler Türkçe ezandan dolayı Türkleri kıskandılar mı?

En iyisi Türkçe ezanı, Türklerin elinden alalım, Arapça okutalım da Kürtleri bu kıskançlıktan ve Türklere bu yüzden haset etmekten kurtaralım mantığıyla mı, Demokrat Parti, ezanı Arapçaya çevirdi. Nasıl bir yaklaşım ama…

Demokrat Parti’nin Kürtler’e ödünü, sadece ezanla sınırlı olmasa gerek: ‘’Kürt ağaları ve şeyhleri parlamentoya taşınmıştı. Şeyh Said’in genç torunu da yaşı büyütülerek DP milletvekili seçtirilmiş, böylece, asi şeyhin ailesi ödüllendirilmişti. Bütün bunlar Kürtçü şeyhleri, bölücüleri güçlendirmiş ve yüreklendirmişti. Tarikat şeyhlerinin, Kürtçülerin cüreti artmıştı. O kadar ki, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Menderes, 1958 yılında, sürgün Kürt şeyhi Said-i Nursî’nin ayağına gidince şeyh kendisini yeşil bayrakla karşılayabilmişti. Zavallı Menderes şeyhin desteğini istemişti!.’’ 4 

Sayın Şimşir’in hangi yanlışını neresinden düzeltelim diye hayrette kaldım doğrusu.

Türkçü geçinenlerin şu dışlayıcı, ayrıştırıcı, ve ötekileştirici dili son derece tutarsız ve tehlikelidir.

Şeyh Said bir yanlışın içinde olabilir, yanlış yapabilir, bir suç işleyebilir. Her neyse cezalı olabilir. Mahkûm da olabilir. İdam da olabilir.

Peki torunu, dedesinin suçundan dolayı cezalı mıdır? ‘Ailesi ödüllendirilmiş’ diyor ve buna hayıflanıyor sayın yazar. Yani ne yapsaydı Demokrat Parti? Devletle milleti barıştırmak adına, küstürülmüş, kırılmış, bu vatandaşlarımızı, bu Kürtleri çarmıha mı gerseydi. Şeyh Said’in sülâlesini yok mu etseydi?

Bu anlayış kime ve neye hizmet ediyor. Bu ne dışlanmışlık, bu ne ötekileştirme.

‘Tarikat şeyhlerinin Kürtçülerin cüreti artmış’ hatta ‘O kadar ki, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Menderes, 1958 yılında, sürgün Kürt Şeyhi Said Nursî’nin ayağına gitmiş’

Ya bu Menderes’in yaptığı da iş mi şimdi.

Ya bir kere Said Nursî’nin tarikatı falan yok. Kendisi de bir tarikatın şeyhi falan değil. Bunu yazan veya söyleyen, ya şeyhin ne demek olduğunu bilmiyor, ya da tarikattan habersiz beyhude yaşıyor.

İnsan açar iki satır Said Nursî okur. Zira Said Nursî sıradan bir adam değil. Abası sırtında bir çoban değil.

Kardeşim Said Nursî; bu memlekette, hürriyetin meşrûtiyetin ve dahi cumhuriyetin, demokrasinin ve hepsinin İslâm dini ile örtüşmesinin, savunuculuğunu ve fikir babalığını yapan bir mütefekkirdir, bir evrensel düşünürdür.

Menderes’le Said Nursî’nin arası oldukça iyidir. Manevî bağlantıları da son derece yüksektir. Said Nursî için Menderes, bir ‘İslâm Kahramanı’dır.’ Ama Menderes’in; Said Nursî’nin ayağına falan gitmişliği gelmişliği yoktur. Sadece Menderes Emirdağ’a geldiğinde,  kürsüde konuşurken; Said Nursî evinin balkonunda oturmaktadır. Karşılıklı el işaretiyle aralarında bir selâmlaşma olmuştur. Hepsi bu.

‘’Adnan Menderes Emirdağ’a geldiği zaman, Mahmud amcam, Ceylan Ağabey ve ben karşılamaya gitmiştik. Bizim arabamız Menderes’in arabasının hemen arkasındaydı. Yanımıza bayrakta almıştık. Menderes Üstadın evinin önünden geçerken, arabayı durdurdu. Üstad’la (Said Nursî) karşılıklı selâmlaştılar. Selâmdan sonrada okula doğru gittiler.’’ 5 

Sonra farz edelim ki Menderes Said Nursî ile konuşsa ne olacak ki. Ayağına gitse ne olacak ki. Karşılıklı çay içip sohbet etseler ne olacak ki.

Lütfen arkasında 130 parça, koskoca ciltler dolusu, eserler bırakmış olan ve bir koca cilt hayat hikâyesi (Tarihçe-i  Hayat eseri) bırakmış olan Said Nursî’yi, kendi ifadelerinden, kendi yazılı eserlerinden okuyarak, onun hakkında, doğru bilgilendirme yapalım ve doğru bilgiyi öğrenelim.

Ve dahi; Türkçülük adına, Kürtçülük üretmek sevdasından da vazgeçelim.

Dipnotlar:

1- Bilal N.Şimşir, Kürtçülük II, 1924-1999, Bilgi yay, s. 457, Şubat-2009.

2. age, s. 456.

3. age, s. 533.

4. age, s. 533.

5- Necmeddin Şahiner, Son Şahitler II. Cilt, Kamil Çalışkan, s. 370.

Okunma Sayısı: 8162
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said YÜKSEKDAĞ

    5.8.2019 10:01:39

    Allah razı olsun..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı