Yoğun gündemde Ankara’dakilerin İsrail’in soykırımını ve zulmünü “yasallaştıran” “Filistin Eylem plânı” komplosunda yer almaları ikiyüzlü siyaseti açıkça sırıtıyor.
Başta Azeri petrolünün Türkiye limanlarından sevkiyle İsrail’le ticaretin katlanarak tam gaz devamını protesto edenler kelepçelenirken, Amerika’nın Ankara Büyükelçisi Tom Barrrack’ın “sömürge valisi” kibriyle bölgedeki İslâm ülkelerine “Siyonist-Evanjelik projeleri”nde kullanacakları “iyicil monarşileri” - “tek adam rejimleri”ni telkinine suskunluk sürüyor.
Çarpıklık, Cumhurbaşkanı’yla bakanların, Amerikan Yahudî sermayesinin en büyük konsorsiyumu başındaki soykırımın finansörü Laurence Fink’le gizlenen görüşmesiyle de kalmıyor.
150 ülkeden 66 uluslararası kuruluştan katılımcıların, devlet - hükümet başkanlarıyla bakanların katıldığı Antalya Diplomasi Forumu’nda Dışişleri Bakanı, Netanyahu’nun New York’ta Trump’la kotardığı “Siyonist ilhak plânı”yla Filistin’i bütünüyle “İsrailleştirme” operasyonunu “diplomasi zaferi” olarak sunup “yürekten destekliyoruz” demesi “pes!” dedirtiyor.
“İŞGAL PROJESİ”NE DESTEK “VİZYON”MUŞ!
En çarpığı da saldırıya uğrayan İran’ı “kınayıp”, 168 kız çocuğunu katletmekle savaş fitnesini ateşleyen saldırgan ABD’yle Trump’u tek kelime eleştirmeyen Bakan’ın, “plân”daki “Gazzelilerin Gazze’den tasfiyesi”ni, “hiçbir Filistinli grubun Gazze yönetiminde yer almaması”nı, “barış ve istikrar adımı” olarak methetmesi.
Küresel emperyalistlerin uydusu ve taşeronu Körfez emirlikleriyle, uluslararası işgal ortaklarıyla İsrail ordusunun Gazze’ye konuşlandırılmasına, Filistin’deki bütün askerî merkezlerin, silâhların, savunma altyapısının, tünellerin imhasıyla savunmasız hale getirilmesi kumpasına övgüler yağdırması.
“Turizme açma, eğlence merkezi, kumarhane yapma” paravanında göz göre göre enerji hatları, doğalgaz, petrol, hidrokarbon kaynaklarını sondajlayıp hortumlama sömürüsü uğruna “Gazze’yi İsrail’e katma tertibi”ni “Cumhurbaşkanı’nın bölge liderleriyle başardıkları vizyon!” olarak allayıp pullaması. Dahası, “Bölgede güveni zedeleyip çatışmaları artıranların arasına her defasında 100’lerce sivili katleden “soykırım”cı İsrail’in bombaladığı Lübnan’ı, ABD ile saldırdığı İran’ı sayması. (gazeteler, 13.4.26)
Özetle, Trump’ın kendini başkan atadığı sözde “apolitik, teknokrat komite”nin başına Irak işgalinde “kimyasal silâh’ yalanı” uydurucularından İngiltere eski Başbakanı Tony Blair’in “sömürge valisi” gibi “komite”nin getirilmesi ifsadı ifşa ediyor.
“BÜYÜK İSRAİL PROJESİ”NDE YER ALIYOR!
Aslında Amerikan Jeolojik Araştırma Merkezi’nin -2010 yılı- raporunda Doğu Akdeniz’de özellikle İsrail’in Leviathan ve Mısır’ın Zorh havzalarında 3,4 trilyon metreküp gaz olmasına karşı, -BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı Raporu’yla- “işgaldeki Filistin topraklarında toplam ispatlanmış 1,525 milyar varil petrol rezervinin olması, işgalin temelinde gaz - petrol kaynaklarının ötesinde “Filistin’in topyekûn İsrailleştirilmesi” tesbitini teyid ediyor. (Mühdan Sağlam, [email protected], 25.10.23)
İsrail’in, Gazze halkını sürüp gaz ve petrol yataklarının bulunmadığı Batı Şeria’ya ve Doğu Kudüs’e saldırılarını arttırması, BM kararlarını şımarıkça çiğneyerek yasadışı Yahudî yerleşim birimlerini dayatması, Suriye’nin yanısıra Lübnan’a küstahça saldırılarla işgali genişletmesi, maksadı alenîleştiriyor.
Ve asıl maksadın, Kudüs’ü İsrail’in başşehri ilânına, küresel emperyalistlerin taşeronu Şara’yla İsrail’in Suriye’nin silâh kapasitesini, savunma mekânizmasını tahribe, kuşattığı Şam’ı bombalamaya, Golan Tepelerini işgale cüretlendiren Trump’ın Siyonist damadıyla Evanjelik danışmanlarının “yüzyıl plânı”yla “arz-ı mev’ud’-‘büyük İsrail” tertibine alan oluşturulması olduğunu yeniden tescilliyor.
Sonuçta, İsrail’in 100 bin sivili katledip, milyonlarca Filistinliyi yurtlarından ederek yıkıp yaktığı Gazze’yi “işgal planı’nın, dört yüz yıl Filistin’e hâmilik etmiş Osmanlının verâsetini üstlenen Türkiye’deki Saray iktidarınca resmen sahiplenmesi vehameti açığa çıkıyor.
Basit politik çarpıtmalarla karambola getirilip üstünün örtülmesi bundan…