"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kardeşlerden Bediüzzaman’a bir soru:Bu safahatı hoş mu görüyorsun?

Atilla YILMAZ
22 Haziran 2021, Salı
Bediüzzaman eserlerinin birçok yerinde kendisine sorulan sorulara cevaplar verir. Bu sorular, hem hali hazıra, hem de geleceğe yönelik yol gösterici ikazlarla yüklüdür.

Bu sorular ve sorulara verilen cevapları; ‘o gün için olmuş bitmiş’ anlamında düşünmek son derece yanlıştır. Cumhuriyetin ilânından sonra ülke genelinde devrin idarecileri; alışılagelmiş İslâm toplumlarında yadırganacak türden inkılâplar ve hem fizikî (giyim kuşam) hem de kültür  anlamında inkılâplar yapmaktaydı.

Meselâ devlet memurları için katılımı mecbur tutulan, eşleriyle birlikte, kadınlı erkekli balolar ve kokteyl toplantıları düzenlenmesi. İçkili eğlenceli karma toplantılar. Ezan ve Kur’ân’ın Türkçe okunması. Tekke ve zaviyelerin yanında medreselerin kapatılması. Şer’i mahkemelere son verilmesi. Gayrı İslâmî uygulamaların hayata geçirilmesi vs.

Bu uygulamalar halkta yer yer huzursuzluklara sebep olurken; Bediüzzaman, tahkik-i iman üzerine eserler veriyor ve bu minval üzerindeki ders halkasını genişletiyordu. İdarî yapılanmadaki uygulamalara karşı eyleme dönük menfi bir faaliyet içerisine girmiyordu.

O bütün mesaisini iman üzerine teksif ediyordu. 1

Etrafındaki kardeşler dediği halka tarafından sorulan soru tam da bu noktada oluyordu: “Dünyanın siyasetine karşı ne için bu kadar lâkaytsın? Bu kadar safahat-ı âleme karşı tavrını hiç bozmuyorsun. Bu safahatı hoş mu görüyorsun? Veyahut korkuyor musun ki, sükût ediyorsun?’’ 2

Bediüzzaman’a yöneltilen bu dehşetli sual beni her zaman hayretler içerisinde bırakmıştır. Soruyu dikkatle tahlil ettiğimizde gerçekten de Bediüzzaman’a yöneltilen en çarpıcı ve en cesur bir soru olduğunu fark edeceksiniz.

Sorudan anlaşılan şu: Memleket idaresinde, siyasetinde bu kadar köklü değişiklikler olurken niye hiç umurunda olmuyor? Safahat almış başını gitmiş, ama sen tavrını hiçbir zaman değiştirmiyorsun? Bu duruma müdahale etmiyorsun. Piyasaya çıkıp siyasete karışıp, idareye ilişip bir faaliyet içerisine girmiyorsun.

Ve en dehşetlisi korkunç bir cümle geliyor: ‘Bu safahatı hoş mu görüyorsun?’ Bu durum hoşuna mı gidiyor? ‘Veya korkuyor musun ki idareye, siyasete, olup bitene müdahalede bulunmuyorsun?’ anlamında bir soru.

Bu soru kalpleri akılları meşgul ederken; gerek Bediüzzaman’ın ilerleyen zamanlardaki kimi dostları veya onun eserlerinden istifade edenler, bir takım siyasî ve idarî faaliyetler içersinde bulunmamışlar mı? Onun, o gün söylediklerini nazar-ı dikkate almışlar mı, almamışlar mı?

Bediüzzaman, kendisine sorulan bu soruya, geleceği de hesap ederek, gelecek talebelerini ve nesilleri de hesaba katarak cevap vermiştir.

Bu arada şunu ısrarla vurgulamakta fayda görüyorum: Yeni Asya ekolü veya camiası ve Nur grubu her tavır ve duruşta olduğu gibi bu soru ve verilen cevap muvacehesinde Bediüzzaman’ın fikirleri doğrultusunda ve çizilen yol haritası çerçevesinde ısrarla durmuştur ve durmaya da devam etmektedir.

Bediüzzaman’ın bu soruya verdiği cevaba bakalım: “Kur’ân-ı Hakîmin hizmeti, beni şiddetli bir surette siyaset âleminden men etti. Hattâ düşünmesini de bana unutturdu.’’ 3

Bediüzzaman’a; İman ve Kur’ân hizmeti; idareye ilişmeyi veya siyasî cereyanlara takılıp, partileşip idareyi ele geçirmek vs. konularını düşünmeyi bile unutturmuş. O halde, ona tabi olanlarında bu konularda bir yapılanma içerisine girmeleri doğru değildir.

İkinci husus; bütün hayatında korku Bediüzzaman’ın elini tutamamış. Ve ekliyor: “Hem neden korkum olacak? Dünya ile, ecelimden başka bir alâkam yok. Çoluk çocuğumu düşüneceğim yok. Malımı düşüneceğim yok. Hanedanımın şerefini düşüneceğim yok.”

Ve bu dersin devamında Bediüzzaman; insan nevini bir yolculuğa benzetiyor. Onları sınıflandırıyor. Ve bu insan katmanlarına karşı, talebelerinin ve dostlarının İman ve Kur’ân hizmetine ağırlık vermelerini; siyaset çamuruna bulaşmamalarını; dinî, dünyevî ve siyasî hiçbir şeye alet etmemelerini ısrarla istiyor.

Dipnotlar:

1- Bediüzzaman Said Nursî, Tarihçe-i Hayat. Tahliller, Eşref Edip, s. 628.

2- Bediüzzaman Said Nursî, Mektubat, 13. Mektup.

3- Age.

Okunma Sayısı: 1485
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ozan Kaya

    22.6.2021 13:02:16

    İman, iman, iman. İman ettim demekle de olmuyor. Kalben, fikren, aklen, zikren de imansız hayat, hayat olmaktan çıkıyor. Atilla ağabey, yüreğinize sağlık.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı