"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

15 Temmuz hâdisesi neden karanlıkta bırakılıyor?

Cevher İLHAN
22 Temmuz 2020, Çarşamba
Gerçek şu ki hâlâ devletin derin ve karanlık dehlizlerindeki 15 Temmuz Hâdisesinin arka plânının açığa kavuşturulması gerekiyor.

Evvela, 15 Temmuz’dan yargılanan üst düzey generallerden “darbe teşebbüsü’nün bir numaralı kilit isimlerinden biri” olarak bilinen ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Tümgeneral Mehmet Dişli için, MİT Müsteşarının raporu ve dönemin Başbakanı olarak Davutoğlu’nun görevden alınıp emekliye sevk edilmesi ısrarına rağmen “bir güç engel olup tam tersine terfi ettirdi” deniliyor; o “güç” kim ya da kimler? (Karar, 22.5.20)

Akıncı Üssü davasında müşteki olarak beyanda bulunan emekli Korgeneral Mehmet Şanver’in “darbeci general” Semih Terzi’nin, emrindeki 100 askerle birlikte Diyarbakır’a geldiği ve helikopter istediğinin kendisine haber verildiğini belirterek, “Bu kararı verirken inanın zorlandım. Şimdi ben darbeye karşı yapılan bir faaliyeti mi engelliyorum, yoksa darbeye iştirake yönelik faaliyeti mi engelliyorum diye. ayırt etmesi çok zor. Emrettim, uçak verilmedi” diyor. (Milliyet, 21.9.18)

Bu vaziyet, “15 Temmuz önlenebilir miydi?” sorusuna “Darbe girişiminin belirtilerini nasıl değerlendirdiler de önlem almadılar, çıkıp konuşmalıdır. Bir değerlendirme hatası var. MİT Müsteşarı ihbarı aldıktan sonra yemeğe gidiyor; komuta ve yönetimde karanlık noktalar var” diyen Şanver’in değerlendirmesiyle sürecin ne denli muallakta ve muallel bırakıldığını ortaya koyuyor.

Ve dönemin bazı üst düzey komutanlarının “Eğer erkenden birliklere kışladan çıkmama emri verilseydi, böyle bir kargaşa olmayacakti” sözü, “Böyle yapılsaydı 251 insanın can vermesine, iki binden fazla vatandaşın yaralanmasına da sebebiyet verilmeyecekti” gerçeğini teyid ediyor.

SORULAR CEVAPSIZ BIRAKILIYOR…

Bir diğer husus, Genelkurmay Başkanı’nın, mahkemede kendisi hakkında ağır ithamlar ortaya atan ve bir yıl önce albaylığa terfi ettirdiği ‘Abdullah’ kod adlı gizli tanık aleyhinde hiçbir dava açmayıp” apar topar emekliye sevk ederek bunu haberleştiren gazetecilerin cezalandırılmasını istemesi ve “devletin en muteber gizli tanığı”nın anlattıklarıyla, görülen davaların boşa düşürülmesi.

Garabet şu ki, bir sanığın mahkemede, “Abdullah”a dair, “Peki şunu soracağım, devlet büyükleriyle görüştüğünü söylüyor. Bana FETÖ’cü diyor, ben içerideyim. Hulusi Akar’a da FETÖ’cü diyor, Akar görevinin başında, Genelkurmay Başkanı olarak devam ediyor. Devlet büyükleri kendisine güvenmediği için mi Hulusi Akar hâlâ görevinin başındadır?” diye sorması.

Bir diğer sanığın “Bu gizli tanığın Genelkurmay Başkanı ile ilgili bir ifadesi var, bir de başkalarıyla ilgili bir ifadesi var. Şimdi bu adam değerli ve kabul edilebilir ifadelerde bulunursa hepsini kabul edelim. Yok, değerli ifadeleri yoksa hiçbirini kabul etmeyelim. Niye işimize geleni kabul ediyoruz, niye işimize geleni kabul etmiyoruz?” sorusunun cevapsız kalması.

Ayrıca MİT’e darbe ihbarında bulunan O.K.’nin 15 Temmuz’dan sonra çıkan ilk kararnameyle MİT’e alınıp, sorgulanmasının ve gerekli mercilerde ifade vermesinin engellenmesi. Yine MİT’ten gelen bilgilendirme üzerine Genelkurmay Başkanı’nın Kara Havacılık Komutanlığı’na gönderdiği Kara Kuvvetleri Komutanı ile Kurmay Başkanı’nın burada herhangi bir “anormallik” tespit edememeleri. (Müyesser Yıldız, facebook, ·23.5.18)

Bundandır ki öncelikle şu sorular soruluyor; MİT’e haber veren, “ihbarcı” mıydı, “itirafçı” mıydı” diye tartışılan O.K, “darbe teşebbüsü”nden söz ederken, Genelkurmay, “Kara Havacılık Okulu’nda hareketlilikle MİT’e operasyon”dan bahsediyor; gerçekten hangisi doğru?

Genelkurmay Başkanı, “Sonuçta Çankaya Köşkü’nde Başbakanlığa iniş yaptık. Ben ve peşimde Mehmet Dişli geldi. Açıkça arkamdan gelenleri kontrol etmedi. Başbakanlık binasına girdim ve ben de hürriyetine kavuştum…” beyanında Dişli’nin kendisine rağmen helikoptere bindiğini ileri sürüyor? Nasıl oluyor da savcının esas hakkındaki mütalaasında yer aldığı gibi Dişli saatler boyunca yapılan kriz toplantılarına katılıyor ve “arkasından gelenleri kontrol etmeyen” komutan, nasıl oluyor da Dişli’yi iner inmez değil de saat 16.30’da ihbar ediyor?

“MÂSUM OLAN EFKÂR-I UMUMİYE” YANILTILIYOR

Sonra neden Genelkurmay Başkanı ile MİT Müsteşarının TBMM Araştırma Komisyonu’na gidilmesine izin verilmeyip “yazılı bilgileri”yle geçiştirildi? Cumhurbaşkanı, niçin “dere geçerken at değiştirilmez” dedi? “Darbe teşebbüsü”nü bildiği halde engellemeyip önünü açanlar neden sorgulanmadı?

Başta darbenin önlenmesinde önemli etkisi olduğu belirtilen Astsubay Ömer Halisdemir’in şehit edilmesiyle ilgili davada tanık olarak dinlenen ve “Silahlı Kuvvetler’de kriz ve olağanüstü durumlarda haber alınır alınmaz ilk tedbir olarak ‘Personel kışlayı terk etmesin’ emri verilir. Birlik komutanları kışlalarında, mesaiye devam edilir. Her zaman uygulanan bu temel ve basit kural 15 Temmuz’da ilk haber alındığı zaman uygulanmamıştır. Uygulansaydı, darbe girişimi baştan açığa çıkardı” diyen dönemin Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı ile Genelkurmay İkinci Başkanı’nın, avukatların ve sanıkların olmadığı özel oturumda ifadelerinin alınmasıyla yetinilmesi neden?

Bu anaforda 15 Temmuz hâdisesinin hikâyesinin eksiksiz yazılması için en azından bu soruların cevabının verilmesi gerekiyor. Ancak ne yazık ki başta siyasi iktidar ve bazı mahfiller, hâlâ karambole getirerek 15 Temmuz’un kasten karanlıkta kalmasını tercih ediyor; peki niçin?

Ve bütün bunlar, Bediüzzaman’ın 31 Mart Hâdisesi’nde Divân-ı Harb-i Örfî’de (sıkıyönetim mahkemesinde) dikkat çektiği, “Mâsum olan efkâr-ı umûmiye (kamuoyu), yalancı, bunak ve gayr-ı mümeyyiz (doğru ile yanlışı ayırt edemez) addolunarak” cerbezeli yanıltma ve aldatmalarla meydana getirilen “cereyân-ı umûmiyeye (şaşırtılmış genel akıma) kapılması” tezgâhının kurulduğunu bir defa daha ele veriyor. (Divan-ı Harb-i Örfi, 47-48)

Okunma Sayısı: 4118
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • A.Kadir

    22.7.2020 07:15:51

    Sorular. ..,sorular. ..cevapsız sorular. .. Sizin saydıklarınız dışında daha birçok cevap bekleyen sorular. ..ama sizin sıraladığınız sorulara cevaplar bulunursa ,"çorap söküğü"gibi gerisi gelir İnşallah. Ve bu "HAİN"plan deşifre olur. Sorgulamaya devam muhterem hocam. ..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı