"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Öyle bir Nebi ki

Ayla AĞRAK
30 Ekim 2021, Cumartesi
İçi derin ve leylan gibi alabildiğine zifiri karanlık bir kuyuyu düşünün.

İçine düşmüş tek başınasınız. O an korkunun beraberinde getirdiği farklı duygular da ard arda sıralanmış bir bir. Bir ziya olsa da kuyunun vermiş olduğu bu ürpertici ve korkutucu ıztıraptan kurtulsam diye. Bu düşünceler içindeyken birden yukarıdan aşağıya doğru bir halatın

geldiği fark edildiğinde yeniden doğmuş gibi oluyor insan.

Yanılgılar, cehaletler, bin parçaya bölünmüş gösterişli bedenler, yakılan tütsü kokular etrafı bir bir yağmalıyor, etrafa saçılmış öfkeli ve bir o kadarda hırslı haram cam parçaları mahremin önüne sergileniyor. Kara bir tülün altında gizlenmeye çalışan bir kuyu bir mağara gibi.

İşte böyle bir asırda Nebiler nebisi doğdu. Doğduğunda yetimdi, baba şefkati nedir bilmedi. Annesizliğin yalnızlığını ise altı yaşında öğrendi. Bir sefer dönüşünde annesinin kabri ziyaretinde mezar başında annesinin toprağına sarıldı gözyaşları mübarek yanağından süzülmeye başladı. Bunu gören etrafındaki sahabeler “Ya Resulullah neden gözyaşlarını akıtıyorsun” diye sordular. “Annemin bana olan şefkat ve merhametini hatırladım.”

Onun hayatı hep çile ve hep hüzün olmuştu. Bir dâvânın yükü vardı omuzlarında. Karanlığa bürünmüş bir medeniyeti aydınlatmak merhamet hisli duyguları ile su yüzüne çıkartmaktı onun (asm) dâvâsı. ”Sağ elime güneşi sol elime de ayı verseniz dahi İslâmiyet gibi bir dâvâmdan vazgeçmem” demişti.

Özü ikra ile başlamış bir medeniyet. Hira Mağarası’nı titreten bir söz, bir kelime ve bir gölgeyi takip etmekti o medeniyeti değiştiren. Sanki karanlıklar içinde bele bağlanan seçilmiş bir ipti Nebiler Nebisi Hz. Muhammed Mustafa (asm). 

Öyle bir nebi ki yörüngesini şaşırmış bir gemi yıldız parçaları gibi olan sözleri dinledikçe yüreklerde birleşir parçaları.

Öyle bir Nebi ki Cenab-ı Allah’ın bütün isimlerinin en zirvesinde, bütün ahlâkî hamide de ise en zirvede…

İmam-ı Rabbani’ye ait olan ve Said Nursî Hazretleri’nin hatırlattığı şu tesbit ne kadar güzel: “Vemâ medahtü Muhammeden bimakâletî. Velakin medahtü makaletî bi Muhammedin”

[Ben sözlerimle Hz. Muhammed’i (asm) övmüş olmadım; aslında sözlerimi Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’la övmüş ve güzelleştirmiş oldum] düsturuyla derim ki:

“Vemâ medahtü’l-Kur’âni bikelimâtî. Velâkin medahtü kelimâtî bi’l-Kur’ânî.”

Yani, “Kur’ân’ın hakaik-i i’câzını ben güzelleştiremedim, güzel gösteremedim. Belki Kur’ân’ın güzel hakikatleri benim tabiratlarımı da güzelleştirdi, ulvîleştirdi.” (Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektub, Yedinci Risale olan Yedinci Mesele)

Okunma Sayısı: 869
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Rüstem garzanlı

    30.10.2021 02:50:00

    Kâinatın efendisi Hazreti Muhammed,asm gibi bir zatın efsafını veciz bir şekilde ifadeye çalışan Aylâ kızımı tebrik ve tes'id ederim...Allah cc razı olsun .Selam ve dua ile

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı