"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

On yılın ardından 15 Temmuz (6)

20 Temmuz 2026, Pazartesi
Yeni Asya Ne Dedi? Yeni Asya Ne Demedi?

Birinci Bölüm: On yılın ardından 15 Temmuz
İkinci Bölüm: On yılın ardından 15 Temmuz (2)
Üçüncü Bölüm: On yılın ardından 15 Temmuz (3)
Dördüncü Bölüm: On yılın ardından 15 Temmuz (4)
Beşinci Bölüm: On yılın ardından 15 Temmuz (5)

Bu bağlamda Yeni Asya çizgisini şu tabloda özetlemek mümkündür: 

Yeni Asya ne dedi? Yeni Asya ne demedi?

Darbeye İlkesel Karşı Duruş Sergiledi

Kimden, kime karşı ve hangi gerekçeyle gelirse gelsin, askerî müdahaleleri ve halk iradesine kasteden bütün kalkışmaları reddetti.

Darbelere, Darbe Girişimlerine ve Darbecilere Müsamaha Göstermedi

Darbe yapan, suça karışan, meşru yönetimi devirmeye çalışan fertlerin hukuk önünde hesap vermesine karşı çıkmadı.

Suçun Şahsiliğini ve HakikİAdaleti Savundu

Bir masumun hakkının umumun selameti için dahi feda edilemeyeceğini; kurunun yanında yaşın yakılmaması gerektiğini savundu.

Toptancı Aklama Yapmadı

Mahrem hiyerarşi içinde yer alan, kadrolaşan, bürokratik güç devşiren veya darbeye iştirak eden yöneticilerin masum olduğunu iddia etmedi.

Hukuk Devleti ve Adil Yargılama Hakkını Savundu

Darbe ve örgüt davalarında delillerin bireyselleştirilmesini, kast unsurunun aranmasını ve yargılamaların hukuk devleti ölçüleriyle yürütülmesini istedi.

Hukuksuzluğa Rıza Göstermedi

Darbe gerekçesiyle masumiyet karinesinin, kanunilik ilkesinin ve adil yargılanma hakkının askıya alınmasını kabul etmedi.

Sivil Cemaat Modelini Önerdi

Cemaatlerin devlet gücünden, siyasetten ve maddî çıkar ilişkilerinden uzak; şeffaf, gönüllü ve rıza-yı İlâhî odaklı sivil yapılar olması gerektiğini hatırlattı.

“Siyasetli Cemaatleri” reddetti. 

Devlete sızma, iktidarla ortaklık kurma, kadrolaşma ve bürokrasiyi elde ederek dine hizmet etme esasına dayanan yöntemleri asla tasvip etmedi.

Darbe Sonrasını Hukukla Değerlendirdi

15 Temmuz’un karanlıkta kalan yönlerinin Meclis, hukuk, belge, şeffaflık ve hesap verebilirlik temelinde aydınlatılmasını istedi.

Komplo veya Tiyatro Dili Kullanmadı

15 Temmuz’u “tiyatro” veya “senaryo” diyerek hafife almadı ya da bu meş’um olayı sulandırmadı; ancak soru sormayı ve hakikatin araştırılmasını da demokrasinin gereği saydı.

Manevî Hayatın Korunması Gerektiğini Belirtti

Cemaat kavramının topyekûn kriminalize edilmesine, sivil manevî hizmetlerin itibarsızlaştırılmasına ve dinî hayatın devletleştirilmesine karşı çıktı.

Cemaatleri Devletleştirmeyi Kabul Etmedi

Bütün dinî yapıların güvenlikçi reflekslerle kontrol altına alınmasını veya devletin aparatı haline getirilmesini reddetti. 

Müsbet Hareket Tavrı Sergiledi

Hakkı hukuk içinde savunmayı, asayişi bozmadan hakikati söylemeyi, zulme karşı adalet istemeyi ve menfî harekete sapmamayı esas aldı.

İntikam ve Tahrip Dilini Reddetti

Hukuk dışı tasfiyeyi, genelleyici suçlamayı, intikamcı dili ve yeni kamplaşmalar üretmeyi çözüm olarak görmedi.

Türkiye’nin önündeki çıkış yolu; “intikam değil adalettir”, “herkesin nerede yanlış yaptık sorusunu sormasıdır”, “tasfiye değil hukuktur”, “dışlama değil ıslahtır.”  Meclisin etkin ve hür olduğu sisteme dönmek ve toplumsal barışı tesis etmektir. Sivil dinî cemaatlerin de bu süreçten çıkarması gereken en büyük ders, iktidar ve güç çekişmelerinin tarafı olmayı reddederek asli vazifeleri olan din ve iman hizmetine dönmeleridir.

Bu noktada merkezinde iman hizmeti olan neşriyat hizmetinin içtimaî vazifesi de birlikte düşünülmelidir. Yeni Asya’nın varlık sebebi, Risale-i Nur’da tecessüm eden iman hakikatlerini; hürriyet, adalet, meşveret, hukuk, demokrasi, liyakat, hizmetkâr devlet, dinin siyasete âlet edilmemesi, menfi milliyetçilikten sakınma, İttihad-ı İslâm ve sulh-u umumî gibi içtimaî ölçülerle birlikte cemiyet hayatına taşımaktır. 

Bu yönüyle neşriyatımız, iman hizmetinden ayrı veya ona alternatif bir alan değildir; Risale-i Nur’un ferdî, içtimaî ve siyasî hayata bakan derslerini meşru neşriyat zemini içinde hatırlatan bir hizmet vasıtasıdır. Yeni Asya’nın neşriyatını desteklemek de hürriyet, adalet, demokrasi, hukuk devleti ve müsbet iman hizmeti çizgisinin toplum hayatında görünür kalmasına katkı sunmak anlamına gelecektir.

—SON—

YENİ ASYA

Okunma Sayısı: 1140
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Nuri

    20.07.2026 15:24:45

    İskender Beye (devamı...) Bu konu dünyevi değil dinidir. Din anlayışı farkıdır. Nitekim haber7'de bugün bu tetikçiliği bu yüzden yapıyor. İkinci Saidin Gazetesi yoktu. Şartlar da müsait değildi. Üçüncü ve Dördüncü Saidin ise gazetesi var. Yeni Asya cemaatleri savunmaya devam etmeli. Bunu da adalet isteyerek ve zulmü deşifre ederek yapmalı. Bu işin çoğu azı olmaz. Ama bütün Nurcular iman hizmetini artırmalı ve bilhassa gençleri yeniden kazanmalı. O buna, bu ona mani değil.

  • Nuri

    20.07.2026 15:24:20

    İskender bey, "Bugün içinden geçtiğimiz süreçler ve günlük siyasi kavgalar da temelde dünyevi birer kazanma-kaybetme meselesidir; doğrudan imanın kurtulmasına matuf, ahirete müteallik bir yönü yoktur." diyorsunuz. ama 15 Temmuzu ve bilhassa 20 temmuzu planlamış ve icra etmeye devam ediyor olanların hedefi doğrudan "Ftö" gibi görünmekle birlikte aslında ve dolaylı olarak cemaat kavramı ve cemaatlerin itibarı idi. Nitekim gençler cemaatlerden de dinden de uzaklaşıyor. Dersim zulmü kimseyi dinden çıkarmadı. Ftö damgalamaları işi ise tam bir din düşmanlığı. Bu konu dünyevidir deyip böyle kategorize etmek eksik kalır. ...

  • İskender S.

    20.07.2026 02:19:29

    Acaba bizi harekete getiren müdebbir-i galip, nurların aydınlık fikriyatı (efkâr) mıdır; yoksa maruz kaldığımız haksızlıklara karşı içimizde biriken o yaralı duygular (hissiyat) mıdır? Kararlarımızda ve yönelimlerimizde nurların sarsılmaz meşveret aklı (temayülât-ı akliye) midir? yoksa kırgınlıkların getirdiği o hissî tepkiler (müyûlât-ı kalbiye) midir? Pusulamız nurların ebedî 'iman kurtarma metodu olan hikmet midir? yoksa sabah akşam fânilerin adımlarını takip eden hükûmet dairesi midir? Hepsinden önemlisi, bugün bizim aidiyet ve sadakat ölçümüz, Risale-i Nur’un o safî hakikatlerine olan o duru sevgimiz (kendi mesleğine muhabbet) midir; yoksa muayyen bir siyasi odağa duyduğumuz ortak öfke (meslek-i gayra husumet) midir? Eğer buradaki duruşumuzu ve samimiyetimizi, karşı tarafa duyduğumuz husumetin şiddetiyle ölçmeye başladıysak, 'ebnâ-yı mazi' gibi hissiyatın esiri olmuşuz demektir.

  • İskender S.

    20.07.2026 02:14:48

    Üstadımız, Mehdi’nin üç büyük vazifesini sayarken 'İman' vazifesini her şeyin önüne koymuş ve bu birinci dairede çalışanların 'sayıları az da olsa manen bir ordu hükmünde' olduğunu müjdelemiştir. Siyaset dairesinin o şaşaalı cazibesine kapılarak, kıyamete kadar devam edecek olan o ebedî 'İman' vazifesini atlayıp, daha geniş daire olan dünyevi 'Hayat ve Siyaset' dairesine odaklanmak büyük bir usul hatası mıdır? Bizim birinci önceliğimiz siyaseten kendi doğrumuzu kanıtlamak yerine, her şart altında sarsılan imanları kurtarmak değil midir?

  • İskender S.

    20.07.2026 02:07:33

    Bir hanım kardeşimizin dediği gibi; Üstadımızın en dehşetli zulümlerin yaşandığı İstiklal Mahkemeleri dönemini Külliyat’ta hiç gündeme getirmemesinin sırrını iyi tefekkür etmek lazım. O mahkemeler ve zulümler idamla da neticelense can da alsa, neticesi en fazla dünya hayatıyla sınırlıydı ve mazlumlar için şehadetle neticeleniyordu; yani ucu ebedî ahiret hayatına dokunmuyordu. Bugün içinden geçtiğimiz süreçler ve günlük siyasi kavgalar da temelde dünyevi birer kazanma-kaybetme meselesidir; doğrudan imanın kurtulmasına matuf, ahirete müteallik bir yönü yoktur. Risale-i Nur’un asıl ilgi alanı ve asli vazifesi ise fâni dünyevi kavgalar değil, ebedî hayatı kurtarmaktır. Gazetemizin bu yeni duruşu, fâni meselelerdeki inatlaşmayı bırakıp, mesaimizi nurların bu asıl ve kutsal varlık gayesine teksif etme kararlılığı olarak görmek istiyoruz. Bu konunun müsbet bir dille tartışılmaya devam etmesini diliyoruz.

  • İskender S.

    20.07.2026 02:04:10

    Haklı talepleri dile getirmek demokratlığın şiarıdır, bunda şüphemiz yok. Fakat bir iman hareketinin yayın organı, ağırlıklı olarak menfi siyasetle ve onun yanlışlarına odaklanarak nefes alamaz. Bu durum cemaati aşırı derecede politize eder ve asli vazifemiz olan iman tebliğinin o safiyetini gölgeler. Bazı kardeşlerimiz öyle düşünse de gazete sadece bir muhalefet bülteni değildir; bu sert dilden sıyrılmak, asli kimliğimize dönmek adına hayati bir önemi sahiptir. Hem bu mevzu özelinde yıllardır siyasetin menfi dili ve hataları üzerine o kadar yoğunlaştık ki, farkında olmadan etrafımıza kalın ve gereksiz duvarlar ördük. İnşallah Gazetemizin bu yeni adımı, bizi o kısır siyaset kıskacından çıkarıp yeniden tekrardan uhuvvet zeminine taşıma gayretidir.

  • Mehmet Emre

    20.07.2026 01:35:41

    Allah razı olsun, Yeni Asya yine tarihe altın harflerle adını yazdıracak inşallah. Daha önceki darbelerde nasıl doğru kararlar aldı ve o kararların haklılığı tartışmasız ortadayken bugün de eğriye eğri doğruya doğru diyor. İlkelerle hareket ediyor, gelen ağam giden paşam demiyor. Allah, güç kuvvet versin, tüm Yeni Asya emektarlarından, okuyucularından razı olsun inşallah.

  • Nuri

    20.07.2026 00:09:53

    Yönetim Kurulunu tebrik ediyorum. İlk beş yazıya yazılan bazı yorumların sahipleri keşke bu son bölümü ve tümünü yeniden okusalar. Çünkü bazı eleştirileri boşa düştü galiba. Çünkü uzun ve ama bütünlüklü bir dizi. Ben en çok yurt dışından okuyanların ne düşündüğünü merak ediyorum. Yazarlarsa bilmiş oluruz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı