Birinci Bölüm: On yılın ardından 15 Temmuz
İkinci Bölüm: On yılın ardından 15 Temmuz (2)
Üçüncü Bölüm: On yılın ardından 15 Temmuz (3)
Dördüncü Bölüm: On yılın ardından 15 Temmuz (4)
Beşinci Bölüm: On yılın ardından 15 Temmuz (5)
Bu bağlamda Yeni Asya çizgisini şu tabloda özetlemek mümkündür:
Yeni Asya ne dedi? Yeni Asya ne demedi?
Darbeye İlkesel Karşı Duruş Sergiledi
Kimden, kime karşı ve hangi gerekçeyle gelirse gelsin, askerî müdahaleleri ve halk iradesine kasteden bütün kalkışmaları reddetti.
Darbelere, Darbe Girişimlerine ve Darbecilere Müsamaha Göstermedi
Darbe yapan, suça karışan, meşru yönetimi devirmeye çalışan fertlerin hukuk önünde hesap vermesine karşı çıkmadı.
Suçun Şahsiliğini ve HakikİAdaleti Savundu
Bir masumun hakkının umumun selameti için dahi feda edilemeyeceğini; kurunun yanında yaşın yakılmaması gerektiğini savundu.
Toptancı Aklama Yapmadı
Mahrem hiyerarşi içinde yer alan, kadrolaşan, bürokratik güç devşiren veya darbeye iştirak eden yöneticilerin masum olduğunu iddia etmedi.
Hukuk Devleti ve Adil Yargılama Hakkını Savundu
Darbe ve örgüt davalarında delillerin bireyselleştirilmesini, kast unsurunun aranmasını ve yargılamaların hukuk devleti ölçüleriyle yürütülmesini istedi.
Hukuksuzluğa Rıza Göstermedi
Darbe gerekçesiyle masumiyet karinesinin, kanunilik ilkesinin ve adil yargılanma hakkının askıya alınmasını kabul etmedi.
Sivil Cemaat Modelini Önerdi
Cemaatlerin devlet gücünden, siyasetten ve maddî çıkar ilişkilerinden uzak; şeffaf, gönüllü ve rıza-yı İlâhî odaklı sivil yapılar olması gerektiğini hatırlattı.
“Siyasetli Cemaatleri” reddetti.
Devlete sızma, iktidarla ortaklık kurma, kadrolaşma ve bürokrasiyi elde ederek dine hizmet etme esasına dayanan yöntemleri asla tasvip etmedi.
Darbe Sonrasını Hukukla Değerlendirdi
15 Temmuz’un karanlıkta kalan yönlerinin Meclis, hukuk, belge, şeffaflık ve hesap verebilirlik temelinde aydınlatılmasını istedi.
Komplo veya Tiyatro Dili Kullanmadı
15 Temmuz’u “tiyatro” veya “senaryo” diyerek hafife almadı ya da bu meş’um olayı sulandırmadı; ancak soru sormayı ve hakikatin araştırılmasını da demokrasinin gereği saydı.
Manevî Hayatın Korunması Gerektiğini Belirtti
Cemaat kavramının topyekûn kriminalize edilmesine, sivil manevî hizmetlerin itibarsızlaştırılmasına ve dinî hayatın devletleştirilmesine karşı çıktı.
Cemaatleri Devletleştirmeyi Kabul Etmedi
Bütün dinî yapıların güvenlikçi reflekslerle kontrol altına alınmasını veya devletin aparatı haline getirilmesini reddetti.
Müsbet Hareket Tavrı Sergiledi
Hakkı hukuk içinde savunmayı, asayişi bozmadan hakikati söylemeyi, zulme karşı adalet istemeyi ve menfî harekete sapmamayı esas aldı.
İntikam ve Tahrip Dilini Reddetti
Hukuk dışı tasfiyeyi, genelleyici suçlamayı, intikamcı dili ve yeni kamplaşmalar üretmeyi çözüm olarak görmedi.
Türkiye’nin önündeki çıkış yolu; “intikam değil adalettir”, “herkesin nerede yanlış yaptık sorusunu sormasıdır”, “tasfiye değil hukuktur”, “dışlama değil ıslahtır.” Meclisin etkin ve hür olduğu sisteme dönmek ve toplumsal barışı tesis etmektir. Sivil dinî cemaatlerin de bu süreçten çıkarması gereken en büyük ders, iktidar ve güç çekişmelerinin tarafı olmayı reddederek asli vazifeleri olan din ve iman hizmetine dönmeleridir.
Bu noktada merkezinde iman hizmeti olan neşriyat hizmetinin içtimaî vazifesi de birlikte düşünülmelidir. Yeni Asya’nın varlık sebebi, Risale-i Nur’da tecessüm eden iman hakikatlerini; hürriyet, adalet, meşveret, hukuk, demokrasi, liyakat, hizmetkâr devlet, dinin siyasete âlet edilmemesi, menfi milliyetçilikten sakınma, İttihad-ı İslâm ve sulh-u umumî gibi içtimaî ölçülerle birlikte cemiyet hayatına taşımaktır.
Bu yönüyle neşriyatımız, iman hizmetinden ayrı veya ona alternatif bir alan değildir; Risale-i Nur’un ferdî, içtimaî ve siyasî hayata bakan derslerini meşru neşriyat zemini içinde hatırlatan bir hizmet vasıtasıdır. Yeni Asya’nın neşriyatını desteklemek de hürriyet, adalet, demokrasi, hukuk devleti ve müsbet iman hizmeti çizgisinin toplum hayatında görünür kalmasına katkı sunmak anlamına gelecektir.
—SON—
YENİ ASYA