Bilindiği gibi Bahçeli’nin “kurucu önder”, “baş aktör” ve “siyasallaştırma koordinatörü” dediği terörist başıyla terör örgütü elebaşları ve militanlarıyla ilgili “yasal düzenlemeler”le ilgili “komisyon raporu”nun Meclis Başkanı’na sunulmasının üzerinden aylar geçmesine rağmen hâlâ hiçbir gelişmenin olmamasından hayıflanması, “süreç”te tıkanıklığı yeniden sözkonusu ediyor.
Zira “terörsüz Türkiye”nin “temel şartlarının başında gelen “PKK’nın bütün unsurlarıyla silah bırakması şartı yerine getirilmiş değil. DEM yöneticilerinin açıkça “Önce terörist başına ‘umud hakkı’ ve terör örgütü militanları için yasal düzenleme yapılsın, sonra silah bırakma safhasına gelinsin” çıkışlarıyla belirsizlik sürüyor.
Nitekim “Öcalan’ın öfkeli karamsarlığı”nı aktaran İmralı heyetindekilerin, “PKK’nın feshi ve silah bırakması”na ilişkin, “örgüt üyelerinin toplumsal ve siyasal hayata entegrasyonunu düzenleyecek geçiş süreci çerçeve yasası”nın hâlen çıkarılmadığını eleştirip hükümetten müşahhas bir teklifin gelmediğinden yakınmaları kilitlenmeyi açığa çıkarıyor. (gazeteler, 3.6.26)
SİLAH BIRAKMA ŞARTI YERİNE GETİRİLMİŞ DEĞİL…
Aslında DEM’lilerin “özellikle infaz yasasının artık ertelenmemesi, parlamentonun yaz boyunca çalışması” çağrılarına karşı AKP’li Meclis Başkanı’nın “Rapor hazır, yasal adımların hızlanması için terör örgütünün silah bıraktığının güvenlik birimlerince terör riskinin ortadan kalktığını gösteren yeterli ölçülebilir emarelerin görülmesi gerekiyor” cevabı vakıayı ortaya koyuyor. (gazeteler, 6.6.26)
Keza iktidar partisi sözcüsünün, “Sembolik silah yakma oldu ama sonrasında sistematik silah bırakma aşamasının beklendiği”ni söyleyip, “terör örgütünün silah bırakmasının tam teyid edilmesi” ifadesi de aynı anlama geliyor.
Belli ki Kuzey Irak ve Kandil kamplarındaki PKK ile Trump’un İran’a kalkışma için modern silahlar gönderdiği” tepkisiyle “İran PKK’sı” PJAK, Türkiye’nin dibinde 80 bin silahlandırılmış militanıyla “ikinci İsrail” işlevini görecek taşeron “koridor devlet”in altyapısını oluşturan “SDG” makyajlı “Suriye PKK’sı” PYD/YPG başta olmak üzere terör örgütünün hiçbir unsuru “silâh bırakmış” ya da “kendini feshetmiş” değil.
En son PKK elebaşlarından Karayılan’ın 30 Nisan’da örgüte yakın ANF’ye “sürecin dondurulduğun”dan dem vurup, “Yasal güvence olmadan silah bırakmamız akıl dışı olur” hayıflanması vakıanın itirafı.
Bu yüzden “yandaş medya”da terör örgütünün silâh depolarının, mağaralarının boşaltılmadığı; dahası silah takviyesi yapıp terör eylemi eğitimi yaptıkları, silâh bırakmaya direnen bazı grupların bile bile problem çıkardığı ihbarları gırla gidiyor.
BU SÜREÇ MASASI DA MI DEVRİLİYOR?
Bundandır ki PKK unsurlarına bağlı 18 bin civarında militanın, 200 üst düzey elebaşının bu yasa kapsamında belli bir takvimle Türkiye’ye gelip demokratik siyasette yer almasının iktidardakileri düşündürdüğü belirtiliyor. (Tansu Çamlıbel, T24, 11.5.26)
Bu sebeple “süreç”in “yeni politik ajanda tezgâhları”nın kurulduğu ifade ediliyor. İktidar mahfillerince gündeme getirilmek istenen “yeni anayasa” paravanında “partili Cumhurbaşkanının ömür boyu koltukta kalması, tek kişilik otoriter rejim hesabına süreçin suiistimaliyle terörist başının tâlimatıyla DEM’in cumhur ittifakına devşirilmesi” hararetle tartışılıyor.
Özetle, İmralı’dan Kandil’e “süreç’te donma noktası”na gelindiği yorumları yapılıyor. “Süreç”te tıkanmanın ötesinde başarısızlıkla akıbetsizliğin sinyalleri çalıyor. Ana muhalefete bir hâkim üzerinden siyasî operasyonun çekildiği vartada, erken ya da baskın seçimde millet nezdinde itibar görmeyen “süreç”in akametinin sorumluluğunu almama komplosunun tekrarlandığı söyleniyor.
Ve “Saray iktidarı, 28 Şubat 2015’te Dolmabahçe masasını devirdiği gibi siyasî hesaplarla son “süreç masası”nı da mı devirmeye hazırlanıyor?” sorusu soruluyor.