"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bükülmüş ruhun içindeki sonbahar

Ayla AĞRAK
21 Eylül 2021, Salı
Sararmış solmuş çınar ağacının kuru yaprakları caminin küçük avlusundaki musalla taşın üzerinde duran yemyeşil örtünün bir kenarına düşmüş cenazeye bende vazifemi yaptım dalımdan kopup ayrılıyorum diye fısıldarcasına duruyordu.

Çok değil birkaç ay önce sıcağın baskın olduğu o öğle vaktinde gelir koca çınar ağacın dallarından sarkıtıp sana gölge yaptığım caminin küçük avlusunda oturur öğle ezanını beklerdin. Bükülmüş bedenine eşlik eden ruhun ile gözlerinle beni temaşa eder dururdun. Yemyeşil yapraklarıma dalar uzun uzun bakar derinden bir “of “çekerdin. Koskoca bir ömür nasıl gelip geçti anlayamadım. Şimdilerde yaşlı ve beli bükülmüş sonbahar evremi yaşayandım artık. Çocuktum şu dar görünümlü duvarları olan ve pencerelerinde sarmaşıklarıyla aşağıya sarkan çiçek ve yapraklarıyla sokakları donatan caddelerinde koşar ve oynardım. Sonra ardından tatlı heyecanlarla dolu başı ve sonu belli olmayan pırıltılı bir bahçeyi andıran gençliğim geldi. Geleceğe dair planlarımı bir bir sıraya dizmiştim gençlik yıllarımda. Birini bitirirken diğerine atlardım. Çalıştım çalıştım hem de çok… Gençliğim ve sağlığım hep böyle devam eder düşüncesi ile garantisi olmayan geleceğin güzel ve mutlu geçmesi için. Okuldu, işti, evlilikti, çocuktu… derken ömürde devri daimini yapıp durdu. Dur durak bilmeyen bu koşuşturmayın içinde hiç fark etmemiştim bedenimin değişime uğradığını ta ki belimin bükülüp eski koşuşturmam durana dek. Ömrümün son sonbaharını yaşarken ihtiyarlandığımı ve ölüme adım adım yaklaştığımı anlayabilmiştim. Halbuki ölümü bana hatırlatan ak saçlarım vardı başıma üşüşmüşlerdi. 

Gençliğimde onları beğenmeyip rengini değiştirmiştim ya. Değiştirmiştim de bana ölümü hatırlatmasınlar ki asıl vazifemi yapmayayım diye. Şimdilerde ise “ah” diye inlerim. Gençliğim etrafı Mücevheratlarla bezenmiş ve açılmamış sandıktı sanki. İçinde ise namazım, tesbihim, tefekkürüm duruyorlardı. Bir gün olsun hazinelerle dolu sandığımı açmadım. Halbuki her gün günde beş defa kulağıma gelen sesi işittim de umursamadığım ezanım bana “ gel “ diye seslenirdi. Bir gün olsun da gitmedim alnımı seccadeyle bütünleştirmedim. Gençlikteki secdeye varan alnının mutluluk hissini alnıma o zevki hissettirmedim. Kalbimdeki yaralarım dilimde süzülen acı ahlarıma yansıdı yansıdı da şimdi inlerim. Bükülmüş ruhun içindeki sonbaharın devrine girdiğim caminin küçük avlusunda bir cenaze belirdi. İşte o benim dost dost diye inlediğim etrafımdakilerden şimdi eser yok arkamdakilerde benim gibi belli bükülmüş birkaç faniden ibaret. 

Okunma Sayısı: 761
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Yahya YILDIZ

    21.9.2021 16:02:59

    Icinde bulundugumuz mevsime uygun ve yerinde Guzel tefekkuri bir makale olmus.Allah Razi Olsun...

  • Neslinur

    21.9.2021 10:39:27

    " yaprak sıkılmıştı ağaçtan , bahaneydi sonbahar"

  • Rüstem garzanlı

    21.9.2021 05:32:53

    Benim gibi beli bükülmüşleri çok güzel tasvir etmişsin.Kızımı tebrik ediyorum.Selam ve dua ile

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı