"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AYM Başkanının yakınmasıyla

Cevher İLHAN
12 Haziran 2020, Cuma
“Adalet, bağımsız ve tarafsız yargı tarafından verilen hakkaniyete uygun kararların hakkıyla icrasını gerektirmektedir” diyen Anayasa Mahkemesi Başkanının “AYM’nin verdiği ihlal kararlarından yarıdan fazlası, yüzde 52,1 oranında âdil yargılanma hakkının ihlal edildiğini görüyoruz” yakınması, Türkiye’de yargının bağımsızlık ve tarafsızlığı konusunu yeniden gündeme getirdi. (gazeteler, 9.6.20)

Aslında sadece AYM kararlarında değil, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde de (AİHM) Türkiye “âdil yargılama hakkının ihlal edildiği ülkeler”in başında geliyor. AİHM’in 2019 yılında verdiği kararların neredeyse yarısı, Rusya, Türkiye ve Ukrayna’ya ilişkin.

Bundandır ki AİHM raporunda, hukuk çevrelerinin bütün çağrılarına rağmen, dolandırıcılık, hırsızlık, darp, gasp, rüşvet, taksirli katl, uyuşturucu, çete - mafya suçu mahkûmlarının tahliyelerine karşı düşüncelerini yazan, iktidarı eleştirici bir tweet atan, görüşlerini açıklayan tutuklu gazetecilerin, yazarların, hukukçuların, akademisyenlerin, insan hakları aktivistlerinin ve siyasetçilerin son “infaz yasası” kapsamına alınmamasına dikkat çekilmiş.

Keza geçen yıl karara bağlanan 113 davanın 96’sında yine en az bir hak ihlali olduğu tesbitiyle Türkiye, en çok ihlal edilen hakkın ifade özgürlüğü olduğu ve vatandaşlarının düşünce ve ifadelerinden dolayı en fazla mahkûm edildiği ülkeler arasında ilk sırayı alıyor.

HAYIFLANMALAR DEVAM EDİYOR

Yine bundandır ki “ifade ve basın özgürlüğünün korunması”yla ilgili Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) “Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin kanaat, haber ve görüş alma ve verme özgürlüğünü de kapsar” esasını belirleyen 10. maddesinin ihlâlinde Türkiye Rusya’yı bile geçiyor.

Bu sebeple, hukukun siyasi iktidarın güdümünde “tâlimatla siyasallaştırıldığı” vartada Türkiye, “hukukun üstünlüğü endeksi”nde 126 ülke arasında 109. sıraya düştüğü açıklanıyor.

AYM Başkanı “Bizim gibi olmayan, bizim gibi düşünmeyen ve bizim gibi yaşamayanların da haklarının olduğunu kabul etmemiz gerekir” diyor; lâkin sırf iktidarı eleştirdiği için gazetecilerin yaptıkları ve hatta “yapmadıkları haberler”den dolayı tutuklanması vaziyeti ele veriyor.

Ve bu çarpıklığın baş sebeplerinden biri, hukukçuların ikazıyla Terörle Mücadele Kanununun 7. maddesinin ikinci bendindeki “terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır” ibaresiyle, düşünceyi ifâdenin “suç” sayılıp cezâlandırılması geliyor.

Bu yüzden, gözaltı ve tutuklama furyasında yıllardır “yargısız infaz”la, haksız kararlarla tutuklanarak temel hak ve hürriyetlerinden mahrum edilen on binlerce vatandaş haksızlığa ve hukuksuzluğa uğramış. Henüz iddianamesi hazırlanmayan, sahte ihbarlarla, gizli istihbarat jurnalleriyle, tek kelime savunmaları alınmadan on binlerce kadının, yaşlının, binlerce çocuk, bebek, ve hastanın, yüzlerce ağır hastanın bulunduğu 60 binden fazla insanın tutukluluğu sürüyor.

Özetle, yüksek yargı başkanlarının ikrarıyla yargıya güvenin yüzde 30’lara indiği, hâlen Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişâre Kurulu üyesi AKP’li Adalet eski bakanın “mahkemelerin bağımsızlığına ve hâkim teminatına” dair “Anayasanın 138. maddesinin öldüğü” hayıflanmasıyla izhar edilen “yargısız infaz” vahameti devam ediyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün değerlendirmesiyle, Meclis’te “tarafsızlık yemini” eden “partili” Cumhurbaşkanının muhalefete ağır tahkir ve tahrikleri soruşturulmazken, muhalefet sözcülerinin “siyasî parti başkanı”na karşı savunma ve cevapları “hakaret” olarak görülüp “cumhurbaşkanına hakaret”ten 20 binden fazla soruşturma başlatılmış, 6 bin ceza dâvâ açılması garabeti sergilenmiş.

“ÂDİL YARIGLAMA” HAKKI İÇİN…

Bu açıdan AYM Başkanının, “Anayasanın 138. maddesine göre, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve tâlimat veremeyeceğini, genelge gönderemeyeceğini, tavsiye ve telkinde bulunamayacağını” nazara verip, “âdil yargılama hakkı”yla adâletin, bağımsız ve tarafsız yargı tarafından verilen hakkaniyete uygun kararların hakkıyla icrası gereğini vurgulaması fevkalâde önemli.

Zira bu beyân, yargının yürütmenin direktifleri doğrultusunda harekete zorlandığının ve adâlet sistemi ve demokratik işleyişin tahrip edildiğinin bir nevi ikrarı oluyor.

Bunun içindir ki, haksızlık ve hukuksuzlukların önlenmesi, hakkın ve hukukun hayata geçirilmesi ve âdil yargılama hakkının temini için âcilen hukuka göre doğru “terör tanımı”yla düşünceyi ifâdenin suç olmaktan çıkarılması, hukuk dışı tutuklulukların, haksız ve hukuksuz yargılamaların sona erdirilmesi gerekiyor.

Okunma Sayısı: 2179
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Müslüm

    12.6.2020 13:15:38

    ALLAH razı olsun abi çok güzel bir yazı kaleme almışsınız. Adil kadere ve ilahi adalete sığınarak sabır ve şükür ile magdurlara masumlara rabbim yardımcısı olsun insallah. Bu da geçer ya hu...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı