"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gençlikte gülmenin neticesi

Cenk ÇALIK
17 Ağustos 2021, Salı
“Bir zaman, Eskişehir Hapishanesi’nin penceresinde, bir Cumhuriyet Bayramı’nda oturmuştum. Karşısındaki lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raksediyorlardı.

Birden, mânevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. Ve gördüm ki, o elli altmış kızlardan ve talebelerden kırk ellisi, kabirde toprak oluyorlar, azap çekiyorlar. Ve on tanesi, yetmiş seksen yaşında çirkinleşmiş, gençliğinde iffetini muhafaza etmediğinden sevmek beklediği nazarlardan nefret görüyorlar kat’î müşahede ettim. Onların o acınacak hallerine ağladım. Hapishanedeki bir kısım arkadaşlar ağladığımı işittiler. Geldiler, sordular. Ben dedim: “Şimdi beni kendi halime bırakınız, gidiniz.” (Asâ-yı Mûsa, s. 27)

Yaşanmış hadiseler insana kurgudan ziyade tesir eder. Sanırım yukarıda pasajı her okuyuşumuzda rikkatimize dokunmasının bir sebebi de budur. Senaryosu gerçek hayat hikâyelerinden alınan filmlerin daha başarılı ve tesirli olduğu bilinen bir gerçektir.

Aslında hadise güzel başlıyormuş gibi görünüyor. Bayram, genç kızlar, raks etme gibi kelimeler insanın nefsine hoş geliyor. Tam burada Üstad, “ana!” değil, o andaki “sonuçlara!” dikkat çekiyor. Meğer ki o gülmelerin neticesi ağlamakmış. O sevinçlerin sonu azapmış. 

Ne hazin sahne değil mi? Genç kızların gülerken, Üstadın ağlaması. Üstelik bu ağlama kendi günahlarına değil, o gülen genç kızların günahlarının olması üzerinde düşünmemiz gerekmez mi? Mesleğimizin dört esasından biri olan şefkatin nasıl yaşanılacağını gösteren ibretli bir vakıa değil mi?

Sırf bu şefkati gösteremediğimiz için belki de milyonlarca gencimizi ateşe atmıyor muyuz? Günahlar içinde yuvarlanan bir insana nasıl yaklaşmamız hususunda ciddî bir metot sunmuyor mu? “Günah işledi, hak etti!” demek sorunlarımıza çare olmuyor. Asıl mesele ateşe göndermek değil, ateşten kurtarmaya vesile olmaktır. Bunun içinde “günahkârla!” değil, “günahla!” mücadele etmek gerekiyor. 

Bu maya hepimizin içinde var. Biraz tefekkür etmek, dikkat etmek çoğu zaman yeterli olur. Bilhassa Risale-i Nur okurken bu dikkati ve düşünmeyi en yüksek noktaya çıkarmalı ve gazete okur gibi okumamalıyız.

Ne demek istediğimizi daha net açıklamaya çalışalım. Yukarıdaki paragrafı okuyup buraya kadar geldiğinize göre kendinizi nasıl hissettiğinizi sorabilir miyiz? Hissiyatınızda bir değişim oldu mu? Daha üzgün müsünüz? Ağlamaklı bir halet-i ruhiye içine girebildiniz mi? 

Şimdi elimizi vicdanımıza koyalım. Karşımızda genç bir kız var. “Yanıyor!” Ne yapardınız? Tabi ki, hemen o yangını söndürmeye çalışırdınız. Hatta bu davranış için karşınızda insan olması da gerekmez. Küçük bir kuş, kedi veya herhangi bir hayvan da olsa yanan bir canlıya kayıtsız kalamazdınız.

Üstad’ın kırk elli genç kızın kabirde azap görmesini ve hüngür hüngür ağlamasını düşünelim mi? Bu hadisenin şefkatli yüreğine verdiği acıyı hayal edebiliyor musunuz? Daha fazla bu vakıanın yaşanmaması için söylediği “Evet, gördüğüm hakikattır, hayal değil.” cümlesi umarım intibaha gelmemize vesile olur.

Aslında bu cümle “masal, roman veya hikâye anlatmıyorum; gördüğüm hakikati anlatıyorum” feryadıdır. Gençlerimizin halini düşündükçe bu feryada kulak verme zamanı gelmedi mi? İlk adım olarak fiilî ve kavlî duâlarımızı yaparak başlamaya ne dersiniz?

Okunma Sayısı: 1202
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Yahya YILDIZ

    17.8.2021 09:09:56

    Cenk Bey kardesim, Oldukca onemli, hassas, devamli ve daimi olan ana hizmet esaslarindan biri ve en onemlisi "gaflet icerisinde kaybolmakta olan veya akil, kalp ve ruhuyla feveran etmekte olan ve ciddi bir bunalimin pencesinde olan genclerimizin acinacak ve aglanacak" durumlarini nazara verdiginiz icin Rabbim ebeden ve daimen Razi Olsun...

  • Sertaç Lüser

    17.8.2021 06:58:22

    ALLAH razı olsun Cenk abi, günahkara değil, günaha odaklanmak.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı